Türkiye’de okullarda yaşanan şiddet olayları, çocuklarımızın güvenliğini yeniden sorgulatıyor. Her olaydan sonra aynı soruyu soruyoruz:
“Neden kimse fark etmedi?”
Oysa öğretmen, bir çocuğun yaşadığı tehlikeyi en erken fark edebilecek kişilerden biridir.
Öğretmenin sesini kıstığınızda yalnızca bir eğitimciyi değil, yardım bekleyen bir çocuğun duyulma ihtimalini de azaltırsınız.
Elbette öğretmen hatasız değildir; hata yaparsa hesap vermelidir. Ancak hesap verebilirlik başka, itibarsızlaştırmak başkadır.
Belki de “Neden kimse fark etmedi?” sorusunu bir çocuk öldükten sonra değil, ölmeden önce sormalıyız.
Çünkü öğretmeni itibarsızlaştırmanın bedelini yalnızca öğretmen ödemez.
Bazen o bedeli, korunmayı bekleyen bir çocuk öder.