Cumhur ittifakının yaşadığı büyük hezimetten sonra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “ Türkiye Cumhuriyeti sandıkta kurulmamıştır. Türk tarihi sandıkta yazılmamıştır. Herkes aklını başına almalı, rüzgâr ektiği müddetçe fırtına biçeceğini unutmamalıdır” demiş.

Açıkça söylemek gerekirse bu sözleri sarf eden Bahçeli’nin tarih de bilmediği, tarih bilgisinin çok ama çok zayıf olduğu net bir şekilde ortaya çıkmış bulunmaktadır.

Bakın; Türkiye Cumhuriyeti sandıkta kurulmuş bir devlettir!

Dahası Türkiye Cumhuriyeti Milli egemenlik ilkesi üzerine bina edilmiş tarihteki ilk gerçek Türk Devletidir de…

Hiç kimse unutmasın ki Mustafa Kemal ordudan önce meclis kurmuş, tüm kurtuluş ve kuruluş mücadelesini milletin seçilmiş temsilcileri tarafından oluşturulan meclis çatısı altında ve anayasal düzen içinde yürütmüştür.

Hiç kimse unutmasın ki Mustafa Kemal 23 Nisan 1920 tarihinde açılan Türkiye Büyük Millet Meclisinin duvarına “Hâkimiyet bilâ kaydü şart milletindir” yazdıran önderdir.

1921 anayasasının ilk maddesi ise şu şekildedir:

Madde 1.- Hâkimiyet bilâ kaydü şart milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir.

Teşkilat-ı Esasiye'nin taslağı olarak kabul edilen ve bizatihi Mustafa Kemal tarafından ilan edilen Halkçılık Programı,13 Eylül 1920 tarihinde TBMM'de okunmuştur.

Kısacası Türkiye Cumhuriyeti sandıkta kurulmuş bir devlettir bunu bilmeyen ya da bilmezden gelen ya çok ciddi bir cehalet ile maluldür veyahut da özgür seçimlere ve sandık sonuçlarına rıza göstermeyen bir diktatörlük kurma gibi art niyetli bazı düşüncelere sahiptir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin sandıkta kurulduğu düşüncesinde ben yalnız da değilim bakınız ana Muhalefet Partisi lideri Özgür Özel de bu konuşma üzerine "Dilim varmaz cehalet demeye, dil sürçmesi olduğunu kabul etmek isterim. Hani dünyada bir ülke sandıkla kurulduysa bu ülke kurulmuştur" diyerek benimde yukarıda dile getirdiğim görüşü net bir şekilde teyit etmiş ve aslında Bahçeli’ye hak etmiş olduğu cevabı vermiş bulunmaktadır.

Bakın sandık demokrasinin ve milli iradenin en önemli unsur ve sembolüdür!

Sandığa saygı duymayan biri ne milli iradeye ve ne de milletin egemenlik hak ve özgürlüklerine saygı duymuyor demektir!

Bu sözleri sarf eden kişinin ağzından çıkanı kulağı duymuyor ya da maksadını aştıysa bilmem ama bu sözleri bile isteye taammüden sarf eden kişinin milli egemenliğe ve anayasal düzenimize meydan okuduğu, başkaldırmaya kalktığı açık ve nettir bunu bilirim.

Bahçeli’nin Türk tarihinin sandıkta yazılmadığı iddiasına gelince; bu da açıkça bir safsatadır!

Belki de tarihini sandıkta yazmış tek millet Türk Milletidir.

Cumhuriyet kurtuluş ve kuruluş tarihi zaten Türk tarihinin en şanlı sayfalarından biridir ve bu tarih de sandıkta yazılmıştır.

Yok, eğer Bahçeli sadece geçmişte kurulmuş hanedan devletlerinden bahsediyorsa, bu durumda da Osmanlı döneminde kurulan sandıklardan 1. Meşrutiyetten ve 2. Meşrutiyetten, 1908 devriminden bihaber demektir ki milliyetçi olduğu iddia edilen bir partinin Genel Başkanının bunları bilmemesi çok ama çok büyük bir eksikliktir.

Dahası da var eğer Osmanlı ve meşrutiyet öncesi Türk tarihinden bahsediyorsa Türk Töresinin TOY ya da KURULTAY toplama, tüm önemli kararları burada alma ilkesinden de bihaber demektir!

Dostlar bakın Toy ya da Kurultay toplamak Türk tarihinin en önemli ögelerinden biridir ve Türk tarihinde çok ama çok müstesna bir yer tutmaktadır. Hatta seçim yapmak, kurultay toplamak ve töre adı ile anılan bir anayasa yapmak Türkler tarafından hayata geçirilmiş bir siyasi yöntemdir demek bile abartı olmayacaktır.

Bahçeli bilir mi bilmem ve lakin Türk töresine göre, Tanrı adına kullanılan kutun (egemenliğin) yeryüzündeki gerçek sahibi halktır. Kağan sadece kuta Türk halkı yerine vekâlet eder. Bunun için yeni kurulan bir devletteki ilk kağanı tayin etme hakkının halkta olduğu görüşü hâkimdir.

Uygur Kağanlığı'nın kurulmasının anlatıldığı Taryat Yazıtları'nda bu durum şu şekilde anlatılır: Ondan sonra sıçan yılında (748), Atalar Mezarlığında "güç halktır" denmiş. Halk da "Atalar mezarı sizde, gücün kaynağı Karasudur." diyerek, ayağa kalmışlar ve kağan tayin etmişler.

Netice olarak umarım Bahçeli sadece bir prompter kazası yaşamış ya da dili sürçmüştür de bu sözü ciddi ciddi söylememiştir.