Yer altının karanlığından çıkan ses, bazen yer üstündeki en aydınlık gerçeği anlatır.

Çankaya Belediyesi bahçesinde yankılanan o ses tam da böyle bir şeydi…

Şimdi düşünün…

Güneşi görmeden çalışıyorsunuz.

Toprağın yüzlerce metre altında, bir avuç ışığa hasret…

Nefesiniz bile emanet.

Sonra bir gün çıkıp diyorsunuz ki:

“Emeğimizin karşılığını istiyoruz.

Ne büyük cümle değil mi?

Ama ne yazık ki, en çok da bu cümle zor geliyor bazılarına.

Ankara’da, Çankaya Belediyesi bahçesinde bekleyen o maden işçileri…

Aslında sadece maaş istemiyorlardı.

Onlar, insanca yaşamanın tarifini yapıyorlardı.

Madencilik öyle masa başı işi değildir.

Orada “mesai bitti” diye bir lüks yoktur.

Orada hayat, saatle değil, riskle ölçülür.

Bir göçük olur…

Bir gaz sızıntısı…

Bir kıvılcım…

Ve bir anda, ekmek kavgası hayat mücadelesine dönüşür.

Şimdi…

Yer altından kömürü çıkaran,

O kömürle şehirleri ısıtan,

Sanayiyi döndüren insanlar…

Yeryüzünde hak ettiği değeri görmüyorsa,

Bu sadece bir ekonomik mesele midir?

Hayır…

Bu, düpedüz bir vicdan meselesi.

Bizler kaldırımlarda yürürken şikâyet ediyoruz ya hani…

“Yol bozuk, trafik var, hayat pahalı… ” diye…

Haklıyız.

Ama bir de toprağın altındaki hayatı düşünün.

Orada ne trafik var, ne ışık…

Ama en ağır yük var:

Geçim derdi…

Ve görmezden gelinmiş emek.

Bu direniş bir kavga değildi.

Bu direniş bir bağırış da değildi.

Bu direniş,

“Ben de varım” deme biçimiydi.

Ve o ses…

17 gün boyunca susturulamadı.

Sonunda masaya oturuldu.

Sözler söylendi, hesaplar yapıldı…

Ve en önemlisi, emek görmezden gelinmedi.

İşçiler haklarını aldı.

Şimdi o insanlar…

Evlerine, çocuklarına gözyaşlarıyla değil, sevinçle dönüyor.

Belki yorgunlar…

Belki hâlâ içlerinde kırgınlıklar var…

Ama başları daha dik.

Çünkü bu kez sadece çalışmadılar…

Haklarını da kazandılar.

Tam da böyle bir zamanda…

Takvimler bir başka anlamlı günü gösteriyor:

1 Mayıs.

Emeğin, alın terinin, dayanışmanın günü…

Bugün sadece bir bayram değil, aynı zamanda bir hatırlatmadır:

Emeğin olduğu yerde hayat vardır.

Alın terinin olduğu yerde onur vardır.

Ve bir ülkenin gerçek gücü, yer altındaki işçisinin yüzündeki ışıkla ölçülür.

Belki yarın yine yer altına inecekler…

Yine karanlıkla baş başa kalacaklar…

Ama artık biliyoruz ki, o karanlıktan çıkan ses yeryüzünü değiştirebilir.

Ve biz de buradan söylüyoruz:

1 Mayıs Dünya İşçi ve Emekçi Bayramı kutlu olsun.

Çünkü alın teriyle kazanılan ekmek, sadece karın doyurmaz…

Bir ülkenin vicdanını da doyurur.