Karaciğer yağlanması, karaciğer hücrelerinde sağlıksız beslenme, alkol tüketimi yada metabolik rahatsızlıklar nedeniyle, normalden fazla yağ birikmesine denir

Karaciğer yağlanması genelde erken dönemde belirti vermez, belirtileri ise halsizlik, karın sağ üst kısımda rahatsızlık hissi, mide bulantısı, iştahsızlık ve kilo alımı şeklindedir. Tanı için karaciğer fonksiyon testlerinde AST, ALT değerleri, LİPİD profili (kolesterol, trigliserit), kan şekeri ve insülin düzeyleri, hepatit testleri, ultrason, bilgisayarlı tomografi, MR (yağlanmanın derecesini belirlemek için hassas ölçüm ), karaciğer biyopsisi gibi çeşitli tıbbı testler yapılır. Bu testler tanının koyulması yanı sıra, altta yatan sebepleri belirlemek açısından da önemlidir.

Karaciğer, vücudumuzu toksinlerden arındırır, besin öğelerinin metabolize olmasını ve depolanmasını sağlar, kanın pıhtılaşmasında görev alır. Dolayısıyla vücuttaki görevi oldukça önemlidir. Karaciğer detoksifikasyon yapan organ olduğu için görevini yapamadığında vücutta biriken toksinler diğer organlarında işleyişini bozar. Özellikle alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması, kardiyovasküler hastalıklar açısından risk oluşturur. Zamanında tedavi edilmezse karaciğerde iltihaplanma (steatohepatit), yara oluşumu (fibrozis) görülebilir. İleri vakalarda siroz, karında sıvı birikimi ve kansere sebep olabilir.

Karaciğer yağlanmasının başlıca sebepleri aşırı alkol tüketimi, obezite, insülin direnci veya diyabet, yüksek kolesterol ve trigliserit seviyeleri, hareketsiz yaşam, uzun süreli kortizon tedavileri, genetik yatkınlık, kronik Hepatit C, aşırı karbonhidrat tüketimi, özellikle rafine şeker ve fruktoz içeren gıdaların sıklıkla tüketimi, metabolik sendrom, proteinden fakir karbonhidrattan zengin beslenme, toksinler ve kimyasallar olabilir.
Karaciğer yağlanması alkole bağlı olan ve olmayan olmak üzere iki türdür. Alkole bağlı olan aşırı alkol tüketimine bağlı olarak çıkarken, alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması çoğu zaman yanlış beslenmeye bağlı olarak oluşur.

Karaciğer yağlanmasında yeterli protein içeren düşük karbonhidratlı, şekerden fakir ancak posadan zengin diyet önerilir. İnsülin direncine rağmen pasta, börek, kek, kurabiye gibi unlu mamüllerin sıklıkla ve fazla miktarda tüketilmesi, fruktoz içeren meşrubatlar, hazır veya ev yapımı meyve suları, asitli içecekler, paketli ürünler, fast food tüketimi, kızartmalar, popüler yiyecekler ve içecekler, salam, sosis, sucuk gibi işlem görmüş etler, kavrulmuş kuruyemiş, cips gibi ürünler karaciğer yağlanması varsa tüketilmemelidir. Ayrıca paketli ürünlerde raf ömrünü arttırmak amacıyla yada renk, aroma, kıvam arttırıcı, asitlik düzenleyici gibi çeşitli nedenlerle kullanılan katkı maddeleri de karaciğerin yükünü arttırır.

Sonuç olarak karaciğerde detoksifaksoyunu desteklemek adına antioksidan içeriğinden zengin her çeşit sebze bolca tüketilmeli, meyve tüketimi içerdiği meyve şekeri nedeniyle kısıtlanmalı, doymuş yağ içeriği yüksek, yağlı hayvan etleri çok fazla tüketilmemelidir. Organik tavuk veya mevsiminde balık tüketerek protein ihtiyacı karşılanabilir. Zeytin yağı, hindistan cevizi yağı, avakado, ceviz, badem, fındık gibi fonksiyonel yağlara beslenme programında yer verilmelidir.

Karaciğer en önemli organımızdır. Karaciğer açısından ilaçlar nasıl yük oluşturuyorsa, uygun koşullarda kurtulmamış bitkilerde aflatoksin riski sebebiyle karaciğerde geri dönüşü olmayan hasarlar oluşturabilir, bu sebeple aktarlarda ne zamanadır depolandığını bilmediğimiz kurutulmuş bitkilerin çaylarının tüketilmesi son derce önemlidir. Gereksiz ilaç kullanımı, aşırı alkol tüketimi, aflatoksin içeren bitkiler, baharatlar ve katkı maddesi içeriği yüksek paketli ürünler her zaman riski arttırır.