Dünya genelinde devletlerin elinde çelik kanatlarının altında tonlarca bomba taşıyan, tek amacı kentleri yıkmak, insanları öldürmek olan binlerce savaş uçağı bulunmaktadır. Bu savaş uçakları insanlığın sahip olduğu en ileri teknolojiler kullanılıp, çok büyük maliyetlere katlanılarak, göklerden yeryüzüne ölüm ve yıkım yağdırmak için inşa edilmiş bulunmaktadırlar…

Şimdi bir hayal edin; 10 bin bombardıman uçağı bir araya gelse, çelik kanatlarının altına ölüm ve yıkım yağdıran bombalar yerine su tankları yerleştirilse ve insanlara bomba değil, ormanları yakan kavuran alevlere su yağdırılsa ne güzel olmaz mıydı?

Bakınız yanan ormanlar; Türkiye’nin, Yunanistan’ın, Rusya’nın, Brezilya’nın ve yahut da Amerika’nın ormanları değil, bu ormanlar hepimizin, dünyamızın ormanlarıdır. Ormanlar var olmadan insanlık var olabilir, varlığını sürdürebilir mi?

Dünya adını verdiğimiz bu gezegenin tek evimiz olduğunu, varlığımızı sürdürmek istiyorsak bu eve zarar vermemenin en önemli amacımız olması gerektiğini ne zaman anlayacağız?

İnsanoğlu sahip olduğu teknolojiyi yıkmak, yok etmek, öldürmek amacıyla değil de korumak, yaşatmak, var etmek amacıyla kullansa bu gezegen çok daha güzel ve yaşanabilir bir yer olmaz mıydı?

Yanan ormanlar, ölen hayvanlar, çölleşen kavrulup kalan topraklar eğer içimizi hüzün, gözlerimizi yaşla doldurmuyorsa insanlığımızdan nasıl bahsedebiliriz ki?

Elbette doğanın bir dengesi var, kızılçam gibi bazı ormanlar ateşle dans ederek kendini yeniliyor ve hatta diğer bitki türlerine karşı yaşam alanını genişletebiliyor da fakat artık insan etkisi bu doğal dengeyi bozuyor. Eskiden orman yangınları yanardağ patlamaları, yıldırım ve yahut da göktaşı düşmeleri gibi doğal etkiler sonucunda oldukça ender bir şekilde ortaya çıkabiliyordu ve bu yüzden de yangınların yıkıcı, yok edici etkisi ile ormanlar kolaylıkla başa çıkabilmekteydi.

Oysa bu gün insan ve orman teması aşırı boyutta, sadece kazaen değil çoğu kere tarım ve yahut da yerleşim alanı açmak gibi ekonomik gerekçeler ile kasıtlı olarak da ormanlar yakılıyor.

Ayrıca insan faaliyetlerinin yarattığı iklim değişimi hem orman yangınlarını arttıran ve hem de ormanların varlığını tehdit eden bir boyuta ulaşmış bulunmaktadır.

Endüstrinin ağaç materyal ya da yakıt gereksinimini karşılayabilmek için yapmış olduğu aşırı kesim ise ormanlara yönelik bir başka tehdit elbette.

Bütün bunlar bir araya geldiğinde, milyonlarca yılda yangınlar ile baş edebilecek bir şekilde evrimleşmiş olan ormanlar bile alevler karşısında aciz kalmakta, gün be gün güneş görmüş kar gibi erimekte, azalarak yok olmaya sürüklenmektedir.

İşte bu yüzden insan uygarlığı elindeki teknolojik olanakları orman yangınları çıkmasını önleyecek ve çıkan yangınları da en az hasarla söndürecek şekilde kullanmalıdır.

Özellikle ulaşımın zor olduğu uzak ve sarp coğrafyalarda yangına tek müdahale aracımız çoğu zaman uçak ya da helikopter ile su atmaktır. Yangının ilk başlarında, daha yangın küçükken bu şekilde bir müdahale son derecede etkili sonuç vermektedir. Fakat yangın büyür, yayılır ve harlanırsa bu tip müdahaleler etkisiz kalmaktadır. Bu noktada asıl önemli olan yeterli miktarda suyu, tam zamanında ve tam doğru hedefe boşaltabilmektir. Hedefi tutturamadan boca edilen su hiç bir işe yaramaz, boşa maliyet, zaman ve emek harcanması demek olur. Bu noktada da insan faktörü, pilot ustalık ve becerisi son derecede önem kazanmaktadır. Coğrafyayı bilen, elinde coğrafyaya uygun uçak ya da helikopter olan, iyi yetişmiş, becerikli ve fedakâr pilotlar orman yangınlarını söndürmenin olmazsa olmazıdır.

Buradan Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli’ye sesleneyim; bak arkadaş orman yangınlarına müdahale, kar amacı güden özel sektör firmalarından kiralanan uçak ve pilotlar ile etkin bir şekilde yürütülemez.

Öncelikle bu firmalar en az maliyet ile çalışıp en yüksek karı elde etme peşindedirler. Bu tip bir yangın söndürme operasyonunun doğası gereği içerdiği riskleri en aza indirmek için işi gereği gibi yapmaktan, gereken riski almaktan kaçınacakları uçak ve pilot kaybı riski ile yakıt harcamasını en aza indirmeyi yangını söndürmenin önüne koyacakları tabidir. Bu yüzden her şeyden önce bu kiralama yöntemi yanlıştır, bize gereken görevini fedakârca yapacak, usta ve coğrafyayı tanıyan alevler ile kahramanca savaşacak pilotlardır…

Bu yapılmazsa elin oğlu gelir, suyu havadan boşa atar, attım mı attım, uçtum mu uçtum, ver paramı der ve parasını alır, yangını söndürmeden gider…