Pazartesi başlayacağım.

Bu ay biraz para biriktireceğim.

Artık kendime daha fazla zaman ayıracağım.

Bu gece erken yatacağım.

Telefonla daha az vakit geçireceğim.

Hepimizin kendimize söylediği buna benzer cümleler vardır. Söylerken de aslında oldukça kararlıyızdır. Fakat iş uygulamaya geldiğinde o sözlerin çoğu sessizce ertelenir. Pazartesi salıya, salı gelecek haftaya dönüşür. Bir süre sonra verdiğimiz sözü bile unuturuz.

İşin ilginç tarafı, aynı rahatlığı başkalarına verdiğimiz sözlerde göstermeyiz.

Bir arkadaşımıza “Saat üçte oradayım” dediysek yetişmeye çalışırız. İş yerinde bir işi cuma gününe kadar teslim edeceğimizi söylediysek takvimimizi ona göre ayarlarız. Birinin bizden beklentisi varsa geciktiğimizde mahcup oluruz.

Ama söz verdiğimiz kişi kendimiz olduğumuzda işler değişiyor.

Çünkü kendimizi bekletebileceğimizi düşünüyoruz.

Bugün yürüyüş yapmayınca kimse hesap sormuyor. Biriktirmeyi düşündüğümüz parayı harcadığımızda kimse “Böyle konuşmamıştık” demiyor. Gece erken yatacağımıza söz verip saatlerce telefona baktığımızda bizi uyaran biri olmayabiliyor.

Nasıl olsa sözün iki tarafında da biz varız.

Belki de tam olarak bu yüzden kendimize verdiğimiz sözleri tutmak daha zor.

Başkalarına karşı sorumluluklarımızın sonuçları genellikle hemen karşımıza çıkıyor. Kendimize karşı olanların sonucu ise çoğu zaman daha geç geliyor. Bir gün değil, aylar sonra fark ediyoruz.

Sürekli ertelediğimiz küçük şeylerin aslında biriktiğini o zaman görüyoruz.

Üstelik kendimize verdiğimiz sözleri tutmak yalnızca yapılacaklar listesindeki bir maddeyi tamamlamakla ilgili değil. İnsanın kendi sözüne güvenmesiyle de ilgili.

Her seferinde “yarın yapacağım” deyip yapmadığımızda belki büyük bir şey olmuyor. Hayat devam ediyor. Fakat zamanla kendi kararlarımızı daha az ciddiye almaya başlayabiliyoruz.

Bu yüzden belki büyük sözlerden önce küçük olanları tutmayı öğrenmek gerekiyor.

“Her gün iki saat spor yapacağım” yerine bugün yarım saat yürümek.

“Artık hiç para harcamayacağım” yerine bu hafta gereksiz bir alışverişten vazgeçmek.

“Hayatımı tamamen değiştireceğim” yerine uzun zamandır ertelediğimiz tek bir şeyi yapmak.

Çünkü başkasına verdiğimiz sözün tutulmaması güveni nasıl zedeliyorsa, insanın sürekli kendi sözünden dönmesi de kendisiyle kurduğu güveni yavaş yavaş aşındırıyor.

Kendimize verdiğimiz sözlerin şahidi olmayabilir.

Ama sonucunu yaşayacak kişi yine biziz.