Türkiye oldukça büyük bir sorumluluk alarak, gezegenin hayati tehlikesi olan “iklim krizi” için kolları sıvıyor. İklim gündemine yön verecek çok taraflı görüşmelerin gerçekleştirileceği COP31’in 2026 yılının Kasım ayında Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilecek. Bunun için çalışmalar başladı.

Images-17

COP31 (31st Conference of the Parties-31. Taraflar Konferansı), Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne (UNFCCC) taraf ülkelerin bir araya geldiği en üst düzey küresel iklim müzakere platformudur. COP31’in temel amacı, iklim krizine karşı ortak çözümler geliştirmek, ülkelerin emisyon azaltım taahhütlerini değerlendirmek ve küresel dayanışmayı güçlendirmektir. Bu süreçte Paris Anlaşması başta olmak üzere uluslararası iklim politikalarının uygulanması, küresel sıcaklık artışının 1.5°C ile sınırlandırılması, düşük karbonlu kalkınmanın desteklenmesi ve daha dirençli toplumların inşa edilmesi hedefleniyor.

İklim değişikliğinin etkilerine karşı tedbirler, sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik stratejiler, temiz enerji, karbon azaltımı, iklim finansmanı mekanizmaları, enerji dönüşümü, uyum politikaları, doğa temelli çözümler, su güvenliği, gıda sistemleri, biyoçeşitlilik, yenilenebilir enerji, enerji dönüşümü, enerji verimliliği, teknoloji transferi, sürdürülebilirlik, iklim adaleti gibi ana eksenler zirvenin omurgasını oluşturuyor.

BM Üyesi Ülkeler, Liderler, STK’lar, bilim insanlarının katılımıyla gerçekleştirilecek olan bu zirve, belki de gezegenimiz için son şanslarımızdan birisi. Bu zirvede alınacak kararlar yalnızca devletleri değil, tüm insanlığın günlük yaşantısını, ekonomik sistemler başta olmak üzere tüm sistemleri doğrudan etkileyecektir. Ancak en önemli husus nedir? Elbette; “alınacak kararlar ve bu kararların uygulanması”dır. Bu her şeyden büyük bir önemde. Gelecek nesiller için doğru kararlar alınmalı ve bu doğru kararlar uygulanmalıdır.

Zirve, Türkiye’nin ülke itibarının güçlendirilmesini sağlayacak ve küresel ölçekte ona iklim diplomasisi alanında stratejik bir fırsat sunarak, güçlü bir vizyon katacaktır. Ayrıca zirvede oluşturulacak politikalar iyi değerlendirilirse iklim krizi konusunda önemli adımlar atabilecek bir ülke konumuna erişilebilir.

Bugün belki de gezenimiz için son şansımız. Bireysel ve yönetimsel olarak iklim krizi üzerinde çok acil harekete geçmeli ve sürdürülebilir biçimde ivme kazanmalıyız. Bu topyekûn bir seferberlik olmalı. Gelecek nesillere bırakacağımız bir gezegen olabilmesi için belki de bu, kavşaktan önceki son çıkış.