Her bayrak dalgalandığında, şehitlerimiz fısıldar: “Biz buradayız.”
Bugün yalnızca bir tarih değil… Bugün, bir milletin küllerinden yeniden doğduğu, yok sayılmak istenen bir halkın, varlığını bütün dünyaya haykırdığı gündür. 30 Ağustos, yalnızca bir zafer değil; özgürlüğün, bağımsızlığın ve haysiyetin yankısıdır.
Bu zaferin mimarı, milletine güvenerek “Ya istiklal ya ölüm!” diyen Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşlarıyla omuz omuza vererek, yokluk ve yok sayılmaya karşı bir destan yazmıştır. Her karış toprağımız, onların cesaretiyle yoğruldu; her dalgalanan ay-yıldız, onların canıyla renklendirildi. Bu topraklarda nefes almak, yalnızca doğmakla değil; o büyük mücadeleyi sahiplenmekle, o fedakarlığı bilmekle anlam kazanır.
Açlıkla, yoklukla, işgalle sınanan bir millet… Fakat gözlerini geleceğe dikmiş, dimdik durarak, yüreklerindeki imanla şu sözü haykırmıştır:
“Biz varız! Hür yaşamak için varız!”
İşte bu inanç, bugün bizlere, çocuklarımıza ve torunlarımıza miras kalan en büyük hazinedir.
Bu destan; yalnızca cephede komutanların zekasıyla değil, Mehmetçiğin cesaretiyle, cephanesini sırtında taşıyan kadınların azmiyle, karda, soğukta yalınayak yürüyen çocukların sabrıyla, bastonuyla yürüyen dedeleriyle, köyünden tarlasından vazgeçen anaların duasıyla yazılmıştır. Çünkü bağımsızlık, yalnızca tüfekle değil; alın teriyle, gözyaşıyla, ortak iradeyle kazanılmıştır.
30 Ağustos, yalnızca geçmişin kahramanlarına bir minnet günü değil; bugünümüzün gururu, geleceğe duyduğumuz sorumluluktur.
Bu miras bize şunu hatırlatır:
🇹🇷 Özgürlük kolay kazanılmaz.
🇹🇷 Hürriyet bedel ister.
🇹🇷 Her nefesimiz, şehitlerimizin bıraktığı kutsal emaneti taşıma andıdır.
O gün kazanılan zafer, yalnızca askeri bir başarı değil; bir ulusun “yok”tan “var” oluşunun simgesidir. Millet, komutanıyla, askeriyle, köylüsüyle, çocuğuyla bir olmuş; aynı inançla omuz omuza vererek tarihe adını yazdırmıştır. Bu yüzden 30 Ağustos, sadece bir gün değil; millet olmanın, bağımsız yaşamanın, ortak kaderi paylaşmanın en güçlü hatırlatıcısıdır.
Bu topraklarda bir millet, vazgeçmeyi bilmeyen yüreklerle yazılmış bir destanın üzerinde yaşıyor. Sen, ben, hepimiz o destanın mirasçılarıyız. Ve her birimiz, taşıdığımız bu mirasa layık olmakla sorumluyuz.
Vatan, bayrak ve özgürlük, tesadüflerle değil, fedakarlıklarla var olur. Her 30 Ağustos’ta yüreğimizde aynı coşkuyu yeniden hissetmeli, şehitlerimizin sessiz fısıltısını duymalıyız. Çünkü bu destan yalnızca geçmişte yaşanmadı; bugün de nefesimizde, yarınlarımızda, dalgalanan ay-yıldızımızda yaşamaya devam ediyor.
SONSÖZ
Bu millet, Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve milletin ortak iradesiyle küllerinden doğarak destan yazdı. O destanın mirası, bugün bizim nefesimizde; yarınlarımızda dalgalanan ay-yıldızımızda yaşamaya devam ediyor.