Uluslararası Finans Uzmanı Murat Kubilay, altının geçmişten günümüze yatırımcılar açısından taşıdığı önemi kapsamlı şekilde değerlendirerek, Türkiye’de altına olan ilginin ekonomik güvensizlik, yüksek enflasyon ve Türk lirasındaki değer kaybıyla doğrudan ilişkili olduğunu söyledi.

Sonsöz Gazetesi’nden Goncagül Konaş’ın haberine göre; Merkez bankalarının rezerv politikalarından FED’in faiz kararlarının altın fiyatlarına etkisine, fiziki altın ile yatırım fonları arasındaki tercihlerden uzun vadeli yatırım stratejilerine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulunan Kubilay, altının temel işlevinin hızlı kazanç sağlamak değil, serveti korumak olduğunu ifade etti.

“ALTINA YÖNELİŞ, TÜRK LİRASINA DUYULAN GÜVENİN ZAYIFLAMASINDAN KAYNAKLANIYOR”

Türkiye’de vatandaşların altını geleneksel bir tasarruf aracı olarak tercih ettiğini ifade eden Kubilay, bunun temel nedeninin ekonomik güvensizlik olduğunu söyledi. Kubilay, “Türkiye’deki altına ilgi, altın yükselir algısından daha ötede, yerli para birimi olan Türk lirasının değerini koruyamayacağına dair inançtan kaynaklanıyor. Dini tercihler nedeniyle faizli enstrümanlara girilmemesi ve fiziki dövizin saklanmasının zorlukları da altını geleneksel tasarruf aracı haline getiriyor.” dedi.

Benzer eğilimin yalnızca Türkiye’de değil, Irak, İran, Hindistan ve Pakistan gibi ülkelerde de görüldüğünü belirten Kubilay, “Bu durum, finansal sisteme ve ülkenin merkez bankasına duyulan güvensizliğin örtülü bir ifadesidir.” ifadelerini kullandı.

“BATI’DA ALTIN KÜLTÜRÜ TÜRKİYE’DEKİ GİBİ DEĞİL”

Gelişmiş ülkelerde altının tasarruf amacıyla yaygın kullanılmadığını söyleyen Kubilay, Batı ile Türkiye arasındaki farkı şu sözlerle anlattı: “Batı’da bu şekilde bir kullanım yok. Gelişmiş ülkelerde Türkiye’deki gibi yaygın kuyumcu sistemi görmezsiniz. Ancak Türk mahallelerinde kuyumcular hem düğün ve özel günler için hem de tasarrufların değerlendirilmesi amacıyla faaliyet gösteriyor.”

“MERKEZ BANKALARI ALTINI FİYAT BEKLENTİSİYLE DEĞİL, RİSKTEN KORUNMAK İÇİN ALIYOR”

Merkez bankalarının son yıllarda artan altın alımlarını değerlendiren Kubilay, bunun temel nedeninin altının yükseleceği beklentisi olmadığını söyledi. “Merkez bankalarının altın rezervlerini artırması aslında altının fiyatına dair beklentiden dolayı değil. Amerikan dolarının küresel rezerv para olmasının sağladığı gücün dış politika aracı olarak kullanılabildiği görülüyor. Bu nedenle ABD ile aynı çizgide olmayan ya da riskini dağıtmak isteyen ülkeler rezervlerini çeşitlendiriyor.” dedi.

Çin’in bu eğilimin başını çektiğini belirten Kubilay, İran, Rusya ve Kuzey Kore gibi yaptırımlarla karşı karşıya kalan ülkelerin de rezervlerini dolardan uzaklaştırmaya çalıştığını ifade etti. Türkiye’nin de geçmişte benzer kaygılar nedeniyle Amerikan tahvillerinden uzak durduğunu hatırlatan Kubilay, son dönemde ABD ile ilişkilerin iyileşmesiyle birlikte bu eğilimin yeniden değişmeye başladığını söyledi.

“ALTIN GÜVENLİ LİMANDIR AMA SPEKÜLASYONDAN BAĞIMSIZ DEĞİLDİR”

Altının güvenli liman özelliğinin yanlış yorumlanmaması gerektiğini belirten Kubilay, piyasadaki sert hareketlere dikkat çekti. “Altın tabii ki güvenli limandır ama güvenli liman olması, üzerinde spekülasyon olmayacağı anlamına gelmiyor. Spekülasyonlar hem fiyat artırıcı hem de fiyat düşürücü olabilir.” dedi. Geçmiş dönemde yaşanan hızlı yükselişin ardından gelen sert düzeltmenin doğal olduğunu belirten Kubilay, “Kısa vadeli iniş çıkışları bir kenara bırakırsak altını çoğunlukla güvenli bir yatırım aracı olarak görebiliriz.” diye konuştu.

“ALTINI DİĞER EMTİALARDAN AYIRAN EN ÖNEMLİ ÖZELLİK PARA İŞLEVİ”

Altının petrol ve doğal gaz gibi klasik emtialardan farklı olduğunu belirten Kubilay, bunun temel nedeninin para işlevi olduğunu söyledi. “Altını diğer emtialardan ayıran önemli özellik, binlerce yıl boyunca çıkarılmış altının sistem içerisinde dolaşımda olmasıdır. Bu nedenle altın biraz daha para gibidir. Sanayi hammaddesi olarak değerlendirilmemelidir.” ifadelerini kullandı. Altının esas değerinin güvenli liman özelliğinden geldiğini belirten Kubilay, “Altının para işlevi ticaret değil, güvenli liman statüsüdür.” dedi.

