BollombergHT’de yayınlanan habere göre kripto paraların lokomotifi olan Bitcoin, Temmuz’da 30 bin dolar seviyesine kadar geriledikten sonra yüzde 70’e yakın değer kazanarak 3 ay sonra yeniden 50 bin doların üzerini görmüş bulunuyor.

BollombergHT’de yayınlanan habere göre kripto paraların lokomotifi olan Bitcoin, Temmuz’da 30 bin dolar seviyesine kadar geriledikten sonra yüzde 70’e yakın değer kazanarak 3 ay sonra yeniden 50 bin doların üzerini görmüş bulunuyor.

Bitcoin, üç ay aradan sonra yeniden 50 bin dolar seviyesini yeniden görürken Ethereum ve Cardano’ya ait ADA’da da yükseliş devam etti.

Bitcoin’in geçtiğimiz aydaki yükselişi 100 bin dolar tahmincilerini de yeniden ortaya çıkarmış bulunuyor. Bloomberg Intelligence’tan Mike McGlone bu sene yakalanan zirve seviyeye ulaşmak için hala alan olduğuna dikkat çekerken Fundstrat Global Advisors Kurucu Ortağı Tom Lee 2021 sonuna kadar Bitcoin’de 100 bin doların görülebileceği tahminini yapmıştı. Lee yayımladığı notta “Bitcoin’in 200 günlük ortalamasını kırması durumunda güçlü bir ralliye gireceğini düşünüyoruz” demişti.

Bensignor Investment Strategies CEO’su Rick Bensignor ise Bitcoin’in yeni işlem aralığının alt sınırının 40 binlerden 50 binlere çıktığını söyledi.

İşin gerçeği kripto paralar para felsefesini ve işlevini en iyi yansıtan değişim ve yatırım araçlarıdır.

Bu yeni para teknolojisi, hem altın ve gümüş paralar gibi elde edilmesi için yatırım yapılması, zaman, emek ve enerji harcanması gereken ve hem de altın ve gümüş gibi taşınma saklama zorlukları olmayan bir para birimi yaratmış bulunmaktadır.

Kripto paralar kâğıt paralar gibi değeri ve miktarı bu parayı basan otoritenin keyfine, itibarına ya da iradesine bağlı bir değişim aracı değildir ve bu yüzden de enflasyon riski söz konusu değildir.

Bana göre kripto paralar aslında gerçek üreticilerin hakkını hukukunu en iyi koruyabilecek değişim araçlarıdır.

İnsanlar aslında sadece sahip olduğu ihtiyaç fazlası mal ve hizmetleri ihtiyaç duydukları başka mal ve hizmetler karşılığında değiş tokuş yapmak, takas etmek ister. Takasa konu mal ve hizmetler iki tarafın elindeyse ve değerleri de eşdeğer olarak görülüyorsa bir sorun yoktur bu yüzden de para kullanılmaz. Örneğin elinizde ihtiyacınız olmayan bir otomobil varsa ve bir eve ihtiyaç duyuyorsanız aynı değerde evi olup o eve ihtiyaç duymayan birini bulduğunuzda hiç bir parasal işleme gerek duymadan takas yapar karşılıklı olarak ihtiyacınızı giderebilirsiniz. Fakat bu çok istisnai bir durumdur, çoğu kez de mümkün olmaz. Bu yüzden de bir borç alacak kaydı gerekir. İşte para dediğimiz şey tam da bu kaydı gerçekleştirir, toplumun ortak kabul ettiği bir borç kaydı ya da senedi oluşturur. İhtiyacı olmayan bir şeyi veren kişi karşılığında para aldığı zaman ihtiyacı olan şeyi alabileceğine inanır, böyle bir güven oluşur. İşte para bu güven üzerine bina edilir. Kâğıt paralarda bu güven genellikle suiistimal edilerek, para basma yetkisine haiz otorite, yani devlet tarafından enflasyon yaratılır.

Altın ve gümüş maden olarak kullanıldığında ise değiş tokuş işleminde ortaya bir standart ve ayar sorunu çıkar. Her seferinde madenin ayarını ve gramını kontrol etmek değişimde büyük bir zorluk ortaya çıkaracağı için bir otorite bu standardı garanti eder ve altın ya da gümüş para basar bunun karşılığında da senyoraj hakkı elde eder. Bu noktada bile otorite gram ve ayarda oynayarak güveni suiistimal edip haksız kazanç elde edebilir. Osmanlı bu yönteme sık sık başvurduğu için bir sürü yeniçeri isyanına sahne olmuştur.

Kripto paralarda ise bu borç kaydı değiştirilmesi nerede ise imkânsız olacak kadar güvenli bir şekilde blockchain teknolojisi ile tutulmaktadır. Çözülmesi çok uzun zaman, yüksek enerji ve işlem gücü gerektiren bir algoritma ile kriptolonan defterler yüzünden geriye dönük olarak hile hurda yapmak olanak dışına çıkmaktadır. Bu yüzden güven katsayısı son derecede yüksektir.

Önümüzdeki dönemde devletler karşılıksız para basma ve enflasyon yaratma imkânlarından vazgeçerek bu teknolojiyi kullanmaya geçecekler mi? Bunu bekleyip göreceğiz fakat yenidünya düzeninde devletler bu teknolojiye geçmeseler bile para basan otoritenin yarattığı kaotik ve sömürüye dayanan enflasyonist sisteme direnen üretici güçlerin bu sisteme geçecekleri öngörülmektedir.