“Vatan sevgisi imandandır.” Hz. Muhammed (s.a.v.)

Toprak… Sadece aya bastığımız bir yer değil; şehidin kanıyla sulanmış, anaların dualarıyla yoğrulmuş, eşlerin ve evlatların gözyaşıyla bereketlenmiş kutsal bir vatan. “Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak,” sözleri gibi, bayrak gölgesinde titreyen eller ve gözleri hiçbir şey görmeyen yürekler burada dimdik duruyor. Vatan aşkı, ateşten bir meşale gibi yanıyor; şehitlerin bıraktığı ışık yolumuzu aydınlatıyor.

Emekli Albay Orkun Özeller, yıllarca vatan için görev yapmış, askeri hiyerarşinin en zorlu alanlarında ter dökmüş bir cesur yürektir. Kurmay olmuş, özel kuvvetlerde görev almış; emekli olsa da sessiz kalmamış, ülkesinin meselelerini konuşmuş, yazmış, uyarmıştır. Sözleri kimi zaman tartışmalara konu olmuş, kısa süreli hukuki süreçler yaşamış ama korku onu susturamamıştır. Bildiği tek şey vardır, vatan için susmak yoktur, geri adım atmak yoktur.

29 Kasım 2025’te Trabzon’da bir söyleşi öncesi saldırı girişimi olmuş; şehit yakınları ve çevresindeki cesur insanlar sayesinde zarar görmemiştir. O an, sadece bir insanın hayatının kurtulması değil; vatan için söz söyleyen bir yüreğin dimdik durmasıdır. Ana ağlar, evlat özler, eşler dua eder; ama millet susmaz. Bayrak dalgalanır, toprağın kutsallığı baki kalır.

İşte tam da bu yüzden, geçmişte yaşanan ‘çözüm’ ve ‘açılım’ süreci bize önemli bir hakikati hatırlatır, İyi niyetle başlayan her yol, sağlam bir zeminle desteklenmezse hedefe ulaşmaz. O dönem, barışın yalnızca sözle değil; milletin ortak hassasiyetleri, adalet duygusu ve kararlı bir duruşla kurulması gerektiğini gösterdi. Bugün benzer adımlar konuşulurken unutulmamalıdır ki gerçek huzur; birlikten, şeffaflıktan ve milletin gönlünde karşılık bulan adaletli bir tutumdan doğar.

“O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; O benimdir, o benim milletimindir ancak!” sözleri, işte bu duruşun yansımasıdır.

Şehitlerin adı yüreğimizde yaşar, sevgileri yolumuzu aydınlatır. Evlat için dökülen her damla gözyaşı toprağın onurudur. Şehit toprağına basan her adım, gelecek için atılan bir andır. Gözyaşımız hüzün değil, sözümüzdür, vatan ve millet için. “Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım; Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!” ruhu ile bir şehit gider; bin diriliş doğar; memleket baki kalır. Ve o baki kalan, gözyaşlarımız, dualarımız ve cesur yüreklerin sözleriyle yaşamaya devam eder.

Vatan sadece bir coğrafya değildir; o, anaların yüreği, babaların göğsü, evlatların kokusu, eşlerin hayalidir. Askerlerin ve emekli subayların cesur duruşudur. Gözyaşıyla sulanan kutsal bir emanettir. Her cesur yürek, bu emaneti korumak için durduğu sürece, “Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklal!” diyerek, vatan sonsuza dek yaşayacaktır.

SONSÖZ
“Özgürlük, cesur olanların hakkıdır.” Pericles

Her damla gözyaşı, her sessiz dua, her cesur duruş bu topraklarda yankılanan bir zaferdir. Şehitlerimiz sessizdir, ama bıraktıkları yaşamın sesi en yüksek çığlıktır. Her anaların duasında, her evlat özleminde, every bayrak dalgalanışında duyulur. Cesur yürekler var oldukça; vatanın ateşi sönmez, umutlar tükenmez, istiklalimiz baki kalır. Bu topraklar, gözyaşıyla, kanıyla, cesaretle yazılmış ebedi bir aşk hikayesidir. Her yürek korkusuzca durduğu sürece, bu aşk asla kaybolmaz.