Memurların maaş ve memur emeklisinin aylıklarına gelecek iki yılda yapılacak zam miktarının belirlenmesi çalışmaları geçtiğimiz günlerde sona erdi. Açıklama yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, 2022’nin ilk altı ayında yüzde 5 ikinci altı ayında ise yüzde 7’lik bir artış üzerinde anlaşıldığını belirtti. 2023 içinse zam oranının ilk 6 ayda yüzde 8, ikinci altı ayda ise yüzde 6 olacağını vurgulayan Bilgin, çalışanları enflasyona karşı ezdirmeyeceklerini söyledi. Altı aylık enflasyonun bu oranları aşması halinde ise hesaplanacak enflasyon farkının bir sonraki altı aylık dönemin maaş artışlarına ekleneceği belirtildi.
Kamu işçilerine de 2021-2022’nin ilk 6 ayı için yüzde 12, diğer 6 aylar için yüzde 5 artı enflasyon farkı oranında zam yapılmıştı. En düşük ücretli çalışan grubundaki kamu işçilerine ise 500 TL’lik iyileştirme yapılmıştı.
Önce şunu ifade edeyim; işçiye, memura, emekliye gelince üçün beşin hesabını ince ince yapan iktidar her nedense iş patronlara gelince hesabı kitabı boş veriyor, kesenin ağzını açmaktan kaçınmıyor.
Neyse bizde üçün beşin hesabını yapmayalım, çünkü aslında hiç önemli değil. Eğer bu ülkede iktidar enflasyonist politikalar uygulamaz ve enflasyon sıfır ya da sıfıra yakın olursa bu zam oldukça iyi bir zam olur ve işçinin, memurun, emeklinin refahına katkıda bulunur. Fakat hepimiz eminiz ki enflasyon sıfır falan olmayacak, hatta bu verilen zam oranı kadar bile olmayacak, bu oranları aşacak. İktidar da bunu biliyor ve bu yüzden bu zam oranlarının üstüne birde enflasyon farkı ilave ediyor.
Şimdi oh ne güzel iktidar daha ne yapsın, baksana enflasyon farkını bile ilave etmiş ya daha ne istiyorsunuz diye söylenenler çıkacaktır.
Bunlara cevabım söyle enflasyon farkını vermek iyi de bu doğru ve adil bir farkı belirleyebilmek için önce enflasyonu doğru bir şekilde ölçmeniz gerekmez mi? Olacaktır.
Bakın enflasyon zaten iktidarların borçlarından kurtulmak için bilinçli olarak uyguladıkları enflasyonist politikaların sonucunda ortaya çıkan bir olgudur. Bir iktidar bir taraftan enflasyonist politikalar uygularken niye diğer taraftan enflasyonu doğru ölçerek bu politikaların avantajlarını kaybetmek istesin?
İşte tam da bu yüzden enflasyon ve benzeri ekonomik parametreleri ölçen kurumların iktidardan bağımsız ve tarafsız olması, bilimsel yöntemleri kullanarak enflasyonu doğru ölçmesi gerekli ve önemlidir.
Bakınız enflasyonun iki temel sebebi vardır; bunlardan birincisi dolaşımdaki para miktarının artması, ikincisi ise o parayı basan otoritenin itibarının azalmasıdır. Burada itibar sağlayan asıl unsurlar ise otoritenin sahip olduğu varlıklar, temsil ettiği üretim gücü ve sahip olduğu iş ahlakıdır, yoksa itibar öyle saraylar, lüks makam araçları ve VIP uçaklar ile falan sağlanamaz.
İktidarlar enflasyon ile ilgili sorumluluklarının dile getirilmesini hiç sevmez, onlara göre enflasyon hayali bir canavar, kontrol altına alamadıkları olaylardır. Oysa tekrar söyleyeyim enflasyon iktidarların uyguladığı enflasyonist politikalar sonucunda ortaya çıkan bir olgudur, bir iktidar enflasyonist politikalar uygulamaz ise enflasyon da ortaya çıkmaz.
Gerçek enflasyonu miktarını anlamak için birçok yöntem vardır, lakin bence en uygun ve kolay yöntem ise altın ile karşılaştırmaktır. Bir kâğıt paranın değerinin altın karşısındaki değişimi bize çok doğru bir ipucu verir.
Şimdi gelelim AKP iktidarı son 20 yılda memuru işçiyi enflasyona ezdirdi mi ezdirmedi mi sorusunun yanıtına:
2002 yılında ortalama bir memur maaşı ile 22,1 ve en düşük memur maaşı ile ise 14,9 adet çeyrek altın alınabiliyordu. 2021 yılı Temmuz zamları sonrasında ise sadece ve sadece 6 çeyrek altın alınabiliyor. 2003 yılında 318 TL olan asgari ücret ile 22 TL olan çeyrek altından 14,4 adet alınabiliyordu. Bu gün ise asgari ücret ile ancak 3,5 çeyrek altın alınabilmektedir.
Şimdi siz söyleyin işçi, memur ve emekli enflasyon karşısında ezdirilmiş mi ezdirilmemiş mi?