Çağımızın en ölümcül hastalığı malum kanser ve akciğer kanseri de bu hastalığın  dünyada her yıl yaklaşık olarak 1,8 milyon insanın ölümüne neden olan en yaygın türü.

Bu ölümcül hastalığa bir çare bulmak için bilim insanları çok uzun bir zamandır yoğun bir şekilde çalışıyordu.

İşte bu ölümcül hastalığı tedavi etmek için yeni ve devrimsel bir adım Uğur Şahin ile Özlem Türeci’nin sahipleri olduğu BioNTech firması tarafından atıldı.

Uğur Şahin, Özlem Türeci ve BioNTech firmasının isimlerini Covid-19 salgını boyunca bol bol duymuştuk.

O dönemde de onlar aslında kanser ile mücadelede yeni bir yöntem olan mRNA teknolojisine sahip aşılar üzerinde çalıştıklarını, hedeflerinin bu aşı teknolojisini kullanarak kanser ile mücadele olduğunu söylüyorlardı.

Uğur Şahin ve Özlem Türeci Covid-19 salgını başlayınca bu teknolojiyi kullanarak salgınla mücadelede bir başarı kazanabileceklerini düşünmüşler ve bu yönde bir çalışma başlatmışlardı.

Genel kabul gören bu çalışma hakikaten de çok başarılı oldu ve bu yöntem sayesinde mucizevi sayılabilecek kadar kısa bir dönem zarfında bir aşı geliştirildi ve bu aşı yaygın olarak uygulanarak on milyonlarca insanın hayatı kurtarıldı, kitlesel bağışıklık oluşturuldu ve salgın durduruldu.

Salgın günlerinden sonra bu isimleri çok fazla duymamıştık fakat son olarak gene gündeme bomba gibi düştüler.

Edindiğim bilgilere göre BNT116 olarak bilinen ve Uğur Şahin ile Özlem Türeci’nin sahipleri olduğu BioNTech firması tarafından üretilen aşı, akciğer kanserinin en yaygın türü olan küçük hücreli olmayan akciğer kanserini tedavi etmek üzere tasarlanmış ve üretilmiş.

BioNTech firması tarafından üretilen BNT116 aşısının ilk faz denemesi ise Britanya, ABD, Almanya, Macaristan, Polonya, İspanya ve Türkiye dâhil yedi ülkede bulunan 34 araştırma merkezinde yapılacakmış.

Cerrahi veya radyoterapi öncesi erken evreden ileri evre hastalık veya nükseden kanser vakalarına olmak üzere yaklaşık 130 hasta bu denemeye dahil edilecekmiş.

Aşı, Covid-19 aşılarına benzer şekilde mRNA teknolojisini kullanıyor, bu yöntem ile bağışıklık sistemine tümör belirteçleri tanıtılıyor ve belirteçlerin olduğu kanser hücreleriyle savaşması için bağışıklık sistemini yönlendiriyor.

Bu yeni aşı yöntemi ile sağlıklı hücrelere herhangi bir şekilde zarar vermeden kişinin bağışıklık tepkisini güçlendirmek hedefleniyor. Bu yöntem de radyoterapi ya da kemoterapinin aksine çok daha güvenli ve yan etkileri çok daha az bir tedavi süreci sunuluyor.

Aslında bu dünyada hemen hemen herkesi ilgilendiren bu çok önemli bilimsel gelişme ne yazık ki ülkemizde çok fazla yankı bulmadı, ıvır zıvır konuların gölgesinde kaldı. Daha da kötüsü Covid – 19 salgını boyunca ortalarda dolanıp bol bulamaç aşı karşıtı komplo teorileri üretenler gene sahaya çıktı ve bizi kobay olarak kullanacaklar diye ağızlarında laf gevelemeye başladılar.

Hâlbuki aşılar salgın hastalıklar ile mücadele tarihinde bir devrimdir. Bu güne kadar bakteri ve virüslere karşı çok etkili bir şekilde kullanılan ve son derecede olumlu sonuçlar alınan bu yöntemin şimdi de kanser denilen hastalığa karşı kullanılma olasılığı kendisinin ya da bir sevdiğinin bu ölümcül hastalığa yakalanmasından korkan her bir insanı umutlandırması, mutlu etmesi gereken bir gelişmedir.

Dahası bu bilimsel buluşa imza atanların bizim kültürümüzden gelme, bizim insanımız olması da ayrı bir övünç kaynağı olmalıdır.

Ben bu bilimsel gelişmeyi çok önemsiyorum, büyük bir dikkatle takip edeceğim ve öğrendiklerimi de sizler ile paylaşacağım. Umarım çok büyük bir başarı elde edilir de insanlar bu hastalık tehdidinden de aynı çiçek, veba, kolera ya da veremden kurtuldukları gibi kurtulabilirler.