Ekonomi yönetiminin en yetkili isimleri ekranlara çıkıp büyük bir ciddiyetle yeni hedefler sıralıyor. Enflasyonun bu yıl sonunda yüzde yirmi sekize, önümüzdeki yıl ise yüzde yirmi birlere düşeceği müjdeleniyor. Resmi açıklamalarda dezenflasyon sürecinin başarıyla sürdüğüne, dengelenmenin sağlandığına dair süslü cümleler birbirini kovalıyor. Fakat o salonların kapısından çıkıp çarşıya, pazara adım attığınız anda, kağıt üstündeki bu vaatlerin hayatın çıplak gerçeğiyle taban tabana zıt olduğu açıkça görülüyor.
Devletin resmi raporları pembe bir gelecek çizerken, bağımsız derecelendirme kuruluşlarının ve piyasa analistlerinin verileri bambaşka bir gerçeği işaret ediyor. Dolar kurunda elli beş lira beklentilerinin konuşulduğu, şirketlerin borçlarını ödemekte zorlanması sebebiyle takipteki kredi oranlarının tırmanışa geçtiği ve bankacılık sisteminin dış borç çevirme baskısıyla karşı karşıya kaldığı bir tablo ortada duruyor. Sanayici yüksek faiz ve daralan talep kıskacında çarkları döndürmekte zorlanıyor, ticaret erbabı vadeleri uzayan faturalarla boğuşuyor.
Önümüzdeki dönemde başlayacak bütçe maratonu ve milyonlarca çalışanın geçimini doğrudan ilgilendiren asgari ücret görüşmeleri yaklaşırken, bu derin makas çok daha can yakıcı bir hal alıyor. Masada konuşulan hesap, ücret artışlarını çarşıda, mutfakta, kirada yaşanan fiili hayat pahalılığına göre değil; tutması son derece şüpheli olan hayali hedef enflasyona göre sınırlamak. Yani pazarda filesini dolduramayan, ay sonunu getiremeyen dar gelirliye, gerçekleşen yıkıcı pahalılık yerine kağıt üstündeki temenniler kadar pay biçmek isteniyor.
Bunun adı rasyonel ekonomi yönetimi ya da istikrar programı değildir; faturayı doğrudan sabit gelirli geniş kitlelerin sırtına yüklemektir. Şirket bilançolarındaki tıkanıklık, artan batık riskleri ve döviz üzerindeki yapısal baskılar orta yerde dururken, sadece tüketimi kısarak ve halkın alım gücünü baskılayarak kalıcı bir refah üretilemez.
Masada yazılan hedefler market kasasında, pazar tezgâhında ve ay başında ödenen kiralarda her gün tuzla buz oluyor. Ekonomi kurmayları istediği kadar iddialı hedefler açıklasın; sokaktaki insanın tenceresi kaynamadıkça, borçlanmadan yaşayamaz hale gelen hanelerin yükü hafifletilmedikçe o süslü sunumların toplum nezdinde hiçbir karşılığı olmayacaktır.
Kağıt Üstündeki Hedefler ve Çarşıdaki Gerçek
Korkut Çetin
Yorumlar
Trend Haberler
Ankara’ya Yeniden Kar Geliyor!
Ankara Tümülüsleri Belgeseli İçin Çankaya'da Ücretsiz Gösterim
Prof. Haberal 3 çocuğa yeniden yaşam umudu oldu
ABD Başkanı Trump'tan 'İran' açıklaması
İran'dan ABD ve İsrail'e saldırı mesajı
Moldova’nın kültürel mirası Ankara’da pullarla tanıtılıyor