Aşk, insanın yüreğinde filizlenen, zamanla kökleri derinlere inen bir vatandır. Sınırları belirsizdir ama sığınıldığında her şeyden koruyan bir kalkan gibidir. Bir insanın gözlerinde bir ülke kurabilir, bir gülümsemeyle en sert kışları bahara çevirebilir.

Aşk, sadece iki insan arasında değil, bir şehre, bir anıya, bir rüzgâra da duyulabilir. Bazen bir sokak lambasının altında durup yağmura karışan bir kahkahadır aşk. Bazen de sessizce el ele yürüyüşlerde saklıdır. Konuşmadan anlaşmanın, uzaklarda bile aynı duyguda buluşmanın adı olur. O yüzden aşk, zamanla solan bir bahar değil, değişerek güçlenen bir fırtınadır.

Aşkın vatanında savaş yoktur. Kazanmak ya da kaybetmek gibi kuralları da yoktur. Onun topraklarında yalan barınmaz, hileye yer yoktur. Gerçek aşk, dürüstlüğün ve sadakatin hüküm sürdüğü bir ülkedir. Orada dil, din, ırk ya da mesafeler yoktur. Tek kuralı, sevdiğini gözünden, sesinden, hatta bazen bir suskunluktan bile anlamaktır. Kimileri aşkı deli bir rüzgâr gibi yaşar, hızla esip geçmesini izler. Kimileri de sabırla bir tohum gibi eker, onun büyümesini bekler. Ama her hâlükârda aşk, insana vatan olur. Nerede olursak olalım, o bizi hep eve götürür. *Çünkü aşk, bütün zamanların en güçlü vatanıdır. Ve insan, ancak orada gerçekten ait olduğu yeri bulur. (*Buket Uzuner)