Sevgili okurlar, biliyorsunuz bir süredir Ankaralı Necla Hanım, ABD Başkanı D. Trump’ın kızı olduğunu iddia etmekte. Konu hakkında çeşitli videolar çekip yayınladı, röportajlar yaptı, haberlere konu oldu vs. Epeyce bir süredir medyayı meşgul eden gündem haline geldi. Bende kendisini bu videolarla tanıdım.
Sosyal medyada genelde ilgimi çeken konularda yazılan yorumları okuma gibi bir alışkanlığım var. Sosyoloji bilimine olan ilgim gereği mi, insan psikolojisini anlamaya çalışmayı sevmemle mi ilgili bilmiyorum, daha çok yorumları okuyorum. İnsanların şu andaki bakış açılarının ne olduğunu anlamak hoşuma gidiyor. Bu nedenle genellikle yorumları tek tek okuma eğiliminde oluyorum. Necla Hanım’ın sosyal medyadaki videolarına yazılan yorumları okuduğumda ise ağırlıklı olarak alayvari yorumlar olduğu gibi, rencide edici yorumların da olduğunu üzülerek gördüm. Bir insan komik olmak için video yapmıyorsa gülmeli miyiz? Veya bir insanın bulunduğu müşkül durum bizim onunla dalga geçmemizi gerektirir mi? Her şeyden önce karar mercii biz miyiz? Bir insanın hayatı ile ilgili karar verecek olan biz miyiz? Biz kimiz?! Trump’ın kızı veya değil, bu kimseyi ilgilendirmez. Bu durum bize karşı tarafı hor görme, küçük düşürme, aşağılama, onu ezme hakkını katiyen vermez.
Bana göre insanlar ikiye ayrılıyor; “iyi insanlar” ve “kötü insanlar.” Benim hayat felsefem daima bu idi. Kimilerine göre zenginler-fakirler; statü-makam-mevki sahibi olanlar/olmayanlar; eğitimliler/eğitimsizler; güzeller-çirkinler… vs. Ancak bana göre yalnızca iyi insan ve kötü insan vardır. Gerisi ayrıntı olur. Benim dünya görüşüm budur. Sizinki nedir, sorun lütfen kendinize.
Yapılan yorumlar, kimi tanınmış kişilerin bu konudan nemalanıp, Necla Hanım’ı kendilerine malzeme yapmaları beni oldukça rahatsız etti. Her TV programında empatiden bahsedenlerin empatiden yoksun olduklarını görmeye ne yazık! Hayatı zorluklarla geçmiş, müşküle düşmüş, belki bir sıkıntısı, acısı, derdi, sağlık sorunu olan bir insan ile alay edenlere çok yazık. Böyle bir insanın adeta “yardım çığlığı” bizi ne zaman güldürür hale getirdi? Ne zaman bu hale geldik? Ağlayan, acı çeken bir kadına ne zaman kahkahalarla güler hale geldik? Böyle bir toplum değildik. Ne zaman bu kadar acımasız olduk? Düşene tekme atmaktan çılgınca zevk almayı sever hale ne zaman geldik?
Necla Hanım’ı kendilerine malzeme edenleredir sözüm; karşınızda evlenme vaadiyle dolandırılıp zor duruma düştüğünü, bütün mal varlığını kaybettiğini söyleyen bir kadın var! Karşınızda (Trump’ın öz kızı veya değil) biyolojik babasını arayan küçük bir kız çocuğu var! Karşınızda engelli olan ağabeyine bir anne şevkatiyle bakan bir insan var! Karşınızda yardım çığlığı atan, gözyaşları dinmeyen, acı çeken, yardıma ihtiyacı olan bir insan var! Yazıktır, günahtır. Biraz vicdan yahu!