Mevsimler yalnızca doğayı değil, insanın iç dünyasını da sessizce dönüştürür.
Yaz ayları geldiğinde hava ısınır, günler uzar ve yaşamın ritmi fark edilir biçimde değişir.
Bu değişim çoğu zaman ruhumuza da yansır.
Ancak yazın bize iyi gelmesi yalnızca güneşli havalara bağlı değildir, asıl belirleyici olan bu dönemi kendimizle nasıl geçirdiğimizdir.
Yoğun yaşam temposu içinde insanlar çoğu zaman dinlenmeyi erteleyen bir alışkanlık geliştiriyor.
Sürekli üretmek, yetişmek ve sorumlulukları tamamlamak zorundaymışız gibi hissediyoruz.
Oysa zihnimiz de bedenimiz kadar molaya ihtiyaç duyar.
Yaz mevsimi bu ihtiyacı fark etmek ve kendimize küçük nefes alanları oluşturmak için önemli bir fırsattır.
Bazen ruhumuzu iyileştiren şeyler düşündüğümüz kadar büyük değildir.
Sabahın serinliğinde yapılan kısa bir yürüyüş, gölgede okunmuş birkaç sayfa kitap, bir dostla edilen samimi bir sohbet ya da sadece kuş seslerini dinlemek bile zihinsel yükümüzü hafifletebilir.
Çünkü psikolojik iyi oluş, çoğu zaman hayatın küçük ayrıntılarında saklıdır.
Yaz aylarında doğayla daha fazla temas etmek de ruh sağlığını destekleyen önemli alışkanlıklardan biridir.
Açık havada geçirilen zaman, hareket etmek ve gün ışığından yararlanmak hem bedensel hem de duygusal açıdan daha dengeli hissetmeye katkı sağlayabilir.
Bunun yanında düzenli uyku, yeterli du tüketimi ve dengeli beslenme de ruh halimizi düşündüğümüzden daha fazla etkiler.
Öte yandan yaz mevsimi herkes için aynı duyguları beraberinde getirmeyebilir.
Tatil yapamamak, ekonomik kaygılar, yalnızlık hissi ya da sosyal medyada görülen kusursuz yaşam kareleri bazı kişilerde yetersizlik duygusunu artırabilir.
Her günü mükemmel geçirmek zorunda değiliz.
Sürekli mutlu olmak da gerçekçi bir beklenti değildir.
Bazen dinlenmek, hiçbir şey yapmamak bazen de sadece kendimizi dinlemek ruh sağlığımız için en doğru seçim olabilir.
Bu nedenle kendi yaşamımızı başkalarının seçilmiş anlarıyla karşılaştırmak yerine kendi gerçekliğimize odaklanmak çok daha sağlıklı bir yaklaşımdır.
Belki de bu yazın en büyük kazancı daha çok yere gitmek değil, kendi iç dünyanıza biraz daha yaklaşabilmektir.
Çünkü insanın gerçek huzuru dış koşulların kusursuz olmasından değil, kendi iç sesiyle barışabilmesinden doğar.
Yazın Hafifliği, Ruhun İhtiyacı
Sera Aydaş
Yorumlar
Trend Haberler
Bakan Güler: Savunma sanayi ihracatı 10 milyar doları aştı
Yeni Maaş Tabloları Netleşti: Memur ve Emekliye Yüzde 13,52 Zam!
Ankaralılar yaz aylarında ATA Çiftliği’nde doğayla buluşuyor
Erdoğan, Trump ile Kol Kola!
Kartal'da kayıp olarak aranan Gülay Polat cinayete kurban gitti
Bursa'da orman ürünleri fabrikasında yangın paniği