Bir zamanlar bir mesele hakkında konuşmak için bir kürsüye çıkmanız, bir gazetede yer bulmanız ya da en azından bir kalabalığın ortasında söz almanız gerekirdi. Şimdi cebimizdeki telefon kadar uzağımızda bir “kürsü” var. Sosyal medya dediğimiz şey, aslında koca bir meydan. Ve o meydanda herkesin mikrofonu açık.
Bu iyi mi? Evet, çoğu zaman iyi.
Çünkü yıllarca sesi duyulmayan insanlar ilk kez konuşabiliyor. Haksızlığa uğrayan biri, bir tuşla yaşadığını anlatabiliyor. Bir kadın, bir öğrenci, bir işçi, bir genç… Daha önce “kim dinler ki” diye içine attığı cümleleri artık yazabiliyor. Cesaret bazen bir tweetle başlıyor.
Ama işin bir de başka tarafı var.
Herkesin söz hakkı olması çok kıymetli ama her sözün aynı derecede sorumluluk taşıdığını unuttuğumuz an sorun başlıyor. Sosyal medya bize hız kazandırdı; düşünmeden yazmayı, araştırmadan paylaşmayı, duyguyla hareket etmeyi kolaylaştırdı. Bazen haklı bir öfke, bir anda linçe dönüşebiliyor. Bazen doğru bir eleştiri, hakarete kayabiliyor.
Cesur olmak başka, hoyrat olmak başka.
Sosyal medyada cesaret çoğu zaman “yüksek sesle konuşmak” gibi algılanıyor. Oysa gerçek cesaret, doğru bildiğini savunurken karşısındakini de insan yerine koyabilmek. Fikir beyan ederken “yanılıyor olabilirim” diyebilmek. Kalabalığın alkışladığı değil, vicdanın onayladığı yerde durabilmek.
Bugün herkes her konuda konuşuyor. Futboldan ekonomiye, adaletten psikolojiye kadar… Bunda bir sakınca yok. Kimse sadece uzmanlar konuşsun demiyor. Ama bir konuda söz alıyorsak, en azından o sözün bir karşılığı olmalı. Okumak, araştırmak, anlamaya çalışmak… Yoksa konuşmak kolay, anlamak zor.
Sosyal medya bize görünür olma imkanı verdi. Ama görünür olmakla değerli olmak aynı şey değil. Bazen en güçlü cümle, yazılmayan cümledir. Bazen geri çekilip dinlemek, en büyük cesarettir.
Yine de şunu inkâr edemeyiz: Bu meydan, birçok insanın hayatını değiştirdi. Kampanyalar, dayanışmalar, adalet arayışları… Bir etiketle başlayan şeylerin gerçek hayatta karşılık bulduğunu gördük. Demek ki doğru kullanıldığında sosyal medya, sadece bir eğlence alanı değil; bir dönüşüm aracı.
Belki mesele şu: Mikrofon hep açık olacak. Ama biz o mikrofona ne söylediğimizi seçmek zorundayız.
Konuşalım. Eleştirelim. Soralım. Ama insan kalalım.