Hangi siyasi görüşten, hangi mezhepten, hangi inançtan olursanız olun; önce ahlaklı olmak zorundasınız. Edep olmadan, haya olmadan, erdem olmadan ne aile olur ne devlet olur ne de millet ayakta kalır.

Her fırsatta "beka sorunu"ndan söz edenlere bir sorum var:

Bir ülkenin asıl beka sorunu dışarıdaki düşmanlar mı, yoksa içerideki ahlaksızlılk mı?

Bugün yaşadığımız en büyük kriz ekonomik değildir. En büyük tehlike dışarıdan gelen tehditler de değildir. Bu ülkenin damarlarına sinsice yayılan asıl felaket ahlaki çöküştür.

Allah sonumuzu hayır eylesin...

Çünkü utanma duygusunun zayıfladığı, haram ile helalin birbirine karıştığı, menfaatin her değerin önüne geçtiği bir döneme sürükleniyoruz. İnsanlar artık "Doğru nedir?" diye sormuyor; "Benim ne çıkarım olacak?" diye soruyor.

Etrafımız ateş çemberi...

Orta Doğu kan ve gözyaşı içinde.

Sınırlarımızın hemen ötesinde savaşlar sürüyor.

Dünyanın dengesi her gün sendeliyor.

Peki biz ne yapıyoruz?

Birilerinin fonuyla, birilerinin donuyla uğraşıyoruz.

Kısır siyasi hesapların içinde debeleniyor, milletin gerçek sorunlarını görmek istemiyoruz.

Sonra da çıkıp yıllardır "beka sorunu"ndan söz ediyoruz.

Hayır!

Bu milletin beka sorunu yok.

Bu milletin ahlak sorunu var.

Öyle bir noktaya geldik ki sapığa sahip çıkanlar var.

Hırsıza sahip çıkanlar var.

Dolandırıcıyı, yalancıyı, ahlaksızı alkışlayanlar var.

Suç işleyeni değil, suçu ortaya çıkaranı sorgulayan bir anlayış büyüyor.

Toplumun ayıplaması gereken insanlar kahramanlaştırılırken, dürüst insanlar yalnız bırakılıyor.

İşte tehlike budur.

İşte çürüme budur.

Çünkü bir toplumda ahlaksızlık normalleşirse, kanunlar tek başına hiçbir şeyi kurtaramaz.

Daha da vahimi, bazıları makamın verdiği geçici gücü ebedî sanıyor.

Yargıya parmak sallıyor.

Savcıya meydan okuyor.

Devlete racon kesmeye kalkıyor.

Hop!

Kendinize gelin...

Bu devlet üç kuruşluk şımarıkların değil, yüzlerce yıllık bir hafızanın ve büyük bir milletin devletidir.

Hiç kimse bulunduğu koltuktan dolayı hukukun üstünde değildir.

Hiç kimse dokunulmaz değildir.

Hiç kimse hesap vermeyecek kadar güçlü değildir.

Seni milletvekili yapan da, bakan yapan da, makam sahibi yapan da bu devletin kurduğu düzendir.

Unutmayın!

Yapılan hukuksuzluğun ahlaksızlığım hesabını soracak olan savcıları analar doğurmuştur.

Devletleri tanklar değil, ahlak ayakta tutar.

Milletleri sınırlar değil, vicdan korur.

Vicdan çökerse devlet zayıflar.

Ahlak çökerse toplum dağılır.

Aile çökerse gelecek çöker.

Bu yüzden bugün her zamankinden daha yüksek sesle söylemek gerekiyor:

Bizim sorunumuz beka değil, ahlaktır.

Önce ahlak...

Önce edep...

Önce haya...

Çünkü ahlakın olmadığı yerde ne adalet yaşar ne hukuk ne de millet.

Allah bu millete yeniden hakkı hak, yanlışı yanlış görecek feraset nasip etsin. Çünkü kaybettiğimiz şey ahlak olursa, geriye koruyacak hiçbir beka kalmaz.

Etrafımız ateş çemberi... Sınırlarımızın hemen ötesinde savaşlar sürerken, biz içeride kimin fon aldığına, kimin hangi kampta durduğuna, kimin hangi tarafı tuttuğuna kilitlenmiş durumdayız.

Sonra da dönüp dönüp "beka sorunu"ndan söz ediyoruz.

Oysa gerçeklerle yüzleşmenin vakti çoktan geldi.

Bu ülkenin asıl sorunu beka değil, ahlaktır.

Çünkü bugün suçun kendisinden çok, suçlunun kimliği tartışılıyor. Hukuksuzluk, yolsuzluk veya ahlaksızlık karşısında gösterilen tepki; ilkelere göre değil, taraflara göre şekilleniyor.

Daha da vahimi, bazıları makamı güç değil ayrıcalık, görevi hizmet değil imtiyaz zannetmeye başladı. Hukuka saygı duymak yerine yargıya meydan okumayı, hesap vermek yerine hesap sorulamaz görünmeyi tercih ediyor.

Oysa hukuk devletinde hiç kimse dokunulmaz değildir.

Hiçbir makam hukukun üzerinde değildir.

Hiçbir siyasi güç, devletin ve adaletin üstünde değildir.

Unutmayalım; devletleri sadece dış tehditler yıkmaz. Hukukun zedelendiği, vicdanın sustuğu ve ahlakın aşındığı toplumlar içeriden çözülür.

Ahlak zayıflarsa adalet yara alır.

Adalet yara alırsa devlete olan güven sarsılır.

Devlete güven sarsıldığında ise gerçek beka sorunu başlar.

Kısacası mesele sınırlarımızın güvenliği kadar, vicdanlarımızın sağlamlığıdır.

Çünkü bu ülkeyi ancak güçlü bir hukuk, sağlam bir ahlak ve ortak bir vicdan ayakta tutabilir. Bunun dışındaki her tartışma, asıl sorunu perdelemekten ibarettir.