Bir ‘Dünya Kupası’nı değerlendirirken çoğu zaman aklımızda kalanlar; atılan goller, sürpriz sonuçlar, yıldız futbolcular ve kupaya uzanan ya da futboluyla öne çıkan takımlar olur. Oysa bazen turnuvaların gerçek başarısı, gözümüzün önünde olmasına karşın pek fark edilmeyen ayrıntılarda gizlidir.
Bu turnuva da tam olarak böyle bir organizasyon oldu.
Elbette sahada yüksek tempo, mücadele gücü ve disiplinli futbol dikkat çekiyor. Takımlar artık sadece yetenekleriyle değil, oyun planlarına olan sadakatleriyle de başarı arıyor. Ancak turnuvanın en önemli kazanımlarından biri, futbolun akıcılığını korumaya yönelik uygulamalar oldu.
Özellikle taç atışlarında, kornerlerde ve diğer duran toplarda zaman geçirmeye çalışan futbolculara karşı hakemlerin gösterdiği tavır son derece net. Oyunu soğutmaya yönelik davranışlara artık eskisi kadar müsamaha gösterilmiyor. Futbolun seyir zevkini azaltan bu alışkanlıkların üzerine kararlılıkla gidilmesi, maçların temposunu da doğal olarak yukarı taşıyor.
Tüm bunların da ötesinde asıl dikkat çeken nokta, hakem performansları...
Bu satırları yazdığım Pazar gecesi itibarıyla, I Grubundaki Fransa – Senegal maçının Avustralyalı hakemi Alireza Faghani’nin Mbabppe’ye yapılan harekete penaltı çalmayıp, VAR incelemesinde de hatalı kararını düzeltmemesi dışında, bugüne kadar oynanan karşılaşmaların ardından neredeyse hiçbir hakem için, “Maçın önüne geçti”, “Sonucu etkiledi” ya da “Maçı katletti” yorumlarını duymadık. Çünkü hakemler kendilerini değil, futbolu öne çıkarmayı başardılar.
Oysa biz, ne yazık ki yıllardır bambaşka bir tabloya alıştık.
Türkiye’de sezon boyunca haftalarca futbolu değil, hakemleri konuşuyoruz. Güzel bir golün, iyi bir taktik mücadelenin ya da futbolcunun olağanüstü performansının önüne çoğu kez tartışmalı düdükler geçiyor. Bazen bir yanlış karar, doksan dakikalık emeği yok ediyor. Bazen de hakem, farkında olarak ya da olmayarak maçın kaderini belirleyen kişi hâline geliyor.
İşte asıl sorun da burada başlıyor zaten. Çünkü hakem, futbolun başrol oyuncusu değildir. Görevi oyunu yönetmek, adaleti sağlamak ve mümkün olduğunca görünmeden karşılaşmanın tamamlanmasına katkı sunmaktır. Dünyanın en büyük organizasyonunda bunu başarabiliyorsanız, demek ki doğrusu da budur.
Bu nedenle Dünya Kupası’nı yalnızca Milli Takımımızın elde ettiği sonuçlar açısından değerlendirmemek gerekiyor. Burada sergilenen hakemlik anlayışı da üzerinde dikkatle durulması gereken önemli bir örnek oluşturuyor.
Dileğim, bu turnuvadan sadece futbolcularımızın değil, hakemlerimizin de gerekli dersleri çıkarmasıdır. Çünkü adaletin hissedildiği bir maçta kazanan yalnızca bir takım olmaz. Futbol kazanır, tribünler kazanır, ekran başındaki milyonlar kazanır.
Türk futbolunun bugün en fazla ihtiyaç duyduğu şey de bu zaten. İşte o gün geldiğinde, konuşacağımız tek şey futbol olacaktır.
Kalın sağlıcakla.
Hakem Performansları Dikkat Çekici…
Erden Aktoğu
Yorumlar
Trend Haberler
Sarot Grup'tan Mudurnu'ya sağlık, eğitim ve turizm yatırımı
“NATO Zirvesi Ankara için bir fırsattır”
Karşıyaka'da Yamanlar Dağı eteklerinde orman yangını
Seferihisar Belediyesi'nde başkan vekili belli oldu
Bakan Güler: Savunma sanayi ihracatı 10 milyar doları aştı
İsveç ve İzlanda başbakanları NATO Zirvesi için Ankara’da