İnsanoğlu yaradılışı gereği doğar, büyür ve ölür. Adına ‘yaşam’ dediğimiz bu geniş serüvende ise insan, öğrendikleri ile ve becerileri ile dünyada kendine bir yer edinir ve kişiliğini kazanarak hayatını idame ettirir.
İşte tam de burada son günlerde çokça duyduğumuz ve hayatın tüm dallarında ihtiyacını hissettiğimiz bir olgudan bahsetmek istiyorum: Liyakat…
Türk Dil Kurumu’na göre; bir kimsenin üstleneceği görev, iş veya pozisyona bilgi, beceri, deneyim ve ahlaki değerler bakımından uygun, yaraşır ve yeterli olma durumu olarak tanımlanan ‘liyakat’ Arapça kökenli bir kelime olup ‘layık olmak’ veya ‘yakışmak’ anlamına gelir.
Başta hayata ilk adımlarımızı attığımız okul sürecinden itibaren tüm yaşamımız boyunca her evrede karşımıza çıkan ve olması durumunda tüm ülkenin ‘refahını’ ve ‘huzurunu’ doğrudan etkileyen bir durumdur liyakat.
Okumayı yazma ile başlayıp meslek sahibi olarak hayata başlama yolunu en önemli evresi olan eğitim-öğretim hayatımızda, bize hayatı öğreten öğretmenlerimiz ‘liyakatli’ olursa hem öğrenmemiz gereken dersler hem de yaşamsal ve ahlaki ilk kuralları doğru bir şekilde öğrenerek hayata başlamış oluruz.
Bundan sonraki süreçte iş hayatına atıldığımızda amirlerimiz ve patronlarımız ‘liyakatli’ olursa yaptığımız o işte ben kendimiz ve hem işveren hem de toplum kazançlı olur.
Ancak bu kelimeyi en çok duyduğumuz fakat maalesef bir türlü ülkemizde doğru bir şekilde işletilmeyen durum ise ‘siyasette’ ve buna bağlı olarak ‘bürokraside’ sözüne ettiğimiz ‘liyakatli siyasetçiler’ ve ‘liyakatli bürokratların’ olmayışı.
Siyasette ve bürokraside, kamu kurum ve kuruluşlarda ‘liyakatli’ olmaz ise ülkenin yönetimine dair hiçbir karar doğru alınamaz. Bu kararların yanlış alınmasında ise başta ülkenin ekonomisi ve bürokrasisi olumsuz bir şekilde etkilenir ve vatandaş ‘ihtiyacı olan hizmeti’ alamaz. Kurumlar yapması gereken iş ve işlemleri doğru yapamaz. Kısacası tüm ülke ve o ülkenin vatandaşları bundan olumsuz etkilenir.
Peki ‘liyakati’ başta siyaset olmak üzere ülkenin tüm unsurlarına nasıl yerleştirebiliriz? Tabi yine hemen siyaset kurumu ve siyasiler ile başlamak gerekiyor. Eğer ülke yönetiminde karar alıcılar, ilgili bakanlıklar, kurum, kuruluşlar ve her türlü birimlere yapacağı atama ve yerleştirmelerde ‘torpil, kayırma, akraba- eş- dost gözetimi’ yapmazlarsa ilgili yerlere ‘o işi bileni o işe layık olan ve o işi hak eden’ kişileri getirirlerse yavaş yavaş ülke doğru istikamete ve rayına girerek ‘temizlenme ve düzelme yolunda’ hızlı adımlar atar.
FON KRİZİ, 2027 BÜTÇESİ…
Bu konuyu kapsamlı bir şekilde irdeledikten sonra bu haftaya şöyle bir baktığımızda; yine en önemli gündem maddesi ‘fon krizi’ oluyor. Tabi bu ‘fon krizine’ ilişkin gözaltılar ve tutuklamalar devam ederken geçtiğimiz hafta sonu iki önemli gelişme yaşandı. Bunlardan birincisi ‘Borsa İstanbul Genel Müdürü Korkmaz Enes Ergun’ gözaltına alındı. Ergun, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen fon soruşturması kapsamında ‘suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma’ ve ‘rüşvet’ suçlamalarıyla gözaltına alındı. İkinci önemli gelişme ise 31 Ekim 2026 Cumartesi gecesi daha doğrusu 1 Kasım 2026 Pazar günü yayınlanan Resmi Gazete’de yayınlanan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzalı karar ile Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanlığına, Vergi Denetim Kurulu Başkanı ‘Muhsin Atcı’ atandı. Bu kararın yankıları bu hafta çokça konuşulacağa benziyor.
Bu hafta ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yoğun mesai trafiği yapılacak. Meclis Genel Kurul’unda Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan ‘Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na ilişkin kanun teklifinin ise gündeme alınması beklenirken, Plan ve Bütçe Komisyonu'nda ‘2027 yılı bütçe görüşmeleri’ devam edecek. ‘2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’ görüşmelerine 2 Kasım 2026 Salı günü Bakanlıklar bazında gün gün başlanacak. Yoğun çalışmalar neticesinde; 2027 Yılı Bütçe Kanunu Teklifi ile 2025 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin maddeleri ise 27 Kasım Cuma günü ele alınacak. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, kamu idarelerinin bütçelerini görüşmeye her gün saat 10.00'da başlayacak ve günlük programın bitimine kadar çalışacak. Plan ve Bütçe Komisyonu'ndaki görüşmelerin tamamlanmasının ardından bütçe, aralık ayında TBMM Genel Kuruluna gelecek.
Herkese sağlıklı, başarılı ve güzel bir hafta dilerim…