1- Çocuklarımızı “SPORA, SANATA, BİLİME” yönlendirelim. Onları kurs kurs gezdirmek yerine ilgi alanları ve yetenekleri çerçevesinde severek yapacağı bir sanata, spora, bilime yönlendirelim. Salt ders çalışmaları gereken, asosyal bireyler olmasını empoze etmeyelim evlatlarımıza. Bu kötülüğü onlara yapmayalım.

2- “Önce iyi bir insan” yetiştirme hedefinde olalım. Başarılı, kariyerli, akademik derecesi yüksek bireyler değil “öncelikle iyi insan” olması gerektiği bilincini ona verelim. Bunun her şeyden önemli olduğunu önce kendimiz anlayalım, sonra çocuğumuza öğretelim.

3- Doğayla tanıştıralım evlatlarımızı. AVM’lere, beton yığınlarına değil, doğaya götürelim onları. Doğa ile hemhal olmalarını sağlayalım. Doğadan öğreneceği sayısız öğretiyi almasına öncü olalım. Pikniklere gidelim, doğa yürüyüşlerine, kamplarına çıkalım birlikte. Önce bizler iyi anne baba olalım, rol model olalım evlatlarımıza. Okullarda arkadaşları ile sosyal ilişkiler kurabilmeleri için bu tip aktiviteler talep edelim.

4- Ebeveyn olarak çocuğumuzun internette ve sanal ortamda geçireceği süreye kesinlikle müdahale edelim. Asla uzun süreler bilgisayar, tablet veya telefonun başında olmasına müsaade etmeyelim.

5- Çocuğumuz hangi sitelere giriyor, hangi sosyal medya hesaplarından nasıl paylaşımlar yapıyor, profil resmi ne? Kontrol edelim. Şifrelerin tamamının sizde de olmasını sağlayın ve sık sık kontrol edelim. Okuluna sık sık gidip, ziyaretlerde bulunalım.

6- Çocuklarımızın öfke problemi var mı, şiddeti seviyor mu, şiddet eğilimi mevcut mu? Zararlı ve tehlikeli alışkanlıkları, bağımlılıkları var mı, varsa hangileri olabilir? Dikkatli şekilde gözlemleyelim. Hepsini objektif biçimde belirleyelim. Sonrasında harekete geçerek gereken yardımı alalım.

7- Okullarda saygı, iletişim, empati ve görgü kuralları derslerinin henüz anaokulundan itibaren işlenmesi gerekmektedir. Bunu talep edelim.

8- Veli-öğretmen koordinasyonunu sevgi, saygı ve iş birliği içerisinde yürütelim. Kıymetli öğretmenlerimizle daima iletişim halinde olalım ve onlara hak ettikleri sevgi ve saygıyı gösterelim.

9- Çocuğumuza göstermeyeceğimiz sevgi, saygı ve ilgiyi ondan alamayacağımızı bilelim. Ona rol model, örnek anne-babalar olalım.

10- Kendimiz kitap okumuyorsak evladımıza “kitap oku” demeyelim. Biz ne yapıyorsak onu örnek alacağını bilelim. Kitap okumasını istiyorsak bizlerin de onun ebeveyni olarak kitap okumamız, ona örnek davranışlarda bulunmamız gerektiğinin bilincinde olalım.

11- Rehberlik servisinin yaptığı çalışmaları inceleyelim. Eksikler var ise giderilmesine uğraşalım. Rehberlik öğretmenleri sayı olarak yetersiz ise gereken önlemlerin alınmasını sağlayalım.

12- Aile içi iletişim kopuksa, aile üyelerinde ruhsal sağlık sorunları var ise bunu inkar yoluna gitmeyelim. Çeşitli problemler söz konusu ise rehberlik, terapi, psikolojik danışmanlık, aile ve evlilik terapisi, tıbbi destek vs. almaktan imtina etmeyelim.

13- Evladımızla yüz yüze iletişim kuralım, sorular soralım. Onu tanımaya, anlamaya çalışalım. Okuldan geldiğinde gününün nasıl geçtiğini, neler yaptığını her gün mutlaka sorup onunla ilgilenelim. Arkadaşlarını ve onların ailelerini tanımaya çalışalım.

14- Çocuğumuzun her istediğini, her söylediğini yapmayalım. Bilinçli ebeveynler olalım. Rol karmaşasına müsaade etmeyelim. Onun evlat bizim anne-baba olduğumuz rollerin değişmemesi gerektiğinin bilincinde olalım. İpleri tamamen çocuğun eline vermeyelim. Ancak bizler de diktatör veliler olmayalım. Tüm rollerin denge üzerine kurulu olduğu farkındalığıyla, gerektiği yerde gereken uyarıları, olması gerektiği hali ile yapalım.

15- Çocuğumuzu yargılamayalım, kınamayalım, küçük düşürmeyelim, hor görmeyelim, kıyas yapmayalım. Tam aksi şekilde yüceltmeyelim, şımartmayalım, ilahlaştırmayalım. Onu anlamaya çalışarak, kendine has olumlu-olumsuz özelliklerini keşfederek ve farkında olarak, ancak etik ve ahlaki kurallardan da taviz vermeden; doğru, dürüst, düzgün, iyi bir insan olması gerektiğini ona öğreterek ve aynı zamanda kendimiz de dürüst, ahlaklı anne-babalar olarak onlara örnek olalım. Bunun sorumluluğunu üstlenelim.

Bunları bir köşe yazarı olarak değil: pedagojik formasyon eğitimi yanında çok çeşitli eğitimler almış bir eğitimci olarak; daima yeni şeyler öğrenmeye can atan, ömrü boyunca gönüllü öğrenci olmaya kendini adamış bir insan olarak; keşfetmeyi seven bir gözlemci olarak; düşünmekten korkmayan, okuyan, düşünen, yazan bir sosyolog ve iletişimci olarak tüm geleceğimiz olan çocuklarımız ve gençlerimiz için yazıyorum. Dikkate alırsınız, almazsınız onu da size bırakıyorum…

Tüm ümidimizin çocuklarımız olduğu bilinciyle, aydınlık yarınlar ve güneşli bir gelecek için her bir vatandaşımızın elinden gelen ne varsa yapmasını can-ı gönülden diliyorum.