Gezdiğimiz tarihi yerlerden ve sokaklardan sonra, beş kuşaktır el değiştirmeyen, babasının dedesinden Kültür ve Sanat Gönüllüsü Etem Kılıç’a intikal eden Eğin Konağı’nda soluklanmaya sıra gelmişti.

İnsanı büyüleyen mimarisi ve yüzlerce yılın eskitemediği yapı/sanat eseri karşımızda duruyordu. Yapılan çay ve meyve ikramları eşliğinde Ozan Aysel Çiçek dinletisi, Zaim Güzel solo türküsü ve yıllar önce yazdığı şiirini ilk kez ve olağanüstü heyecanla ve ustalıkla okuyan Ali Bülbül arkadaşın heyecanı görülmeye değerdi.

22 (1)

Konakla ilgili kısaca bilgi vermek gerekirse;

“Zülfikar Efendi tarafından 1880 yılında yapımına başlanan konak, yaklaşık on yıl içinde tamamlanmıştır. Ganguruklu Ali ustanın nadide eserlerinden biridir. Konak nesiller boyu korunmuş ve zaman zaman aslı korunarak tamir görmüştür.

Bızdıkgil, evi olarak bilinen konak, yöre mimarisinin en belirgin özelliklerini taşımaktadır. Yıllar boyunca aynı sülalenin sahip olduğu ev birçok araştırmaya katkı vermiş, birçok yerli ve yabancı dergilerde yer almıştır.

Üniversitelerin mimarlık bölümlerinde Tez ve Doktora konusu olan tarihi konak, titiz bir çalışma ve yenileme sonrasında butik otel haline dönüştürülse de gelen misafirlerinin tarihi bir konağa misafir olmuş gibi ağırlanması için her türlü detay düşünülmüştür.”

Ayrıca, Kemaliye Kültür ve Sanat Gönüllüsü ve Eğin Konağı’nın varisi Etem Kılıç’ın anlatımlarında aklımda kalanlar; konakta kullanılan malzemelerin çok ince işçiliğe sahip olduğu, günümüzde, teknolojinin bu kadar gelişmesine rağmen aynı işçiliğin yapılamayışı, hastalanmadan bir yıl kadar önce Rahşan & Bülent Ecevit çiftinin, Eğin Konağı’nı ziyaret ettikleri, kabaca aklımda kalanlardı.

Kitaplığıyla, tarihi bilgilerle, fotoğraflarla, uzun ve kısa koltuğun misafire verdiği mesajla ve sergilenen çok sayıda tarihi ve antik eşyalarla adeta bir müzeyi andıran konakla ilgili bizleri gezdirip bilgiler aktaran Etem Kılıç arkadaşa, Ayten Tuğut’un yazdığı, “KÖYÜM DUYGULARIM ve ŞİİRLERİM” isimli kitabı imzalattıktan sonra Eğin Konağı ve Etem Kılıç’la vedalaştık. Etem Kılıç’a Kemaliye ve Çit Köyü gezimizin başından son yolculuğumuza kadar yalnız bırakmadığı için ayrıca teşekkür ediyorum.

Arabamızın yanına giderken geçtiğimiz sokaklar, gördüğümüz iki, üç katlı evler, butik satıcılar ve yanı minareli camiler bir daha gelin der gibi gülen yüzlerinden güneşin yakıcı sıcaklığını yüzümüze yansıtıyorlardı.

38-3

Bir satıcıdan dut alırken, Gazeteci Safiye Özşener’in, kendi yaptığı limonatalarını satan çocuktan katkı olsun diye aldığı buz gibi limonata, bana, satıcıya ve satıcının iki üç yaşlarındaki yeni yürüyen kız çocuğuna şifa oldu.

Yolculuk için Ozan Aysel Çiçek ve Gazeteci Safiye Özşener arkadaşlarla vedalaştıktan sonra, Prof. Dr. Ali Demirsoy Doğa Tarihi Müzesi’ne doğru yola çıktık.

Devamı haftaya…