Whatsapp Image 2026 07 22 At 16.24.50

“ABD FAİZ POLİTİKASI ALTIN FİYATLARINI DOĞRUDAN ETKİLİYOR”

ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikasının altın üzerinde belirleyici olduğunu söyleyen Kubilay, güçlü doların altın fiyatları açısından baskı oluşturduğunu belirtti. “ABD’de enflasyon riski varsa faizler yüksek tutuluyor. Bu da doların güçlü kalmasına neden oluyor. Altın dolar üzerinden fiyatlandığı için güçlü dolar altın açısından kısa vadede olumsuz bir gelişmedir.” değerlendirmesinde bulundu. Buna karşın uzun vadede yüksek enflasyonun altına olan talebi yeniden artırabileceğini ifade eden Kubilay, yatırımcıların kısa ve uzun vadeyi birbirinden ayırması gerektiğini söyledi.

“KISA VADEDE ETF, UZUN VADEDE FİZİKİ ALTIN TERCİH EDİLEBİLİR”

Yatırım araçlarına ilişkin önerilerde de bulunan Kubilay, yatırım süresinin tercihleri değiştirdiğini belirtti. “Altını kısa vadeli fiyat artışı beklentisiyle alıyorsanız fiziki altını saklamak sorun oluşturabilir. Bu nedenle borsa yatırım fonları daha uygun olabilir. Ancak uzun vadede güvence amacıyla tutulacaksa fiziki altın daha makul bir tercihtir.” dedi. Yatırımcıların, yatırım fonlarının altın fiyatlarını gerçekten ne ölçüde takip ettiğini de incelemesi gerektiğini sözlerine ekledi.

“DOLAR BAZINDA ALTIN İÇİN ÇOK GÜÇLÜ BİR BEKLENTİM YOK”

Son dönemde ons altındaki hareketleri değerlendiren Kubilay, yükselişin üç temel nedenden kaynaklandığını söyledi. “3200 dolardan 5600 dolara kadar yaşanan hızlı yükselişin arkasında piyasadaki parasal büyüklüklerin artması, jeopolitik riskler ve doların rezerv para olma özelliğinin tartışılması vardı.” dedi. Ancak son gelişmelerin tabloyu değiştirdiğini belirten Kubilay, “Önümüzdeki süreçte dolar cinsinden altın fiyatları için çok olumlu bir beklentiye sahip değilim. Ama Türk lirası değer kaybettiği sürece TL cinsinden altın her zaman değer kazanacaktır.” ifadelerini kullandı.

“VATANDAŞ KISA VADELİ ALTIN ALIM SATIMINDAN UZAK DURMALI”

Türkiye’de bireysel yatırımcıların altına yaklaşımını da değerlendiren Kubilay, kısa vadeli işlemlerin riskli olduğunu vurguladı. “Altını Türkiye’de kısa vadeli yatırım amacıyla kullanmamak gerektiğini hep söylerim. Koruma amacıyla uzun vadede almak yerinde olabilir ama kısa vadeli alım satımı vatandaşlara tavsiye etmem.” dedi.

“ALTIN HER ZAMAN KAZANDIRIR DÜŞÜNCESİ TAMAMEN DOĞRU DEĞİL”

Altının her koşulda kazandırdığı yönündeki yaygın kanaatin eksik olduğunu ifade eden Kubilay, geçmişte yatırımcıların zarar ettiği dönemlerin de bulunduğunu söyledi. “2010’lu yılların başında ons altın ciddi değer kaybetti. O dönemde dolar kuru da hızlı yükselmeyince altın yatırımcısı birkaç yıl boyunca zarar etti. Ancak uzun vadede Türkiye’de enflasyon sürdüğü ve Türk lirası değer kaybettiği için altın yatırımcısını kolay kolay üzmez.” değerlendirmesinde bulundu.

“UZUN VADELİ YATIRIMCI İÇİN GİRİŞ FİYATI BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR”

Altın yatırımında doğru zamanlamanın önemli olduğunu belirten Kubilay, yatırımcıların yüksek fiyatlardan alım yapmaması gerektiğini söyledi. “Uzun vadeli yatırımcı için ilk giriş fiyatı çok önemli. Uzun vadede nereye gideceğini düşünmekten ziyade kısa vadede mümkün olan en uygun seviyeden alım yapmak gerekir.” dedi.

Bakan Bolat'tan cari işlemler açığı değerlendirmesi
Bakan Bolat'tan cari işlemler açığı değerlendirmesi
İçeriği Görüntüle

Altının hızlı kazanç sağlayan bir yatırım aracı olarak görülmemesi gerektiğini belirten Kubilay, sözlerini şöyle tamamladı: “Altın; kripto varlıklar ya da borsadaki hisse senetleri gibi kolay ve hızlı para kazanma aracı değildir. Asıl işlevi serveti korumaktır. Bu nedenle yatırımcıların altına bu bakış açısıyla yaklaşması gerekir.”

Haberin daha geniş ve detaylı halini Sonsöz Gazetesi’nde okuyabilirsiniz.

Muhabir: Haber Merkezi