Sayın okurlar, yunuslar ve balinalar hem inanılmaz derecede zekiler hem de tüm okyanusu hayatta tutuyorlar. Yunus ve balinalar yüzeye çıkıp nefes aldığında okyanustaki fitoplankton adlı minik bitkileri beslerler. Bilim insanlarının yaptıkları araştırmalar gösteriyor ki: Fitoplanktonlar her yıl amazon ormanlarından dört kat fazla karbondioksit emer ve soluduğumuz oksijenin %85’ini üretir. Karbonla ve iklim değişimiyle uğraşılan bir dünyada bu hayvanları korumak demek bütün gezegeni korumak demektir. Yunuslar ve balinalar ölürse okyanus ölür. Okyanus ölürse biz de ölürüz. Denklem bu kadar basit.

Mine Başta Balina 1

Deniz bitkileri 4000 metrekarelik alanda ormanlardan 20 kat fazla karbon depolayabiliyor. Hatta dünyadaki karbondioksitin %93’ü deniz bitkileri, algler ve mercanlar sayesinde okyanusta depolanıyor. Bu ekosistemin %1’ini kaybetmek 97 milyon arabanın egzozunu havaya salmakla eşdeğer. Dolayısıyla okyanuslardan balık avladıkça okyanusları çölleştiriyoruz. Hem balık avlıyor hem de av yöntemlerimizle habitata, ekosisteme ağır zarar veriyoruz.

En ama en zararlı balıkçılık yöntemi trol avcılığı. Bu avcılık türü korkunç bir yok edici. Bilim insanları şuna vurgu yapıyor: Her yıl yaklaşık 10 milyon hektar orman kaybediyoruz, bu her dakika 27 futbol sahası eder. Trol ağları her yıl 1,6 milyar hektar alanı yok ediyor. Bu, her dakika 4316 futbol sahası kaybetmeye eşit. Balıkçılık endüstrisi hem balıkları hem denizdeki diğer canlıları yok ediyor.

Avcılık bir yana dursun, balık çiftlikleri de büyük sorun teşkil ediyor. Bu çiftlikleri de sorgulamak gerekli. Kirlilik, hastalık, neyle besleniyorlar gibi konular çok handikaplı. Bunların sorgulanması gerekiyor. 1 kilo çiftlik somonu üretmek için sadece 1,2 kg yem gerekiyor. İşlenmiş yem gerekiyor. Bu işlenmiş yem balık unu ve balık yağı içeriyor. Bu da yüksek miktarda balık demek. Yani elde edilen balıktan kat kat fazlası yem için kullanılıyor. Bu da balık çiftliklerinin yabani balık avından farksız olduğunu gösteriyor. Günümüzde deniz ürünlerinin %50’si böyle çiftliklerden geliyor. Etlerin pembe olması için somonlar boya ile boyanıyor. Karides çiftlikleri peki? Mangrov ormanlarının %38’i karides çiftliği yüzünden yok oldu. Oysaki, mangrov ormanları kentleri fırtınalardan, tsunamilerden koruyor.

Peki ya hayvan etiği? Balıklar inanılmaz derece hassas ve hissedebilen canlılardır. Yanal çizgileri sayesinde sudaki en ufak hareketleri hissedebilir, algılayabilir. Yani hayvanların acı çekip çekmemesi mevzu bahis bile değil artık. Ne kadar acı çektikleri mevzu bahis. Ve bilim bize bunu açıklıyor. Çok acı çekiyorlar! Onlar her şeyi algılayabilen, fark edebilen, hissedebilen müthiş canlılar.

Mine Başta Balina 2

Peki en önemli çözümler ne? Bilim insanlarına göre çok açık ve net!

1- Bitkisel çözümler üretmek ve uygulamak.

2- Okyanusların ticari balıkçılığa kapatılması.

3- Balık yemeyi bırakmak.