Malum bugün Cumhuriyetimizin kuruluşunun 101. Yıldönümünü kutluyoruz öncelikle tüm okurlarımın bu büyük bayramını kutluyor ve Cumhuriyetimizin daha nice yüzyıllar boyunca ayakta kalmasını diliyorum.

Ne yazıktır ki zaman içinde aslında çok önemli olan değişim ve kavramlara alışıyor, bunları kanıksayarak önemi üzerinde düşünmez oluyoruz.

Çoğu zaman bu değişimler ile hem bireysel ve hem de toplumsal olarak ne kazanıp ne kaybettiğimiz üzerinde bir fikrimiz dahi olmuyor çünkü kazandıklarımız normalleşmiş oluyor tıpkı karnı doyan bir insanın açlığını, sağlığına kavuşan kişinin hastalığını unutması gibi geçmişte yaşananları unutup gidiyor hafızamızdan silip atıyoruz.

Fakat bu kanıksama aslında bizim bireysel ve toplumsal kazanımlarımıza o ya da bu yüzden düşman olan kadim güçlerin ve o kadim güçlerin işbirlikçileri için bir fırsat penceresi aralıyor.

Bende unutanlar ve kanıksayanlar için neden cumhuriyet konusunu gündeme getireyim, cumhuriyet ile kimlerin ne kazandığını ve kimlerin ne kaybettiğini anlatayım ki dost kim düşman kim unutulması istedim.

Birçoğumuz cumhuriyet kavramı ile ne anlatıldığını pek de iyi bilmez, sadece okulda okuduklarından aklında kalan üç beş bilgi kırıntısı ile yetinir.

Oysa cumhuriyet egemenlik hak ve özgürlüklerinin halkta olduğu tek sistemdir!

Cumhuriyet öncesi bu topraklarda halkın egemenlik hak ve özgürlükleri yoktu! Egemenlik hakkı padişahındı halk ise padişahın kulu ya da kölesi, üzerinde yaşanılan topraklar ise padişahın mülküydü.

Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde savaşarak egemenlik hak ve özgürlüklerine kavuşan Türkiye halkı Türk Milletini oluşturmuş ve en nihayetinde devlet ve vatan sahibi özgür vatandaşlar olmuşlardır.

Cumhuriyet öncesi de bu topraklarda elbette bir devlet vardı ve lakin vatan ya da vatandaş yoktu, devletin tek sahibi ise bir hanedan, daha da doğrusu o hanedan erkekleri arasından sıyrılıp padişah olmayı becerebilen tek bir kişiydi.

Pekâlâ, halk egemenlik hak ve özgürlüklerini kazandı da ne oldu ne değişti?

Öncelikle kendi kaderini tayin etme, kanun yapma kural koyma hakkını kazandı ki siyaset biliminde buna laiklik denir.

Ayrıca ülkeyi yönetecek kişileri seçme ve denetleme hakkını kazandı.

Yasama, yürütme ve yargı olarak sıralanan egemenlik güçleri halkın eline geçti.

Aslında cumhuriyete düşmanlık edenler, cumhuriyeti istemeyenler, cumhuriyete karşı olanlar bu ülke halkının egemenlik hak ve özgürlüklerine düşmanlık etmektedirler ve lakin ben halkımızın bu düşmanlığın çok da farkında olmadığını görüyorum.

Çünkü halkımız bu düşmanlığın kendi egemenlik hak ve özgürlüklerine düşmanlık olduğunu fark etse eminim ki Osmanlıcılık taslayanların ya da şeriat isteyen siyasi İslamcıların peşine düşmez, onlara zerrece itibar etmezdi.

Ne yazık ki geçmiş ve geçmişte yaşanan acılar çok kolay unutuluyor günde yaşanan taze acılar ise çok daha net bir şekilde hatırlanıyor yoksa bu ülkede yaşayan insanlar bir teokratik mutlaki monarşi olan Osmanlı’nın elinden ne çektiğini kolayca unutup Osmanlı güzellemesi yapabilir miydi?

Peki, Cumhuriyet ile Milli Egemenlik Hak ve Özgürlüklerine düşman olanlar kimlerdir?

1-    Hanedan egemenliği yani sultani egemenlik monarşik rejim isteyenler.

2-    Din adamlarının egemen olduğu şeri düzen isteyenler.

3-    Diktatörlük düzeni kurmak isteyenler.

4-    Yabancı egemen güçler.

5-    Tekel, kartel ya da oligopol oluşturmak isteyen ekonomik egemenler.

Ülkemizde Cumhuriyetimiz ile Milli Egemenlik Hak ve Özgürlüklerimize düşman kokteyl bir kesim var ve bu kesim yukardaki tüm saydığım tüm temel güçleri içeriyor, bunlar cumhuriyetimize karşı devamlı olarak işbirliği yapıyorlar bazen biri ve bazen de bir diğeri ön plana çıkarak söylem geliştiriyor.

Demedi demeyin bu güçlerin tuzağına düşer, kumpasına gelirsek onca savaş, emek ve acı ile elde edilmiş tüm egemenlik hak ve özgürlüklerimizi kaybederiz bu yüzden Cumhuriyetimizin kıymetini bilin, Cumhuriyet Bayramımızı can-ı gönülden kutlayın derim.