Lafı sözü uzatmadan son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim ki vakit kaybedilmesin devlet aklı diye bir şey yoktur!

Devlet aklı diye bir şey yoktur çünkü devlet sadece bir tüzel kişiliktir ve tüzel kişiliklerin kendilerine mahsus bir aklı olmaz! 

Akıl sadece gerçek kişilere ait bir niteliktir ve devlet de bir gerçek kişi değil sadece biz var olduğunu kabul ettiğimiz için var olduğu varsayılan bir tüzel kişiliktir.

Devlet aklı denilen şey aslında devleti yöneten politikacı ve bürokratlara ait olan akıldır! 

Bu yüzden de devlet aklı diyerek bir takım politikacı ve bürokratların aklına kutsallık kazandırmaya, onları eleştirilerden ve sorgulamadan muaf tutmaya çalışmak son derecede yanlıştır.

Bu konuya niye girdim derseniz malum-u âliniz bu günlerde bir Öcalan sevdası her yeri kaplamış halde, adama güzelleme yapan yapana. Bebek katili terörist Öcalan’ın inisiyatifi ile terör sorununun bitirilebileceğini iddia eden ve başını da şaşırtıcı bir şekilde Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçelinin çektiği bir takım siyasetçi ve yazarçizer taifesi durmadan konuşuyor ve Öcalan’dan medet umuyor.

Herkes biliyor; Öcalan eli kanlı bir bebek katilidir, bu terörist yıllardır PKK adlı terör örgütünün elebaşılığını yapıyor. Öcalan Türkiye’de on binlerce insan kaybına ve milyarlarca dolar mali külfete yol açmış eli kanlı bir teröristtir ve bu kişinin bu niteliği mahkeme hükmü ile de sabittir.

Bebek katili Öcalan Başbakan Bülent Ecevit tarafından son derecede başarılı bir operasyon ile Suriye’de saklandığı delikten çıkarılmış, kaçmaya sığınmaya çalıştığı her yerde adım adım izi sürülmüş ve en nihayetinde 15 Şubat 1999 tarihinde yakalanmış, son derecede adil bir mahkemede dünyanın gözü önünde yargılanarak mahkûm olmuş, kodese tıkılmıştır.

Şimdi 25 yıl sonra bu teröristi tıkıldığı delikten çıkarıp, onun talimatı ile terörün bitirebileceğini iddia edenin aklından, vicdanından ve ahlakından şüphe etmek gerekmez mi?

Elbette Türk Milleti bu yapılanları büyük bir şaşkınlık, öfke ve infial ile izlemektedir. İşte bu infial, öfke ve bunun yaratacağı tepkiden korkan siyasetçiler de kendi akıllarını devlet aklı diye pazarlayarak kamuoyu infialini etkisizleştirmeye, tepkileri yatıştırmaya çalışmaktadır.

Bende bu onlar tarafından yapılan bu propagandayı etkisizleştirmek ve yapılanın bir takım politikacıların aklı ile yapıldığını ortaya koyabilmek için bu konuya girdim.

Biliyoruz ki Türk Milleti devletine çok saygı gösterir, onun kararlarına itibar eder, kolayca boyun eğer. İşte Bahçeli gibi bir takım politikacılar bu saygıyı istismar ederek savlarını halka yutturmak, kolayca kabul ettirmek derdindedir.

Peki, bu saçma konu niye gündeme geldi?

Ortada bir pazarlık mı var?

Pazarlık varsa pazarlığın konusu ne?

İşin açığı bunu bilmiyoruz, bilmiyoruz çünkü süreç şeffaf bir şekilde yürütülmüyor. Bildiğimiz tek bir şey var o da iktidar bir anayasa değişikliğine muhtaç ve bir anayasa değişikliği yapabilmek içinde DEM partinin oyuna gereksinim duyuyor.

Diğer yandan kabak gibi ortada Kuzey Suriye’de bir Kürt Devleti kuruldu ya da kurulmak üzere ve bu kuruluşa Türkiye’nin taş koymaması askeri bir müdahalede bulunmaması gerekiyor. 

Malum Kuzey Irak’da da bir Kürt devleti kurulması için çalışmalar son noktasında Türkiye’ye bu konuda da boyun eğdirilmesi gerekiyor.

Olası en büyük pazarlık konusu işte tam bu noktada ortaya çıkıyor!

Ayrıca malum her iki projeyi de hem ABD ve hem de İsrail, yani dış güçler hararetle destekliyor.

Fakat bir Kürt devleti kurmak isteyenlerin öncelikle Türkiye’yi razı etmesi gerekiyor. Diğer yandan bir Kürt devletini dünyaya kabul ettirebilmek için bu devletin terör ile bağının da olmaması lazım ve bu noktada PKK’nın feshedilmesi açık bir gereklilik.

Öcalan’ın affı ile Irak ve Suriye’de bir Kürt devletinin kurulması doğal olarak DEM partinin hedef ve siyasetine oldukça uygundur.

Peki, bunlar DEM’e verilirse DEM’de Cumhur İttifakının isteği doğrultusunda bir anayasa değişikliğine evet oyu vermez mi?

Sonuçta DEM kafasındaki politikacılar için Türkiye’nin menfaatleri, demokrasisi ya da ortaya çıkacak beka sorunu ne kadar önemli?

Ayrıca Türkiye’yi bölmek isteyenler şunu çok iyi biliyor bu güne kadar dünyada bölünen hiçbir demokrasi yoktur ve Türkiye bir demokrasi olmaya devam ettiği müddetçe Türkiye’yi bölmek asla mümkün olmayacaktır. 

Türkiye’yi diktatörlüğe dönüştürecek bir anayasa değişikliği ise Türkiye’yi bölmek, Türk topraklarında bir Kürdistan kurmak isteyenler için ise bir fırsat ve umut kaynağıdır.

Neticede ortada kesişen bir ihtiyaçlar kümesi var ve bir al gülüm ver gülüm pazarlığı dolanıyor gibi, bakalım bakalım evdeki hesap çarşıya uyacak mı?