“Varlığımız olsa biz de barışırız, valla Tükkan sizin…”
Sokaktaki vatandaşın, işçinin, emeklinin, köylünün bu cümlesi, aslında Türkiye’de sekizinci kez Meclis gündemine gelen varlık barışı düzenlemesinin en gerçek özetidir. Çünkü ortada “barışan” bir kesim var, ama o kesim geniş toplum, yukarıda saydığımız emeğiyle geçinenler değil.
Peki, varlık barışları çıktı da geçmişte ne oldu?
Rakamlarla konuşalım.
2013 yılında uygulanan varlık barışında yaklaşık 70 milyar TL varlık beyan edildi. Ancak bu devasa büyüklüğe karşılık devletin kasasına giren vergi sadece 209 milyon TL oldu. Yani oran olarak binde 3 bile değil.
Aynı uygulamada tahakkuk eden vergi 1,3 milyar TL civarındaydı. Ama tahsil edilen tutar bunun çok altında kaldı. Başka bir ifadeyle; beyan var, tahakkuk var, ama tahsilat yok.
Daha çarpıcı olan ise 2016 düzenlemesi;
Bu kez “barış” daha da ileri götürüldü ve vergi tamamen sıfırlandı.
Evet, yanlış okumadınız, Türkiye’ye getirilen varlıklardan hiç vergi alınmadı.
Sonraki yıllarda tablo değişmedi.
2018, 2020 ve 2022 düzenlemelerinde vergi oranları ya %1 gibi sembolik seviyelerde tutuldu ya da yine sıfıra yaklaştırıldı.
Şimdi soralım;
Bu kadar düşük vergiyle yüz milyarlarca liralık varlık sisteme girmişse, Türkiye neden hâlâ döviz sıkıntısı çekiyor? İşletmeler sermaye yetersizliği çekiyor. İşsizlik neden geniş anlamda gittikçe artıyor?
Neden bu varlıklar üretime, yatırımlara ve istihdama dönüşmedi?
Çünkü bu düzenlemelerin doğası gereği, gelen paranın büyük bölümü kalıcı değil, fırsatçı sermayedir.
Gelir, avantajını kullanır ve çıkar.
Ama asıl mesele ekonomi değil, adalet meselesidir.
Bugün Türkiye’de vergi yükünün yaklaşık %65-70’i dolaylı vergilerden oluşuyor. Yani vergiyi en çok kim ödüyor?
Market alışverişi yapan, maaş alan, fatura ödeyen vatandaş.
Öte yandan, milyonlarca dolarlık varlıklarını yıllarca sistem dışında tutanlar, bir düzenleme ile gelip neredeyse sıfır maliyetle sisteme giriyor.
Bu tabloyu gören dürüst mükellef ne düşünür?
“Ben neden zamanında vergi ödeyeyim? Nasıl olsa bir gün af çıkar.”
İşte varlık barışının en büyük tahribatı burada;
Vergi sistemini bozmaz…
Vergi ahlakını bozar.
Ve bu bozulma, tahsil edilemeyen birkaç milyar liradan çok daha büyük bir kayıptır.
Bugün sekizinci kez aynı düzenleme Meclis’e geliyor.
Ama ortada değişen bir model yok.
Aynı mantık, aynı gerekçe, aynı sonuç beklentisi…
Oysa geçmiş veriler açık;
Büyük beyan var,
Düşük vergi var,
Zayıf tahsilat var,
Kalıcı etki yok,
O zaman asıl soru şu;
Bu bir “varlık barışı” mı, Vergi adaleti açısından tablo daha da tartışmalıdır. Türkiye’de toplam vergi gelirlerinin yaklaşık %65-70’i dolaylı vergilerden oluşurken, gelir ve kurumlar vergisinin yükü büyük ölçüde düzenli mükellefler ve ücretlilerin omuzundadır yoksa kayıt dışılığın ödüllendirilmesi mi?
Türkiye’nin ihtiyacı yeni bir barış değil.
Adil, öngörülebilir ve herkese eşit uygulanan bir vergi düzenidir.
Varlık Barışı Uygulamaları – Seçilmiş Dönemler
|
Yıl / Dönem |
Beyan Edilen Varlık |
Tahakkuk Eden Vergi |
Tahsil Edilen Vergi |
|
2008–2009 (I) |
47,3 milyar TL |
1,6 milyar TL |
1,6 milyar TL |
|
2013 (II) |
~69,8 milyar TL |
~1,3 milyar TL |
~0,2 milyar TL |
|
2016–2017 (III) |
Açıklanmadı |
0 TL |
0 TL |
|
2018–2019 (IV) |
Açıklanmadı |
%2 oranlı (sınırlı) |
Çok düşük |
|
2019–2020 (V) |
Açıklanmadı |
%1 oranlı (çok düşük) |
Çok düşük |
|
2021–2022 (VI) |
Açıklanmadı |
0 TL |
0 TL |
Kaynaklar: Gelir İdaresi Başkanlığı, Vergi İstatistikleri, Hazine ve Maliye Bakanlığı açıklamaları,
Anadolu Ajansı ekonomi haber derlemeleri.