Fatih Sultan Mehmet 1453 yılında İstanbul’u kuşattığında “Bizans’ın ileri gelenleri, melekler erkek midir, dişi midir?” şeklinde tartışmalar sürdürüyorlarmış, İstanbul’u kaybedince derin uykularından uyanmışlar ama, iş işten geçmiş... Bu tarih, koskoca Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu’nun yıkılması, Ortaçağ Dönemi’nin sona ermesi, Yeniçağ’ın başlaması ve tarihi Konstantinopolis (İstanbul) şehrinin Osmanlı’nın eline geçmesi ile sonuçlanmış.
Son yıllarda Türkiye’de, hatta tüm İslam dünyasında yaşananları gördükçe, 1453’teki Bizans’ın bu durumu geliyor gözlerimin önüne. Son bir örnekle geçiş yapacağım:
Bir yıl kadar önce Ahmet Colani (Şara) önderliğindeki Sünni İslamcı HTŞ Örgütü’nün hiç bir direnişle karşılaşmadan ele geçirdiği Suriye’de o günden beri sık sık Alevi kesimine katliamlar yapıldığı öne sürülüyor, sosyal medyadaki tartışmalarda, “Onlar da yıllardan beri Sünnileri katlediyorlardı” yanıtları veriliyordu.
Son günlerde Terörsüz Türkiye Süreci’nde Suriye’den gelen olumsuz haberler ve iç çatışmalar üzerine bir kez daha gündeme gelen Alevi katliamları tartışmalarına, bu kez Ak Parti TBMM Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta’nın şu sözleri damgasını vurdu:
“Suriye’de yıllardan beri Müslümanlar katledilirken seslerini çıkartmayanlar, bugün Aleviler katlediliyor diye ortalığı ayağa kaldırıyorlar...”
Bu tartışmalar karşısında bir anda insanın hafızası, 2000’li yılların başlarına sürükleniyor. Suriye ile aramızda başlatılan “Kardeşim Esat” günleri, sınırlarımızdaki mayınların temizlenmesi girişimleri, bir kaç yıl sonra da dış güçlerin müdahalesi ile Suriye’de başlatılan iç savaşta, “Katil Eset” dönemine geçişimiz ve sonraları...
Dokuz milyon nüfuslu Ortadoğu’nun tek Yahudi Devleti İsrail ile arkasındaki Amerika Birleşik Devletleri’nin psikolojik özürlü Başkanı Donald Trump, bir yandan Ortadoğu’yu, aslında tüm Dünya’yı yeniden dizayn etme savaşlarına kalkışıyor; Müslüman Dünyası ise halen, “İslam’ın tek sembolü bir metrekarelik bez parçası Türban mıdır?... Aleviler mi Sünniler’i katlediyor, Sünniler mi Aleviler’i katlediyor?” tartışmalarından başını kaldıramıyorlar.
Petrol zengini tüm Müslüman Arap Devletleri, kayıtsız şartsız ABD’ye teslim oldular. Donald Trump, başta Suudi Arabistan olmak üzere bölgedeki Müslüman Arap devletlerini ziyaret etti, törenler, gösteriler, şovlar düzenlendi. Trump, 4 trilyon dolarlık silah satışı yaparak ülkesine döndü.
Kısa zaman sonra İsrail ile Filistin arasındaki barış anlaşmaları gündeme getirildi, ABD Başkanı Trump İsrail’e geldi, sonra da Mısır’a geçti, bizim Ak Partili Cumhurbaşkanımız Erdoğan ile birlikte tüm Müslüman Arap devletlerinin başkanları, kralları, sultanları sıraya girdiler, teker teker sahneye çıkarak Trump’la birlikte resim çektirme yarışına giriştiler.
Suriye’yi HTŞ örgütüne teslim ettikleri gibi, zaten daha önce de Afganistan’ı Taleban’a emanet etmişlerdi; Filistin ve tüm Ortadoğu’yu da İsrail’in yönetimine emanet eden ABD, şimdi de bölgedeki son muhalif kale İran’ı hedef tahtasına koyuyor.
1980 yılında Humeyni Devrimi ile İslam Şeriatı düzenine geçen İran’da son yıllarda sabırlar taştı, çağdışı zorba yaşama isyan eden halk, son günlerde ayaklandı, her geçen gün olaylar ürkütücü şekilde tırmanıyor, eylemciler ölüyor, güvenlik görevlileri can veriyor...
Bir hafta önce “İran’da zorba yönetim halka şiddet uygulamaya devam ederse müdahale edeceğiz” diyen ABD Başkanı Trump, beklenmedik bir anda Güney Amerika Kıtası’ndaki Venezuela’ya müdahale etti, birkaç saat içerisinde Maduro yönetimine son verdi. Bu arada bir yandan aynı kıtadaki Meksika, Paraguay, Panama ile yakın komşusu Kanada ve Göranland’ı ülkesine bağlamaktan söz ederken, diğer yandan Ortadoğu ile ilgili açıklamalarını sürdürüyor ve “İran’da halk üzerinde şiddet devam ederse müdahalede bulunuruz” açıklamalarını sürdürüyor.
1980 öncesi en azından laik bir sistemin uygulandığı Şah Rıza Pehlevi’ye karşı başlatılan ayaklanmalarda da rol oynadığı, Şah’ı ülkesinden kaçırarak Fransa’daki Humeyni’nin İran’a dönmesini ve Şeriatçı İslam Devleti’ni kurmasını sağladığı bilinen ABD, bu kez İran’daki ayaklanmalara aynı şekilde müdahalede bulunacağını açıklıyor, İran’da ise iç çatışmalar tırmanarak devam ediyor.
İki hafta kadar önce Ak Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan Cuma namazından çıktıktan sonra basına açıklamalarda bulunmuş, bu haberi izleyen dakikalarda da ana muhalefet partisi CHP’nin Genel Başkanı Özgür Özel’in, bir başka camide kıldığı Cuma namazı çıkışında açıklamalar yaptığı haberleri verilmişti.
Siyasal hesaplar, din üzerinden oy devşirme yarışları devam ederken, hiç kimse dünyamızın nerelere sürükendiğinin farkına bile varamıyor.
Bilmiyorum yanılıyor muyum?