Bir haksızlık karşısında susan insan gerçekten tarafsız mıdır? Yoksa yalnızca başına bir şey gelmediği sürece konuşmamayı mı tercih ediyordur?
Bugün toplum olarak en büyük sorunlarımızdan biri, yanlışları görmediğimiz için değil, gördüğümüz hâlde konuşmadığımız için büyüyor.
Birinin hakkı yeniyor, susuyoruz. Adaletsizlik yaşanıyor, görmezden geliyoruz. Bir insan yalnız bırakılıyor, başımızı çeviriyoruz. Çünkü çoğu zaman haklı olmanın bedelini ödemekten korkuyoruz.
Bu sessizlik siyasette, eğitimde, çalışma hayatında ve toplumsal ilişkilerde karşımıza çıkıyor.
İnsanlar düşüncelerini açıklamaktan, eleştirmekten, farklı bir ses olmaktan çekiniyor.
Dışlanmaktan korkan bireyler, zamanla kendi doğrularını bile savunamaz hâle geliyor.
Fakat öyle bir ortamda düşünce gelişmez, demokrasi güçlenmez, adalet kök salmaz.
Elbette her meselede bağırmak, her tartışmada taraf olmak zorunda değiliz. Ancak haklı ile haksızın birbirine karıştırıldığı yerde suskunluğu erdem gibi sunamayız.
Çünkü tarafsızlık, gerçeği aramaktan vazgeçmek değildir. Haksızlık karşısında susmak ise çoğu zaman güçlü olanın işine yarar.
Unutmayalım; bugün başkasının hakkı için yükselmeyen ses, yarın kendi hakkını aradığında duyulmayabilir.