Önce kısa bir not: Gazetede yayımlanacak bir yazıda doğrulanmamış rakamlar kullanmamak gerekir. Bu nedenle aşağıdaki yazıda kamuoyuna yansıyan olaylar, uzman açıklamaları ve resmi önlemlerden yararlandım. Son yıllarda sahte ilanlar, kapora dolandırıcılıkları ve yanıltıcı emlak ilanları nedeniyle çok sayıda vatandaşın mağdur olduğu; hatta bazı olaylarda kısa süre içinde onlarca kişiden kapora toplandığı yönünde açıklamalar yapılmıştır. Ayrıca Ticaret Bakanlığı’nın ilan doğrulama sistemini devreye alması da bu sorunun boyutunu göstermektedir.
Herkese merhabalar değerli okurlarım, bu haftaki konumuz; emlak sektöründe güven, yaşanan mağduriyetler ve yatırım yaparken dikkat edilmesi gerekenler.

Bir insanın hayatı boyunca verdiği en önemli kararlardan biri ev sahibi olmaktır. Kimimiz yıllarca biriktirdiğimiz parayla bir daire alırız, kimimiz emekli ikramiyemizi bir arsaya yatırırız, kimimiz çocuklarımızın geleceğini düşünerek bir iş yeri satın alırız. Bazılarımız ise sadece başımızı sokabileceğimiz güvenli bir kiralık ev ararız. Ancak işin içinde yılların emeği ve alın teri olunca, yapılan en küçük hata bile büyük kayıplara dönüşebiliyor.

Öncelikle şunu açıkça söylemek isterim. Nasıl her sektörde dürüst ve işini hakkıyla yapan insanlar varsa, emlak sektöründe de son derece profesyonel çalışan, müşterisinin hakkını koruyan ve güvene dayalı hizmet veren binlerce insan bulunmaktadır. Ancak ne yazık ki her sektörde olduğu gibi burada da çürük elmalar vardır. İşte sorun da tam burada başlamaktadır.

Son yıllarda haber bültenlerini izlediğimizde, sosyal medyaya baktığımızda ya da çevremizdeki insanlarla konuştuğumuzda benzer hikâyeler duymaya başladık. Bir kiralık ev bulduğunu sanan vatandaş kapora gönderiyor, ardından telefonlar kapanıyor. Bir arsa yatırımı yapan kişi yıllar sonra aldığı yerin imara açılmayacağını öğreniyor. Bir iş yeri satın alan vatandaş tapu kayıtlarında karşısına çıkan sorunlarla mücadele etmek zorunda kalıyor. Daha da kötüsü, bazı insanlar hayatlarının birikimini henüz temel aşamasındaki projelere yatırıp yıllarca teslim edilmeyi bekleyen konutlarla karşı karşıya kalabiliyor.

Yakın zamanda kamuoyuna yansıyan bir olayda, kiralık ev arayan bir vatandaşın sahte ilan üzerinden tam 76 bin lira göndererek mağdur olduğu açıklandı. Daha da çarpıcı olan ise sektör temsilcilerinin verdiği bilgilerdi. Yapılan açıklamalarda, bazı dönemlerde yalnızca bir saat içerisinde onlarca kişiden kapora toplandığı yönünde ihbarlar aldıklarını ifade ettiler. Düşünebiliyor musunuz? İnsanlar bir ev bulduklarını sanarken aslında hayallerini dolandırıcılara teslim ediyorlar.

Üstelik bu durum yalnızca kiralık evlerde yaşanmıyor. Satılık konutlarda, arsa yatırımlarında ve iş yeri satışlarında da benzer mağduriyetlerle karşılaşılabiliyor. Özellikle piyasa değerinin çok altında gösterilen ilanlar, vatandaşların dikkatini çekiyor. Fakat bazen bu ilanların arkasında gerçek bir satış değil, sadece insanların güvenini kazanıp para toplama amacı yatabiliyor.

İşin en üzücü tarafı ise mağdur olan insanların büyük bölümünün kötü niyetli kişilerden çok, umutlarına yenik düşmesi. Çünkü bir ev sahibi olma hayali kuran insan, karşısındaki kişinin kendisi gibi dürüst olduğunu düşünmek istiyor. Emekli maaşıyla yatırım yapan biri, yılların emeğinin boşa gitmeyeceğine inanmak istiyor. Anne ve babalar çocuklarının geleceği için birikim yaparken kimse dolandırılacağını düşünmüyor.

Özellikle topraktan satış olarak bilinen projelerde vatandaşlarımızın çok dikkatli olması gerekiyor. Elbette güvenilir ve geçmişinde başarılı projeler bulunan firmalar sayesinde binlerce kişi uygun şartlarla ev sahibi oldu. Ancak geçmişte yaşanan bazı örnekler gösterdi ki, ekonomik şartların değişmesi, mali sorunlar veya farklı nedenlerle bazı projeler gecikebiliyor hatta tamamlanamayabiliyor. Böyle durumlarda insanlar hem kredi ödemeye hem de kira vermeye devam etmek zorunda kalıyor.

Bu nedenle bir taşınmaz satın alırken sadece fiyatına bakmak yeterli değildir. Tapu kayıtları incelenmeli, imar durumu araştırılmalı, gerekli izinler kontrol edilmeli ve mümkünse uzman görüşü alınmalıdır. Özellikle arsa yatırımlarında “yakında imara açılacak” gibi sözlere değil, resmi belgelere güvenilmelidir.

Son yıllarda yaşanan mağduriyetler nedeniyle devlet de çeşitli önlemler almak zorunda kaldı. Sahte ilanların ve yetkisiz işlemlerin önüne geçebilmek amacıyla ilan doğrulama sistemleri devreye alındı. Bu bile aslında sorunun ne kadar büyüdüğünü göstermektedir. Eğer ortada ciddi bir problem olmasaydı, bu kadar kapsamlı tedbirlere de ihtiyaç duyulmazdı.

Sevgili okurlarım, yıllardır insanlarla iletişim halinde olan biri olarak şunu çok net söyleyebilirim; insanlar ev satın alırken beton almazlar, güven satın alırlar. İnsanlar arsa satın alırken toprak almazlar, gelecek satın alırlar. İnsanlar iş yeri satın alırken dükkân almazlar, umut satın alırlar.

Bu yüzden emlak sektöründe güven her şeyden önemlidir. Bir ev satın alırken kaybedilen para belki yıllar sonra yeniden kazanılabilir. Ancak kaybedilen huzuru, güveni ve zamanı geri getirmek kolay değildir. Gelin yatırımlarımızı yaparken acele etmeyelim. Belgeleri inceleyelim, sorular soralım, araştırma yapalım ve mümkün olduğunca kurumsal, şeffaf ve güvenilir yapılarla çalışalım.

Çünkü bazen birkaç günlük araştırma, yıllarca sürebilecek pişmanlıkların önüne geçebilir. Önümüzdeki hafta bir başka konuyla buluşmak üzere hepinize sağlıklı, huzurlu ve mutlu günler diliyorum.