Bugün 8 Mart. Dünya Kadınlar Günü.

Her yıl bu tarihte kadınların emeğinden, gücünden ve toplumdaki yerinden söz edilir. Ama bir yandan da insanın aklının bir köşesinde hep aynı gerçek duruyor: Kadınların konuşulduğu yerde hala şiddet de konuşuluyor.

Neredeyse her hafta bir kadın cinayeti haberi görüyoruz. Bazen televizyonlarda, bazen gazetelerde, bazen de sosyal medyada. Bir süre konuşuluyor, tartışılıyor, sonra gündem değişiyor. Ama o kadının hayatı gerçekten bitmiş oluyor. Geride yarım kalan hayatlar, çocuklar, aileler kalıyor.

Oysa bir kadının güven içinde yaşaması bu kadar zor olmamalı. Bir kadının hayatına dair karar verdiği için korkmaması, bir yere giderken tedirgin olmaması, gece eve dönerken sürekli arkasını kontrol etmek zorunda kalmaması aslında çok normal şeyler olmalı.

Ama pek çok kadın için durum böyle değil.

Gece eve dönerken telefonda biriyle konuşuyormuş gibi yapan kadınlar var.

Taksiye binerken plakasını birine gönderen kadınlar var.

Otobüste yalnız kalınca huzursuz olan, yürürken arkasını kontrol eden kadınlar var.

Bu aslında çok şey anlatıyor.

Ben kadının rahatça yaşayabildiği bir Türkiye diliyorum.

Taksiye korkmadan bindiği, gece yürürken arkasını kontrol etmek zorunda kalmadığı, otobüste yalnız kaldı diye tedirgin olmadığı bir Türkiye…

Kadınların sadece hayatta kalmaya çalışmadığı, gerçekten yaşayabildiği bir ülke.

Taciz görmediği, şiddet görmediği, korkmadan hayatına devam edebildiği bir hayat…

Belki o zaman kadınlarla ilgili haberlerde şiddeti değil başarıyı konuşuruz.

Belki o zaman 8 Mart geldiğinde içimizde burukluk olmaz.

Belki o zaman bu günü gerçekten kutlayabiliriz.

Benim dileğim aslında çok büyük değil.

Bir gün 8 Mart’ı gerçekten kutlayacağız.

Çünkü o gün kadınlar hayatta olacak. 🌸