Son günlerde haber bültenlerini takip etmek, sürat treninde son sürat seyahat etmekle eş değer hale geldi. Bir yanda futbol camiasını sarsan devasa fon skandalları, diğer yanda Merkez Hakem Kurulu etrafında dönen şaibeler... Tam “sahadaki adaleti” tartışırken başımızı çeviriyoruz; yargı mensupları hakkındaki rüşvet ve yolsuzluk iddiaları gündeme bomba gibi düşüyor. Henüz bunu hazmedememişken ekranlarda ünlülere yönelik uyuşturucu operasyonlarını, ardından da milyarlık vergi kaçakçılığı dosyalarının birer birer patladığını görüyoruz.
İnsanın zihnine ister istemez o malum soru takılıyor; Yahu, bütün bu kilitli kapıların anahtarı aynı anda mı bulundu? Bütün bu pislikler yıllardır orada dururken, temizlik ateşinin birdenbire ve tam da bugün yakılması sadece “tesadüf” ile açıklanabilir mi?
Sokaktaki vatandaşın kafasında soru işaretlerinin belirmesi son derece makul, çorap söküğü gibi arkası kesilmeyen bu operasyonlar silsilesi, kamuoyunda iki farklı hissi aynı anda tetikliyor. Bir yanda “Nihayet dokunulmazlara dokunuluyor, adalet yerini buluyor” ferahlığı; diğer yanda ise “Peki ama neden şimdi?” şüphesi...
Çünkü adalet, sadece ne zaman uygulandığıyla değil, nasıl ve hangi zamanlamayla uygulandığıyla da halkın vicdanında tartılır. Yıllardır görmezden gelindiği iddia edilen, halının altına süpürülen ne kadar toz varsa hepsinin aynı takvim yaprağına denk gelmesi, olayın hukuki boyutunu aşan siyasi ve sosyolojik bir zamanlamaya işaret ediyor.
Bu durum bize iki ihtimali sunuyor: Ya devlet mekanizması uzun süredir biriktirdiği dosyaların düğmesine basarak kapsamlı ve kararlı bir “temiz eller” harekâtı başlattı; ya da gündemin, güç dengelerinin getirdiği zorunluluklar bu süreci hızlandırdı. İhtimal hangisi olursa olsun, vatandaşın gözünde bu operasyonların değeri, sürdürülebilir olup olmamalarıyla ölçülecek.
Eğer bu süreç, şartlar bir rüzgârdan ibaret kalmayıp sonuna kadar götürülürse; spordan yargıya, magazin dünyasından iş dünyasına kadar uzanan bu kirlilik gerçekten temizlenirse, bugün duyduğumuz “manidar” şüpheler yerini güvene bırakabilir. Ancak operasyonlar yarıda kalır, ucu belli odaklara dokunduğunda tıkanırsa, kamuoyundaki o büyük soru işareti daha da derinleşecektir.
Her şeyin aynı anda aydınlanması elbette manidar. Ancak asıl önemli olan, ışıklar kapatıldığında içeride hâlâ karanlık bir noktanın kalıp kalmayacağıdır.
Hep birlikte izleyip göreceğiz.