Sonsöz Gazetesi’nden Goncagül Konaş’ın haberine göre; Enerji terapisti Sinan Eviren, enerji terapisi ile psikoterapi arasındaki farklardan modern tıbbın sınırlarına, doğal taşlardan numarolojiye, toplumsal mutsuzluktan enerji alanının suistimale açıklığına kadar birçok konuda çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Hastalıkların önce enerji bedeninde başladığını savunan Eviren, kalıcı iyileşme için modern tıp ile enerji tıbbının birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti.

“PSİKOLOJİK RAHATSIZLIKLAR ÇOĞU ZAMAN KİŞİNİN ENERJİ ALANINDA BAŞLAR”
Psikoterapinin çoğu zaman yalnızca konuşma terapisi olarak algılandığını belirten Sinan Eviren, psikolojik iyileşmenin çok katmanlı bir süreç olduğunu ifade etti. Eviren, “Psikoterapi dediğimiz şey zaten iyileşme ve iyileştirmedir. Ancak bu süreç yalnızca zihinsel farkındalıkla sınırlı değildir” dedi.
İnsanın yalnızca zihinsel değil, zihinsel, duygusal ve enerji katmanları olan bütünsel bir varlık olduğunu vurgulayan Eviren, “Psikolojik rahatsızlıklar çoğu zaman kişinin enerji alanında başlayan dengesizliklerin zihne ve bedene yansımasıdır” şeklinde konuştu.
“PSİKOLOJİK SORUNLAR ÇOĞU ZAMAN FARK EDİLMEDEN OLUŞUYOR”
Birçok danışanın yaşadığı psikolojik sorunların kaynağının farkında olmadığını belirten Eviren, özellikle bastırılmış duygulara dikkat çekti. Eviren, “Danışanlar genellikle bedensel şikayetlerle geliyor. Ama bu şikayetlerin altında çoğu zaman fark edilmemiş psikolojik sorunlar yatıyor” dedi.
Psikolojik travmaların yalnızca belirgin olaylardan ibaret olmadığını ifade eden Eviren, “Çocuklukta yaşanan, normalleştirilen ama içselleştirilen pek çok duygu, ilerleyen yaşlarda kaygı, depresyon ve tükenmişlik olarak ortaya çıkabiliyor” ifadelerini kullandı.
“TRAVMALAR YALNIZCA ZİHİNDE DEĞİL, BÜTÜN SİSTEMDE İZ BIRAKIYOR”
Psikolojik travmaların yalnızca zihinsel bir mesele olarak ele alınmasının eksik kaldığını savunan Eviren, travmanın bütünsel etkisine dikkat çekti. Eviren, “Travmalar sadece düşünce kalıpları oluşturmaz, kişinin bedeninde ve duygusal tepkilerinde de iz bırakır” dedi.
Bu nedenle terapi süreçlerinde yalnızca bilişsel düzeyde kalmanın yetersiz olabileceğini belirten Eviren, “Bazı travmalar konuşarak çözülebilir, bazıları ise daha derin çalışmaları gerektirir” şeklinde konuştu.
Haberin daha geniş ve detaylı halini Sonsöz Gazetesi’nde okuyabilirsiniz.




