Demokratik sistemlerde seçmen davranışları, sadece iktidarın belirlenmesini sağlayan bir unsur değildir. Aynı zamanda devlet politikalarının şekillenmesinde ve ülkenin geleceğine yön verilmesinde de önemli rol oynar. Siyasi partiler de bu davranışları analiz ederek politikalarını oluştururlar. Bu nedenle seçmen profillerini ve ortaya koydukları davranış biçimlerini doğru okumak ve iyi analiz etmek gerekir.
Ülkemizin siyasi tarihinde kurulmuş partilerin çeşitliliği ve her siyasi partinin kendine özgü seçmen kitlesinin belirgin özellikleri vardır. Siyasi olaylara yaklaşım bakımından seçmeni iktidar ve muhalefet olarak değerlendirdiğimizde, AK Parti seçmeni ile Yeni Parti (eski CHP) seçmeni arasında da belirgin farklılıkların olması son derece doğaldır.
İktidar tarafına baktığımızda Cumhurbaşkanı Erdoğan, son grup toplantısında işaret ettiği gibi AK Parti’li seçmenin sergilediği tutumun, sadece körü körüne destekleyen bir anlayıştan ibaret olmadığını iddia etmekte. Gerektiğinde eleştiren, belediye önlerinde çadır kurmayan, "Ya hep beraber ya hiçbirimiz" anlayışıyla hareket etmeyen, havluyla basılan belediye başkanına "Yalnız değildir" sloganlarıyla sahip çıkmayan; ahlaksıza ahlaksız, hırsıza hırsız, haramzadeye haramzade diyebilen bir seçmen profili ortaya koymuştur. Bu tavır, makamı ve mevkisi ne olursa olsun herkesin eleştirilebileceğini göstermektedir.
Seçmenin ortaya koyduğu bu baskı, yanlış yapanın yaptığının yanına kâr kalmayacağını gösteren önemli bir duruştur. Rahatsızlıklar ve eleştiriler gerektiğinde en yüksek perdeden dillendirilebilmektedir. İktidar seçmeninin aksine muhalefetin; “Bu iktidar dünyanın en iyi icraatını da yapmış olsa biz yine desteklemeyiz" şeklindeki peşin hükümlü bir anlayışla davranış sergilenmesini anlamak mümkün değildir. Olaylara karşı sürekli bir "istemezük" tavrı takınmaları dikkat çekmektedir. Ayrıca kendi partilerine mensup siyasetçiler hakkında ortaya atılan yolsuzluk ve ahlaksızlık iddialarını savunacak duruma gelmeleri ve bunu meydan meydan dolaşarak dile getirmeleri, muhalefet seçmeninin karakteristik davranışlarına yeni bir seçmen tavrı eklemiştir.
Demokrasinin sağlıklı bir zeminde işlemesi için seçmenin denetleyici ve sorgulayıcı tutumu büyük önem taşımaktadır. Çünkü siyasi aktörlerin hesap verebilirliğini sağlayan sadece seçmenin verdiği destek değil, eksik ve yanlışlara karşı gösterdiği eleştirel reflekslerdir. Sandıktan çıkan destek kadar, yapılan icraatlarda yanlışa yanlış diyebilmek ve eleştirel bir tavır sergilemek de bilinçli seçmen davranışının göstergesidir.
Siyasi kimlikler ne kadar farklı olursa olsun, doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilen seçmen; hem iktidarı hem de muhalefeti daha dikkatli, daha hesap verebilir ve vatandaşa karşı daha sorumlu davranmaya zorlayacaktır. Asıl demokratik güç, tutarlı ve ilkeli seçmen davranışıdır.
Seçmen isterse vezir de eder, isterse rezil de. Demokrasinin gerçek teminatı da işte bu bilinçli ve sorgulayıcı seçmen iradesidir.