Büyük umutlarla CHP’nin genel başkanlığına getirilen ve biriken toplumsal muhalefetin desteği ile 31 Mart yerel seçimlerinden başarıyla çıkan Özgür Özel, izlediği akıl almaz politikalarla her geçen gün hem kendisini, hem partisini, hem de toplumun umutlarını tüketiyor.

Kim takar senin Kırmızı Kartını Sayın Özel?.. Sen bir mahalle maçı mı yönetiyorsun, seksen altı milyon nüfuslu Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetimine mi talipsin?.. “Asgari ücret otuz, bunun altında yokuz” dedin günlerce, umursayan oldu mu?.. Bir de tutturdun, “Ya insanca geçim, ya da hemen seçim” deyip duruyorsun, içi boş vaatlerle uğraşıyorsun?..
Ben bu satırları karalarken televizyonlarda Mersin’de Akdeniz Belediyesine kayyum atandığı, İstanbul’da Beşiktaş Belediyesine de operasyon başlatıldığı ve Belediye Başkanının göz altına alındığı haberleri veriliyordu. Defalarca terör suçlamasıyla Mardin Belediye Başkanlığı görevinden alınan ve yerine kayyum atanan Ahmet Türk’e, bir kez daha denemeye sokulan ‘Barış Süreci’nde iki taraf arasında müzakereleri yürüten üç kişilik DEM Parti heyetinde görev veriliyor! Cumhur İttifakı’nın iktidarı, sağ gösterip sol vuruyor, sol gösterip sağ vuruyor...

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, “ Suriye’de hikayemiz yeni başlıyor,” diyor, bu sözlerin ne anlama geldiğinin farkında mısınız Sayın Özel? Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Suriye’ye operasyonlar başlatmaktan” söz ediyor... CHP’nin önceki Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Türkiye’yi Ortadoğu bataklığına sürüklemeyin” diye bas bas bağırırdı; oysa şu son süreçte Ortadoğu bataklığını ülkemize sokmak üzereler... Sen Ortadoğu’da yaşanan savaşların tarihi, nedenleri ve nicelikleri hakında bilgilere sahip misin?.. Türkiye’nin Arap dünyası ile ilişkileri ve politikaları hakkında neler biliyorsun?..
Roma’da, Suriye ile ilgili uluslararası toplantı yapılıyor, aralarında Türkiye yok. Suriye Devleti’nin yeni yönetimi HTŞ’liler, ilk dış ziyaretlerini Suudi Arabistan’a gerçekleştiriyorlar. Daha sonra Suudi Arabistan’da düzenlenen Suriye ile ilgili toplantıda Türkiye, Dışişleri Bakanı düzeyinde temsil ediliyor. Devletin adının Afganistan, İran gibi İslam Cumhuriyeti olarak değiştirilmesi beklenirken, “Suriye Arap Cumhuriyeti” olarak devamına karar veriliyor. Din kardeşlerimiz diye yıllarca müdahil olmaya çalıştığımız Ortadoğu coğrafyasındaki gelişmelerin, Arap milliyetçiliğine yöneldiğini ne zaman farkedeceğiz?..

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Halep kalesine asılan ay yıldızlı sancak, CHP’nin neresine dokunuyor?” diyor, buna söyleyecek bir tek söz bulamıyor musun?.. Türkiye’nin en büyük partisi CHP’nin Genel Başkanı olarak, iç ve dış gelişmeler karşısında bilgi, birikim ve cesaretinle toplumsal muhalefetin duygularına tercüman olman bekleniyor senden.
TBMM’de güçlü bir grubu bulunan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, terörist başı Öcalan ile görüşmelere itiraz ettiği için, MHP’liler tarafından açıktan ve ağır tehditler alıyor; aynı şekilde açıklamalarda bulunan şehit ailelerine MHP’lilerden tehditler yağıyor... İlgili devlet kurumlarından hiç bir ses çıkmıyor, Güvenlik kurumlarından, Adalet mekanızmalarından ağzını açan yok... Toplumsal muhalefetin lideri olması beklenen Özgür Özel, senin neden sesin çıkmıyor?

Sayın Özgür Özel, sen Türkiye’nin terörle mücadelesi konusunda neler biliyorsun? Yirmiüç yıldan beri güçlü iktidarını sürdüren ve ilk günden beri PKK ve Kürt meselesini akıllıca kullanarak siyasal gücüne güç katan, bu yolda 2017 yılında Partili Cumhurbaşkanlığı sistemini getirerek devletimizi tek başına yöneten Ak Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 2008’lerde başlattığı Ergenokon ve benzeri kumpas davalarla silahlı kuvvetlerimizi ne hale getirdiğini, aynı dönemlerde başlayarak Oslo, İmralı, Dolmabahçe mutabakatları ile bölücü PKK terör örgütü ile başlatılan açılım ve barış süreçlerinin nerelere evrildiğini, 7 Haziran 2015 seçimlerinde Ak Parti oylarının HADEP’e kaması üzerine terörün yeniden hortlatılması ile yaşanan hendek savaşlarını ve şehitler verdiğimiz sıkıntılı süreci hatırlıyor musun?..

Ak Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, partisinin Şanlıurfa il kongresinde sahnede tekerlekli sandalyede oturan Urfalı ünlü türkücü İbrahim Tatlıses ile unutulmaz sohbetini izledin mi? Bu sohbet sırasında önceki açılım süreci sırasında PKK’li teröristlerin Habur sınır kapısından muzaffer orduların askerleri gibi ülkemize girişlerini hatırlıyor musun, Diyarbakır meydanlarında yine İbrahim Tatlıses ve Şıvan Perver’le birlikte “Megri megri” diye türküler çığırarak halaylar çekildiği günleri hatırladın mı?.. Urfa’da Tatlıses, tepesinde dikilen Erdoğan’a, “Ölene kadar yanındayız” derken, “Ben de ölene kadar bu devleti yönetmeye talibim” diyen Erdoğan’ın, sana papuç bırakacağını mı sanıyorsun?..

“Yumuşama, normalleşme” diye bir sürece kaptırdın kendini. Zaman zaman, “Hata yapıyorsam, cezasını ben çekerim” dedin, “Kimse benden kurultay dilenmesin” gibi akıl dışı çıkışlar yaptın... Toplumsal muhalefetin liderliğini bir türlü benimseyemedin.... Erdoğan, her geçen gün sertleşiyor, sen yumuşumaya devam ediyorsun; toplumsal muhalefetin büyük sıkıntılarına ve endişelerine kulak veremiyorsun.

CHP’nin Genel Başkanı seçildiğiniz günlerde “Parti yönetimini gençleştireceğiz” demiştiniz, ben de “Özgür Özel, futbol takımı kurmaya mı hazırlanıyor?” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Şimdi görüyorum ki, halen aynı çizgide bu kez kendini bir futbol maçında hakem olarak görüyorsun, kırmızı kartla filan uğraşıyorsun!..
Siyaset tecrübe, bilgi birikimi ve akıl işidir. Kadroları gençleştireceğiz derken, geçmişten gelen birikimleri, tecrübeleri ile partiye değer katmış büyüklerinizden de yararlanmayı bilmelisiniz!..