Türk siyasetinde yıllardır hangi partiden ve hangi ideolojiden olursa olsun ben duyduğumuz bir söz vardır: “Liyakatli ve ahlaklı temiz siyaset”
Ancak özellikle de son günlerde ülkemizde yaşananlara baktığımızda bu sözlerin o kadar boş ve afaki kaldığını görüyoruz.
Ülkeyi yönetmeye talip olan kişiler öncelikle bir partiye üye olur ve daha sonra o partinin teşkilatlarında çeşitli görevleri üstlenerek merdivenin basamaklarını bir bir çıkarlar. Daha sonra Gençlik Kolları, İlçe Teşikatları, İl Teşkilatları ve partinin diğer organlarında görev alan kişiler aday adaylıkları ve adaylıklar ile siyasetin o hızlı rüzgarına kapılırlar.
Tabi bunun diğer bir versiyonu da vardır ki; onda da parti ile hiçbir alakası olmadan siyasete hiçbir şekilde ilişkiye girmeden ‘tepeden inme’ usulü ile siyasetçi olunabilir. Her iki yöntemde de ana unsur siyasete girmek ve ülke yönetiminde aktif olarak yer almaktır. Ancak vatandaş tarafından kendisine güvenilerek ‘vekalet’ verilen milletvekillerimiz veya belediye başkanlarımız, ülke yönetimine talip olurken ‘temiz, şeffaf, güvenilir bir siyaset’ yaparak her zaman halkın sorunlarına çareler arayacaklarını söz verirler. Vatandaşın güvenini kazanarak siyasete giren milletvekillerimiz veya belediye başkanlarımız maalesef çok kısa bir süre sonra verdikleri sözleri unutarak siyasetin ‘kirli ve çirkin girdabına’ kapılıveriyorlar.
KİRLİ VE ÇİRKİN SİYASET
İfade etmek istediğim ‘kirli ve çirkin siyasetten’ kastım şu şekilde anlatmak isterim: Sizi görüşlerinizden, savunduğunuz ideolojiden ve vaatlerinizden ötürü beğenerek seçen vatandaş, aynı zamanda bu görüşlerinizi savunduğunuz ve yol yürüdüğünüz ‘partinizden’ dolayı da seçiyor. Yani sizi sadece X kişisi olduğunuz için değil X partisinin üyesi ve X partisinin ideolojilerini savunan bir ‘vekil’ bir ‘belediye başkanı’ olarak seçiyor. Ancak özellikle de son günlerde gördüğümüz ve akla hayale bile gelmeyecek ‘parti transferleri’ yazımın ilk başında da değinmiş olduğum “liyakatli ve ahlaklı temiz siyaset” anlayışına hiç uymuyor.
HALKIN İRADESİNİ NASIL YOK SAYARSINIZ?
Yıllar boyunca Y partisinin yaptıklarının yanlış olduğunu, yürüdüğü yolun ve attığı adımın ters olduğunu savunan bir ‘milletvekili’ veya bir ‘belediye başkanı’ nasıl oluyor da bu söylediklerini bir anda unutup sürekli eleştirdiği, kızdığı ve bazen hakaret ettiği X partisine geçebiliyor? Bunu nasıl kendisine yakıştırabiliyor? Halkın kendisine emanet ettiği bu ‘iradeyi’ nasıl bir anda yok sayıyor? Ve vatandaş da doğal olarak şunu soruyor: Sen nasıl olur da yıllardır karşı çıktığın ve her türlü yanlışı yaptığını söylediğin partiye hiçbir şey olmamış gibi geçersin?
Bu yapılan ‘milli iradenin’ yok sayılması değil midir? Normal, sıradan bir vatandaş bunu bu şekilde görürken ömrünü politikaya adamış siyasi liderler bunu nasıl bu şekilde göremiyor? Dolayısıyla siyasetimiz bu kadar fazla bir şekilde ‘kirlenmişken’ vatandaşın iradesi, halktan alınan emanet ‘yok sayılmışken’ ülkeyi nasıl yöneteceksiniz?
Bir gün önce her türlü ‘karalamayı’ ve ‘hakareti’ yapan bir ‘milletvekili’ veya bir ‘belediye başkanı’ bir sonraki seçimde oyunu aldığı ve karşı partiye geçerek onu yok saydığını unutup vatandaşın yüzüne nasıl bakabilecek?
Ülkemizde ‘temiz politikacıya’ ulaşmak için veya ülkemizdeki ‘siyaseti temizlemek’ için yapılması gereken tek bir şey var; o da Siyasi Partiler Kanunu’nda bir değişiklik yapmak.
“Eğer bir ‘milletvekili’ veya bir ‘belediye başkanı’ seçildiği partiden istifa eder ve bir başka partiye geçerse ‘vekilliği’ ve ‘başkanlığı’ anında düşürülecek, ‘bağlanan maaşı’ kesilecektir. Ancak seçildiği partide gerçekten çok büyük ‘yanlışlar, yolsuzluklar, ahlaksızlıklar’ görüp istifa ettiğini dile getiren bir ‘milletvekili’ veya bir ‘belediye başkanı’ eğer ‘bağımsız’ kaldığı takdirde görevine devam edebilir” şeklinde bir düzenleme yapılır ise bence ‘temiz siyasete’ bir nebze yaklaşabilir.
Bakalım o zaman kim istifa edip karşı partiye geçebiliyor? Kim ‘milletin iradesini’ yok sayabiliyor?
Buradan başta Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız Numan Kurtulmuş’a ve tüm siyasi parti liderlerimize seslenmek istiyorum: Eğer ülkemizi gerçekten ‘temiz siyasete’ kavuşturmak istiyor iseniz bu şekilde bir düzenleme veya değişiklik yapın ve bundan sonra yapılacak tüm seçimlerde bunu uygulayın.
Temiz siyaset lafla değil gerçek icraatla olur…
İyi bir hafta diliyorum, esen kalın…