Bazı anılar vardır, hiç hatırlamak istemezsiniz. Bazı anılar vardır, hiç unutmak istemezsiniz. Bazı hayatlar vardır, keşke diye iç çektiğiniz ve yaşamak istediğiniz. Bazı hayatlar vardır bırakın yaşamayı, yaşayanın yerine kendinizi koymanızı o hayatları okurken bile her satırında; bazen gözyaşına boğulursunuz, bazen nefretle al bir ata binip öfkenizi o hayatları yaşatanlara kusmak istersiniz bazen de Boyacı Fatma’yı bulup, alnından öpmek istersiniz.

Sevgili okuyanlarım: Boyacı Fatma ne gerçek yaşamdan alıntı bir romandır, ne kulaktan kulağa duyularak yazılmış bir romandır. İlk ağızdan Boyacı Fatma’nın anlatımıyla kızı Leyla Nennioğlu’nun kaleminden okuyucuya aktarımıdır.

Boyacı Fatma; Nennioğlu’nun kaleme aldığı ilk kitap, ilk eseri. Bu romanda gerçek bir yaşam hikâyesi okuyacaksınız. Gerçek yaşama eklenen hiçbir şey yok ama eminim unutulan pek çok şey vardır.

488036921 2839914392855796 1059376506352065170 N

Kitabın ön kapağında şöyle bir slogan var. “Satırlar, bazı anıların darağacıdır.” Bu sözün anlatmak istediğinin dışında benim anladığım; anlatıcının, yani Boyacı Fatma’nın: Her anıyı hatırladığımda, anlattığımda binlerce kez darağacında sallandım.

Ben kitapların arka kapak yazılarını eksikte olsa, kitabın “künyesi” olarak düşünürüm. Kitabın arka kapağında şöyle yazıyor: “Evet siz, Çocuk yaşta kadın olmanın ne kadar acı verdiğini biliyor musunuz?

O yaşlarda bir kadının kıskançlık denilen olgu yüzünden nasıl işkencelere maruz kaldığını hayal edebiliyor musunuz?

O yaşlarda anne olmanın yükümlüğünü, tek başına mücadele etmenin ne demek olduğunu anlayabiliyor musunuz?

Şiddetli yağmurun oluşturduğu çamur deryası evinizin içine dolduğunda çocuklarınızı kucağınıza alıp, onları kurtarmak için hem çaba gösterip hem isyan ettiniz mi?

Çocuklarınıza olan özleminizden dolayı kucağınızdaki bebekle sel gelmiş bir ırmaktan karşıya geçecek kadar ölümü göze aldınız mı?

7 çocukla hayata tutunmanın, kendini korumanın, onlara hem anne hem baba olmanın zorluğunu yaşadınız mı?

Yağmur suyuyla ekmeği ıslatıp çocuklarınıza yedirdiniz mi?

Evet siz,

Güzel kadın olmanın dezavantajlarını yaşayıp, iftiralara uğradınız mı?

Kendinizi koruyup, kötü niyetli insanlarla nasıl mücadele edeceğinizi düşündünüz mü?

Ben Boyacı Fatma,

Her insan gibi ben de faniyim. Ama mücadeleci yönüm beni diğer insanlardan biraz daha farklı kıldı.

Okuyun, okuyun ki;

Yürek güzelliğinin, mert bir kadın olmanın, azmin, anneliğin, mücadelenin bir kadını nasıl ve nereye getirdiğini görün...”

7997F612 40F0 43Cd Be15 068356400F10

Beş yüz kırk sayfa romanda alıntı yapılacak elbette pek çok şey var ama bu arka kapak yazısının üzerine alıntı yapmayı doğru bulmadım.

Bazı romanlar, zamanı öldürmek içindir. Bazı romanlar, bir şeyler öğrenmek, başka dünyalara adım atmak adım attığınız dünyayı tanımak içindir. Benim çok nadir etkilendiğim romanlardan olan Boyacı Fatma ise; on iki yaşında “Seni oğluma gelin götürüyorum” diye atının terkisine bindirip kaçıran, regl olması bekleyen, bir yıl sonra regl olduğunda ise zorla koynuna girilen ve kendisine “karı” yapılan bir kadının hikâyesidir. Sadece bu mu diye soranlara: Bu olay Boyacı Fatma’nın yaşam kesitinden en kolay an demek isterim. Onun için: “Satırlar, bazı anıların darağacıdır.” Bu sözün anlatmak istediğinin dışında benim anladığım; anlatıcının, yani Boyacı Fatma’nın: Her anıyı hatırladığımda, anlattığımda binlerce kez darağacında sallandım.” Kitabın ön kapağındaki sözün altını siyah kalemle ısrarla çizdim.

Merak eden dostlara şimdiden iyi okumalar dilerim.

LEYLA NENNİOĞLU: 10.10.1957 yılında Adana'nın Yumurtalık ilçesinin Asmalı köyünde annesin beş erkekten sonra altıncı çocuğu olarak dünyaya geldi. Beş yaşına gelinceye kadar köyde yaşadı. Kocasının işkencelerinden bıkan annesi, eşini terk ederek Mersin'e yerleşti. Okul hayatını Kuvayı Milliye İlkokulu, Dumlupınar Ortaokulu daha sonra el sanatlarına olan ilgisi nedeniyle Kız Meslek Lisesinden iyi bir derece ile tamamladı.

1977 yılında evlendi. Bu evlilikten Tuğçe ve Gökçe adlarında iki kızı oldu. Özel bir kursa yazılarak terzilik mesleğini ilerletti. 10 yıl terzilik yaptıktan sonra fikirlerini ve zevklerini sunabileceği farklı bir sektörde şansını denemek istedi. 'La Maison Iç Dekorasyon' adında bir firma kurup beş yıl boyunca bu sektörde birçok başarıya imza attı. Fakat ülkenin o zamanki ekonomik şartlarından dolayı iş yerini kapatmak zorunda kaldı. Bir süre çalışma hayatına ara verdi. Bu süre zarfında 23 yıllık evliliğine de son verdi.

Tatil için gittiği Antalya'da bambaşka bir sektör ilgisi çekti. Avrupa ve Amerika'da, kapı arkalarına, önlerine ve duvarlara asılan, tamamı doğa ürünlerinden yapılan çelenklerin dizayn ve ihracatını gerçekleştiren bir şirket kurup üç sezon bu işe devam etti.

Her şey güzel giderken çok sevdiği, "en değerlim" dediği annesinin ağır geçen sağlık problemleri nedeniyle üç yılın sonunda bu işini bırakmak zorunda kaldı.

Annesi, 80 yaşına gelinceye kadar çektiği çileleri anlatırken hâlâ yaşıyormuşçasına anlatan annesinin hayat hikâyesini yazmaya karar verdi.

Yüzlerce acıyı, kahrı, işkenceyi, varlığı, yokluğu çekip de dimdik ayakta olabilen annesinin hayat öyküsünü yazmayı görev edindi.

Annesinin, her olumsuzluğa inat eden içindeki yaşama sevinci, yazarı hep şaşırtmıştır. Kendine örnek aldığı tek insan olan annesini bu kitabın baskı hazırlıkları sırasında kaybetti. Anısını sonsuza dek yaşatmak adına, ona verdiği sözü tuttuğu için yazarın acısı az da olsa hafiflemiştir.