Aslında söylemesi en kolay cümlelerden biri “ben de bilmiyorum”. Ne uzun bir açıklama ister ne de süslü laflar. Ama gel gör ki, çoğu zaman en zor söylenen cümle olur. Çünkü bizde bilmemek, normal bir durum gibi görülmez. Sanki insanın her konuda bir fikri olmak zorundaymış gibi bir hava vardır.

Bir ortamda herkes konuşurken susmak insanı huzursuz eder. Kahvede otururken, otobüste ayakta giderken, sosyal medyada bir başlığın altına bakarken hep aynı şey olur. Konu ne olursa olsun mutlaka konuşan vardır. Ekonomi konuşulur, sağlık konuşulur, eğitim konuşulur. Bilgiye sahip olmak şart değildir; önemli olan söze karışmaktır. Yanlış da olsa, eksik de olsa, yeter ki sessiz kalınmasın.

“Bilmiyorum” demek bu yüzden kolay değildir. O cümle söylendiği anda insan kendini geri çekilmiş gibi hisseder. Sanki oyundan çıkmış, söz hakkını kaybetmiş gibi. Susan insanın fikri yok sanılır, bilmediğini söyleyen insan küçümsenir. Bu yüzden çoğu zaman bilmediğimiz konularda bile konuşuruz. Yanlış yapmayı, sessiz kalmaya tercih ederiz.

Oysa insan bilmediğini kabul ettiğinde bir şey kaybetmez. Tam tersine, öğrenmenin kapısını aralar. Dinlemeye başlar, soru sorar, düşünür. Ama biz yanlış yapmaktan korkan bir toplumuz. Yanlış yapan hemen etiketlenir. Lafı çarpıtılır, alay edilir, üstüne gidilir. Böyle olunca kim rahatça “ben bu konuyu bilmiyorum” diyebilir?

Belki mesele bilmemek değildir. Belki mesele, bilmediğini söylediğinde anlayışla karşılanmamaktır. Herkesin her şeyi bildiğini iddia ettiği bir yerde, durup da “emin değilim” demek cesaret ister. Çünkü bizde emin olmak, doğru olmaktan daha kıymetli sayılır.

Bu yüzden ortalık çok konuşandan geçilmez ama gerçekten dinleyen azdır. Gürültü vardır ama anlam yoktur. Herkes anlatır, kimse anlamaya çalışmaz. Bilgi çoğaldıkça değil, söz çoğaldıkça değer kazanır.

Oysa bir toplum, bilmediğini söyleyebilen insanlarla güçlenir. Soru soran, öğrenmeye açık olan insanlarla ilerler. “Ben de bilmiyorum” diyebilmek bir eksiklik değil, bir olgunluktur.

Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey, her şeye cevap vermek değil. Bazen durup bilmediğimizi kabul edebilmek.