İletişim ve Doğa

Ülkelerin, milletlerin, insanların kaderi olduğu gibi hayvanların da kaderi olduğuna inanıyorum. Sokak kedisi Bob inanılmaz bir tarih yazdı o küçücük bedeniyle. Bir insanın yaşamını kurtardığı gibi -evet abartısız “kurtardı”- milletleri ve hatta tüm dünyayı kasıp kavurdu. Yakışıklı bir sarman bir erkek kedi olan Bob hakkında hayat arkadaşı İngiliz James Bowen tarafından kitaplar yazıldı, kitaplar farklı dillere çevrildi, dünyaya yayıldı, çok satanlar listesine girdi. Minicik bir beden ve boyundan büyük, hatta devasa, inanılmaz bir kahramanlık değil midir sizce de? Bence öyle.

Bir minik kedi geliyor ve yaşamaktan ümidini kesmiş bir adamın hayatını kurtarıyor. Londra’nın puslu, soğuk, kasvetli günlerini sıcacık yapıyor. Soğuk yüzlerde kocaman gülümsemeler yaratıyor. Kapkaranlık güne kocaman, ışıklı bir güneş açtırıyor. Sevenlerinin kendisine minik kaşkoller örmesini sağlıyor. Aynı zamanda kötücül yaratıkların içinde koca koca kıskançlıklar doğuruyor. Ama işte iyilik ve güzellik bir güneş gibi açtığında onu kim durdurabilir? Bu müthiş turuncu auraya kim karşı koyabilir? Koyamadılar. Ve “Bob Efsanesi” işte böyle doğdu.

85742D33 62A1 412B Be33 93E9B131900D

James Bowen’ın, Bob hakkında yazdığı 3 kitabı da okumuş biri olarak söylemeliyim ki, olağanüstü iki hayat. Sokakta yaşam savaşı veren bir kedi. Sokağa düşmüş bir insan. Dünyada bunun gibi sıra dışı karşılaşmalar, sıra dışı sevgi ve kahramanlık hikayeleri ne kadardır ki? James Bowen, kopuk bir aileden gelen psikolojik rahatsızlıklar girdabının içerisinde kaybolmuş, madde bağımlısı biri olarak sokaklara savrulan, müşküle düşmüş bir kimsedir. Bir gün Bob gelir. Bowen, artık hayattan kopmuş biridir, yaşamak bile istemiyordur. Her günü zoraki olarak (birkaç sterlin kazanmak için) sokaklarda dergi satıcılığı yaparak ve gitar çalarak geçmektedir. Faturalarını bile ödeyemeyen, zar zor birkaç lokma yiyecek alabilen, esasen kendinden ve hayattan vazgeçmiş, intiharın eşiğinde biri olarak bir kedinin sorumluluğunu almak istemez. Ama Bob kararlı ve inatçıdır. Onu seçmiştir bir kere. Bowen, bu kadar şanslı olacağını nerden bilecektir? İkisi birlikte Londra’nın soğuk ve yağışlı günlerinde bile birbirlerinden hiç ayrılmadan beraber hayat mücadelesi vermeye başlarlar. Bowen, dergi satarken ve gitar çalarak para kazanmaya çalışırken Bob ya onun omuzları üzerindedir ya da para bırakılması amacıyla yerde açık duran gitar çantasının içinde oturuyordur. Gel zaman git zaman Londra halkı Bob’u çok sever. Onun müthiş aurasına karşı koyamazlar, onun için hediyeler, ekstra paralar bırakırlar. Bowen, kimseden görmediği, ailesinden bile elde edemediği “hakkı olan sevgi”yi Bob’dan görür. Ondan sevgiyi, şefkati, sadakati öğrenir. Uyuşturucu kullanmayı Bob sayesinde bırakır. Düşünebiliyor musunuz? Bu nasıl büyük, özel ve güçlü bir sevgidir ki, uzun yıllardır süren bağımlılığından bile kurtulabilmiştir. Ona göre bu bir mucizedir. James Bowen, Bob sayesinde gerçek anlamda yaşamaya başlar. Hayata tutunur, bambaşka biri haline dönüşür. Hiç beceremeyeceğini düşündüğü yazarlık dünyasına Bob sayesinde adım atar ve yazdığı kitaplar çok satanlar listesine girer. Bob, her anlamda James’in hayatını kurtarmıştır. O, Bob sayesinde yaşam bulur. Bob ise, ölmek isteyen bir insanın adeta hayatını kurtaran bir melek, bir kahraman olarak tarihe iz bırakmıştır.

Bu sıra dışı ve özel gerçek hayat hikayesi bize anlatıyor ki, kimin size ne amaçla geldiğini bilemezsiniz. Yaşamın mucizeleri pek çok gizler barındırır içinde. Melekler bazen bir kediye kanat takar, bazen bir çocuğa, bazen bir kertenkeleye, kuşa, yılana. Bunu ancak gönülden bakan gözler görebilir. Ve ancak gerçekten “hakediş”e sahip olanlar elde edebilir.

Sevgilerimle…