Galatasaray’da gündem, her geçen gün biraz daha seçim eksenine kayıyor. Mayıs ayına doğru ilerlerken, sadece sahadaki sonuçlar değil, yönetim katında yaşanacak gelişmeler de belirleyici olmaya aday.
Başkan Dursun Özbek’in adaylığını duyurması da bu sürecin artık geri dönüşü olmayan bir yola girdiğini gösteriyor.
Aslında bu karar kimse için sürpriz sayılmaz. Ancak dikkat çeken nokta, açıklamanın içeriğinden çok, nasıl yapıldığı… “Erken” vurgusuyla birlikte gelen adaylık ifadesi, temkinli bir dilin arkasına saklanmış net bir irade ortaya koyuyor. Bu da bize şunu anlatıyor: Galatasaray’da seçim süreci resmi olarak başlamasa da, fiilen çoktan start almış durumda.
İşin perde arkasına bakıldığında ise tablo biraz daha hareketli. Yönetim içinde bazı isimlerin değişebileceğine dair iddialar, sıradan bir revizyonun ötesine geçiyor. Çünkü burada konuşulan sadece kişiler değil, aynı zamanda kulübün yönetim anlayışı. Özellikle Futbol A.Ş tarafında dile getirilen değişim ihtimali, mevcut yapının sorgulandığını da açıkça ortaya koyuyor.
Bir diğer önemli başlık ise teknik direktör meselesi… Yani, Okan Buruk’un devam edip etmeyeceği konusu, aslında Galatasaray’ın geleceğe dair bakışını da özetliyor. Resmi cepheden yapılan “Zamanı var” açıklamaları, bilindik bir yaklaşım. Ancak futbolun doğasında her şeyin bu kadar net ve planlı ilerlemediğini biliyoruz. Buruk’un beklemede kalması ise son derece anlaşılır bir durum. Çünkü önünde netleşmemiş bir tablo var. Mayıs ayında şekillenecek yeni yönetim, onun kariyer rotasını doğrudan etkileyecek. Böyle bir ortamda, aceleyle verilmiş bir kararın kimseye faydası olmayacağını o da biliyor.
Üstelik sadece iç dinamikler de yok… Avrupa’dan gelen ilginin varlığı, bu süreci daha da hassas hale getiriyor. Başarıyı yakalayan bir teknik adamın taliplerinin olması doğaldır. Burada kritik olan, Galatasaray’ın Buruk’a nasıl bir gelecek sunduğu ve ne kadar güven verdiğidir.
Tüm bu gelişmelere bakınca ortaya çıkan tablo oldukça net: Galatasaray’da mesele sadece bir başkanlık yarışı ya da teknik direktör sözleşmesi değil.
Mayıs ayına kadar geçecek süreçte sahada alınacak sonuçlar da elbette önemli olacak. Ancak en az onun kadar belirleyici olan bir başka alan daha var: Kulisler. Çünkü Galatasaray gibi büyük camialarda bazen hikâyenin aslı, göz önünde yaşananlardan değil, perde arkasında şekillenen gelişmelerden okunur. Yani, sonuç itibarıyla herkes aynı sorunun cevabını arar noktada. Bakalım bu süreç Galatasaray’ı nasıl bir geleceğe taşıyacak? Evet bu sorunun ve tüm bilinmeyenlerin yanıtını önümüzdeki kısa zaman dilimi net bir biçimde ortaya koyacak.
Hoşçakalın…