Şiddetsiz Toplum Derneği, “Şiddetsiz, Silahsız, Temiz, Yeşil Türkiye ve Dünya İçin Öncelikler” ve “Her Şey Ailede Başlar, Sevgi Öğretilebilir, Şiddet Önlenebilir” konularında söyleşiler ve etkinlikler düzenlemeyi sürdürüyor. Bu etkinliklerde, anne, baba ve diğer aile bireylerinden oluşan katılımcılarla paylaştığım ve çok öncelikli gördüğüm görüşlerime değinmek istiyorum.

Bu yazıda dile getireceğim konuların ailelerde, okullarda ve iş yerlerinde uygulanması halinde şiddetin azaldığı, hatta yok olduğu, buna karşılık sevgi, hoşgörü, saygı ve dostluğun yaygınlaştığı Türkiye hedefinde somut ve
ölçülebilir, görülebilir gelişmeler mutlaka sağlanacaktır. Gerçekten, sevgi dilinin, hoşgörünün, dostluğun, yüz yüze ve göz göze iletişimin, çocuklara çok küçük yaşlarda ve ailede öğretilebileceğine inanılmalıdır. Bu nedenle, öncelikle ailelere seslenmek istiyorum. Çocukların da görüşleri alınarak belirlenecek aile içi konuları ve sorunları,
çocuklarınızın ve diğer bireylerin katılımı ile düzenleyeceğiniz toplantılarda konuşunuz, tartışınız, mutlaka herkesi sürecin her aşamasına katınız.

Her toplantıda çocuklarınıza sıra ile not almaları için yazman veya oturum başkanı görevi veriniz, konuşma notlarının özet olarak kaydedilmesini sağlayınız. Bu notları, daha sonraki toplantılarda değerlendiriniz.
Her gününüzü, her haftanızı, aile bireyleriniz için özel olan doğum ve diğer günlerinizi, aile içi iletişimin ve demokrasinin canlı tutulması, konuların ve sorunların konuşulması, çözüm sürecine katkı yapılması için değerlendiriniz. Çocuklarınız ve aile bireyleriniz, gün içinde olumlu veya olumsuz olarak yaşadıklarını, çekinmeden, ürkmeden sizlerle paylaşabilmelidir. Onlara yaşadıklarını anlatma, paylaşma cesareti vermenizi öneriyorum.

Çocukların veya diğer aile bireylerinin, yaşadıklarını paylaşma konusundaki cesaretlerinin kırılması, yaşanan olayların ürettiği sorunların çözümünü ve daha sonra yaşanabilecek farklı şiddet türlerinin önlenmesini zorlaştırabilir. Konu ve sorun ne olursa olsun asla öfkelenmemelisiniz. Öfkelenmemeyi başarmalısınız. Böylesi durumlarda, şiddet içermeyen ve sabırlı olmayı gerektiren iletişim yöntemlerini kullanmanız veya hukuk kurallarından yararlanmaya çalışmanız, yapmanız gerekenleri kolaylaştıracak ve almanız gereken sonuçları mutlaka sağlayacaktır.


Bilindiği gibi yaşlılar, aile büyükleri, engelliler diye tanımlanan insanların bulunduğu evlerde veya toplumsal alanlarda çoğunlukla ağır sorunlar yaşanmaktadır. Bu sorunlar, çocukların, çalışan insanların veya zamanının
büyük bölümünü evde geçirenlerin sağlıklarını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu konuda, ileri yaşlı, hasta veya engelli bireylerin özel eğitimleri elbette çok önemlidir. Ancak, böyle bireylerle iletişim ve ilişki kurması, destek vermesi gereken diğer aile bireylerinin, sorunlar, nedenleri ve çözümleri konusunda bilgi ve deneyimlerini artıracak özel eğitim programlarının hazırlanması öncelikli olmalıdır. Böyle programların hazırlanması ve uygulanmasında ısrarlı ve kararlı olmalı, ilgili ve uzman kişi ve kuruluşları yönlendirmelisiniz.


