Prof. Dr. Combil, dijital çağda sosyal medyanın sınav kaygısını artıran önemli bir unsur haline geldiğini vurguladı.
Sosyal medyada genellikle yalnızca başarıların görünür olduğuna dikkat çeken Combil, şu ifadeleri kullandı:
“Öğrenci kendi gerçekliğiyle başkalarının vitrindeki başarılarını karşılaştırıyor. Bu da ‘Herkes benden daha iyi hazırlanıyor’ gibi düşünceleri besleyerek yetersizlik hissini ve kaygıyı artırabiliyor.”
“Beynim durdu hissi bilgi eksikliği değil”
Sınav sırasında yaşanan “bildiğini unutma” durumunun bilgi eksikliğinden kaynaklanmadığını belirten Combil, bu durumun yoğun kaygı sonucu ortaya çıktığını ifade etti.
“Beynim durdu hissi, kaygının bilişsel kaynakları geçici olarak bloke etmesinin bir sonucudur” diyen Combil, stresin belli bir seviyeye kadar motive edici olabileceğini ancak aşırı stresin dikkat ve konsantrasyonu bozduğunu söyledi.

Başarısızlık korkusu kısır döngü yaratıyor
Sınav kaygısının en önemli bileşenlerinden birinin başarısızlık korkusu olduğunu vurgulayan Combil, bu durumun zamanla bir kısır döngüye dönüştüğünü belirtti.
“Kaygı arttıkça performans düşer, performans düştükçe öğrenci korkusunun doğrulandığını düşünür.”
Sınav anı için öneriler
Combil, sınav sırasında kaygıyı azaltmak için uygulanabilecek yöntemleri de şöyle sıraladı:
- 4-6 nefes egzersizi
- Fiziksel gevşeme teknikleri
- Anda kalma (zihni çapa atma)
- Turlama tekniği ile zor soruları geçme
Ailelere önemli uyarı
Ailelerin tutumunun öğrencinin kaygısını doğrudan etkilediğini belirten Combil, kıyaslama ve yüksek beklentinin baskı yaratabileceğini söyledi.
“Öğrencinin en çok ihtiyaç duyduğu şey, koşulsuz kabul gördüğünü hissetmesidir” dedi.
“Sınav kimliği belirlemez”
Sınavların kişinin değerini ölçmediğini vurgulayan Combil, “Sınavlar yalnızca belirli bir gün ve koşuldaki performansı değerlendirir” ifadelerini kullandı.




