Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Ankara’da düzenlenen "Müttefikler Ankara’da" programında NATO’nun geleceği, savunma politikaları ve müttefiklerin sorumluluklarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İletişim Başkanlığı, Münih Güvenlik Konferansı ve SETA Vakfı iş birliğiyle düzenlenen programa Güler’in yanı sıra İletişim Başkanı Burhanettin Duran da katıldı.
"Savunma bütçeleri kabiliyete dönüşmeli"
NATO’nun kuruluşundan bu yana yalnızca askeri bir ittifak olmadığını belirten Güler, ittifakın kolektif savunma, siyasi dayanışma ve transatlantik bağın kurumsal yapısı olduğunu ifade etti.
NATO’nun Soğuk Savaş sonrası dönemde değişen tehditlere göre kendini yenilediğini söyleyen Güler, günümüzde yeni bir güvenlik sürecine girildiğini belirtti.
Güler, "Böylesine kritik bir dönemde Avrupalı müttefikler daha fazla sorumluluk üstlenmelidir. Ancak bu yalnızca daha yüksek bütçe rakamları açıklamakla gerçekleştirilemez. Savunma harcamaları; hazır birliklere, eğitimli personele, mühimmata, dayanıklı lojistik sistemlere, bütünleşik komuta yapılarına ve muharebe edebilir kuvvetlere dönüşmelidir" dedi.
Türkiye'nin NATO'daki rolüne vurgu yaptı
Türkiye’nin NATO içerisindeki askeri kapasitesine dikkat çeken Güler, Türkiye’nin güçlü bir ordu yapısı, operasyonel tecrübesi ve savunma sanayisiyle ittifaka önemli katkılar sunduğunu söyledi.
Türkiye’nin 1952 yılında NATO’ya katılmasından bu yana risk alan ve sorumluluk üstlenen bir ülke olduğunu belirten Güler, "Türkiye, NATO’nun ikinci büyük ordusuna ve en yetenekli kuvvetlerinden birine sahiptir" ifadelerini kullandı.
Güler, Türkiye’nin Kosova’dan Akdeniz’e, Baltık bölgesinden Karadeniz’e kadar NATO görevleri, harekatları ve tatbikatlarında aktif rol aldığını belirtti.
"Caydırıcılık sadece bütçeyle oluşturulmaz"
NATO’nun geleceğinin yalnızca savunma harcamalarının artırılmasıyla şekillenmeyeceğini ifade eden Güler, caydırıcılığın eğitimli personel, hazır kuvvetler, güçlü lojistik, hava ve füze savunması, siber dayanıklılık ve gelişmiş savunma sanayisiyle mümkün olacağını söyledi.
Türkiye’nin önümüzdeki dönemde hava ve balistik füze savunması, uzun menzilli ateş sistemleri ve insansız sistemlerin tedarikine öncelik verdiğini belirten Güler, Türk savunma sanayisinin ulaştığı seviyenin NATO’nun kabiliyet açıklarının kapatılmasına katkı sağlayabileceğini dile getirdi.
"Türkiye'nin dışlanması Avrupa'yı daha güvenli yapmaz"
Avrupa güvenliğinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Güler, Avrupa’nın savunmaya daha fazla katkı sağlamasını desteklediklerini ancak bu sürecin NATO ile rekabet halinde olmaması gerektiğini söyledi.
Güler, "Askeri kapasitesi, gelişmiş savunma sanayi, operasyonel tecrübesi ve jeostratejik konumuyla uluslararası güvenlik mimarisinin başat üyelerinden biri olan Türkiye’nin dışlanması Avrupa’yı daha güvenli hale getirmeyecektir" dedi.
"Ankara Zirvesi kritik bir eşik"
Bakan Güler, Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi’nin ittifakın geleceği açısından kritik öneme sahip olduğunu belirtti.
Zirvede NATO’nun birlik ve beraberliği, savunma yatırımları, Ukrayna’ya destek, savunma sanayi üretimi ve caydırıcılığın sürdürülebilirliğinin ele alınacağını aktaran Güler, siyasi taahhütlerin güçlü askeri kapasiteyle desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Duran: Ankara Zirvesi NATO için dönüm noktası
İletişim Başkanı Burhanettin Duran da Ankara Zirvesi’nin NATO’nun tarihsel dönüşümünde önemli bir aşamayı temsil ettiğini söyledi.
Duran, günümüzde büyük güç rekabeti, bölgesel çatışmalar, teknolojik dönüşüm ve hibrit tehditlerin güvenlik ortamını değiştirdiğini belirterek, NATO’nun yeni tehditlere karşı kolektif savunma anlayışını yeniden değerlendirmesi gerektiğini ifade etti.