Şiddetin çeşitleri, nedenleri, her şiddet çeşidine veya çeşitlerine göre önleme, koruma ve korunma yöntemleri herkes tarafından bilinmelidir. Bugün için ilgili kamu kuruluşları, yerel yönetimler ve gönüllü kuruluşların yaptığı
çalışmaların, sorunları çözebildiği kanısında değilim. Sosyal, sanat ve spor konuları ile desteklenmesi gereken sürdürülebilir ve yaşam boyu eğitim programlarının, iletişim, dayanışma ve yaşamı kolaylaştırma anlamında olumlu
katkılar yapacağına güvenilmelidir. Bu konuda, ilgili kamu kuruluşları, yerel yönetimler, üniversiteler, demokratik kitle örgütleri, aileler ve medya arasında yaşam boyu ve sürdürülebilir işbirliği zorunludur. Aile bireylerinizin, yaşadıkları, çalıştıkları, öğrenci oldukları, sanat, kültür ve spor etkinliklerine katıldıkları yerlerde karşılaşabilecekleri şiddet çeşitlerine karşı dikkatli, soğukkanlı ve cesaretli olmak, korunmak, yakın çevrelerinden, baro ve diğer meslek ve gönüllü oluşumlardan, güvenlik birimlerinden ivedi destek istemek konularında bilgileri çoğaltılmalıdır. Bunun için de uzman desteği istenmeli, demokratik kitle örgütleri dediğimiz gönüllü kuruluşlarla (STK) iş birliği yapılmalıdır. Bu ve uzmanların da uygun bulacağı önerilerin uygulanması halinde, bir süre sonra çocukların ve diğer aile bireylerinin çok olumlu gelişmeler sağladıkları, özgüvenlerinin, bilgilerinin, yüz yüze, göz göze iletişim
becerilerinin, yaşama sevinçlerinin, mutluluklarının arttığı ve güçlendikleri görülecektir. Sürecin ayrıntıları ve sağlanan gelişmeler, Şiddetsiz Toplum Derneği ve uygun görülecek diğer kuruluş ve kişilerle paylaşıldığı takdirde, diğer ailelere ve kesimlere örnek olarak mutlaka yansıtılacaktır.

Şiddetsiz Toplum Derneği ile paylaşacağınız örnekler, uygun görüldüğü takdirde, sizlerle işbirliği içinde kamuoyuna açıklanabilir, toplumla paylaşılabilir. Konuya, yazılı, sesli, görüntülü ve sosyal medyanın da ilgi göstereceği kanısındayım. Burada, eğitim ve öğretim kurumlarına, kamu, yerel ve özel iş yerleri ile sendika, baro, oda, dernek ve üst birliklere de söyleyeceklerim bulunuyor. Bu uygulama, ilköğretim, lise, üniversite, kamu, yerel ve özel iş
yerlerinde de yapılabilir. Buy yöntem, aynen veya geliştirilerek, sınıf, okul, bölüm, fakülte, üniversite, birim, muhtarlık, başkanlık, genel müdürlük, bakanlık, gazete, dergi, televizyon, radyo, özetle; insan sayısı ve yetki
bakımından en küçükten en büyüğe kadar her yerde uygulanabilir, uygulanmalıdır. Uygulamada, alandaki dernek, vakıf, federasyon ve konfederasyon tipindeki üst birlikler, sendikalar, barolar, topluluklar, iletişim ve güvenlik
alanında çalışan ilgili kamu kuruluşları ile iş birliği yapılmasının gerekli olduğu kanısındayım.

Önerilerimizin, iş yerlerinde yaygın olan ve mobbing (bezdirmek, bıktırmak, yıldırmak) diye isimlendirilen şiddet türünün azalmasına veya ortadan kalkmasına katkıda bulunacağına inanılmalıdır. Uzman psikolog Şenay Ölmez, tüm iş yerlerinde mobbing ve diğer şiddet türlerinin engellenmesi için özel birimler kurulmasını önermektedir.
Bu birimlerin, yönetimin, çalışanların ve öğrencilerin; sendika, baro, birlik, dernek, konsey ve topluluklarınca temsil edileceği gönüllü kurullar şeklinde oluşturulması ve gönüllülüğe dayandırılması gerektiği görüşündeyim. Burada önerdiklerimizin sürdürülebilmesi, etkili ve verimli olabilmesi, sonuçlarının ölçülebilmesi için uzman desteği almanıza ve iş birliği yapmanıza gerek duyabilirsiniz, duymalısınız. Kadınların ve erkeklerin dayanışmasında ve işbirliğinde, herkesin, birbirlerinin tehlikesi değil güvencesi olduğu, hepimiz için, gelecek kuşaklar için, canlı cansız (!) tüm varlıklar için, temiz, yeşil, mavi, siyah, kırmızı, mor, her rengin bulunduğu, sevgi, şefkat, saygı, hoşgörü, dostluk ve barışın yaşandığı, annelerin, kadınların, çocukların ağlamadığı, gözyaşı dökmediği, açlığın,
susuzluğun ve yoksulluğun yaşanmadığı, “Şiddetsiz, Temiz ve Yeşil Türkiye”, “Şiddetsiz, Silahsız Dünya ve Uzay”, “Yerin Üstündeki Gerçek Cennet” hayal ediyorum ve diliyorum. Aileden başlayarak, insanların olduğu her yere yayılacak ve hiç sönmeyecek sevgi, hoşgörü, saygı ve dostluk ışığını yakacak yerin üstündeki cennetin meleklerine selam olsun.