İnsanoğlunun inşaat merakı yeni değil.
Yaklaşık onikibin yıl önce başlamışız taşları üst üste koymaya. Önce barınak yapmışız, sonra tapınak, ardından köy, kasaba, şehir derken bugün gökdelenin yetmişinci katından aşağı bakıp “Medeniyet dediğin budur!” demeye başlamışız.
Göbekli Tepe’ye bakıyorsunuz, adamlar binlerce yıl önce dev taşları dikmiş. Ne vinç var ne kepçe ne de belediyeden ruhsat bekleyen müteahhit…
Çatalhöyük’te evler birbirine bitişik. Sokak bile yok denecek kadar az. İnsanlar bazı evlere damdan giriyor. Bugün olsa belediye daha temel atılmadan gelir:
“Yangın merdiveni nerede kardeşim?”
Derken insan toprağı ekip biçmiş, hayvanları evcilleştirmiş, köyler kurmuş. Köyler büyümüş, şehir olmuş. Şehir büyümüş, devlet olmuş.
Devlet kurulunca da muhtemelen ilk tartışma başlamıştır:
“Bu yolu kim yaptı?”
İktidar,
“Biz yaptık, ” demiştir.
Muhalefet, “Projesi bizim dönemimizden, ” diye cevap vermiştir.
Vatandaş da kenardan bakıp:
“İyi de yol niye bizim tarlanın ortasından geçiyor?” demiştir.
Binlerce yıldır değişmeyen bazı şeyler var demek ki.
Sonra saraylar, surlar, tapınaklar yapılmış. İnsan gittikçe güçlenmiş. Bugün geldiğimiz noktada uzaya araç gönderiyoruz, yapay zekâyla konuşuyoruz, evdeki süpürge bile kendi başına dolaşıyor.
Tam insan, “Artık her şeyi kontrol ediyoruz, ” diyecek oluyor…
Bir yerden deprem oluyor.
Başka bir yerde sel geliyor.
Bir yanardağ homurdanmaya başlıyor.
Doğa sanki uzaktan sesleniyor:
“Çok da havaya girmeyin çocuklar. ”
Çünkü tarih boyunca şehirler kurulmuş, sonra yıkılmış. İnsanlar göçmüş, başka yere yeniden ev yapmış. Bir çağ kapanmış, başka bir yaşam başlamış.
Çanakkale’deki Troya bunun en güzel örneklerinden biri. Aynı yerde şehir üstüne şehir kurulmuş. Bugün dokuz ana yerleşim katmanından söz ediyoruz.
Dokuz!
Biz bugün bir binaya iki kat fazla çıkılınca birbirimize giriyoruz; adamlar binlerce yıl boyunca şehrin üstüne şehir kurmuş.
Bugünün diliyle Troya biraz da insanlık tarihinin en uzun kentsel dönüşüm projesi gibi.
Üstelik müteahhit değişmiş, yönetim değişmiş, halk değişmiş, medeniyet değişmiş…
Arsa aynı!
İşte insanlık biraz böyle.
Kendimize ev yaptık.
Sonra şehir yaptık.
Sonra devlet kurduk.
Sonra teknoloji yaptık.
Şimdi de dünyayı yönettiğimizi düşünüyoruz.
Ama tarih bize küçük bir not bırakıyor:
“Fazla yerleşmeyin, şartlar değişebilir.
”Belki bir gün bizim yaşadığımız şehirlerin de üzerinde başka insanlar dolaşacak. Bir kazı yapıp telefonlarımızı, bilgisayarlarımızı, otomobillerimizi bulacaklar.
Arkeologlardan biri eline cep telefonunu alıp uzun uzun bakacak:
“Bunun ne işe yaradığını henüz çözemedik. ”
Yanındaki profesör cevap verecek:
“Muhtemelen dönemin insanları bununla birbirleriyle kavga ediyordu. ”
Haksız da sayılmaz.
Çünkü on iki bin yıldır taş değişti, bina değişti, teknoloji değişti…
Ama insan?
O konuda kazılar devam ediyor.