Amerika'nın Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Antalya Diplomasi forumunda şu sözleri sarf etti “Dünyanın bu bölgesi sadece tek bir şeye saygı duyar: Güç. Eğer güç göstermezseniz, zayıflık gösterirseniz, savunmada kalırsınız. Suriye bunun iyi bir örneği. Suriye neden işliyor? Çünkü güçlü, kararlı ve cesur bir lider var. İnsanlar geçmişte onunla aynı fikirde olmayabilir ama onu bir yere doğru liderlik ederken görüyorlar.

Körfez örneğine bakacak olursak; bu ülkelerin oldukça başarılı olduklarını ve buradaki iyiliksever monarşilerin sonuç verdiğini görürüz. Eğer bölgeyi incelerseniz ki antidemokratik olduğu gerekçesiyle bu sözlerimden dolayı muhtemelen yine eleştiri alacağım, işe yarayan tek şeyin, altını çiziyorum ‘tek’ şeyin, bu güçlü liderlik rejimleri olduğunu fark edersiniz. Ya iyiliksever monarşiler ya da bir nevi monarşik cumhuriyetler…''

Vallahi demedi demeyin başta George Washington olmak üzere Amerika Birleşik Devletlerinin kurucu babaları bunun bu sözlerini duysa mabadına okkalı bir tepik kor kapı dışarı atarlardı...

Şunu asla unutmayın Amerika Birleşik Devletleri, İngiliz (İyiliksever) Monarşisine karşı isyan edilerek kurulmuş bir Cumhuriyettir.

Haddini bilmeyen bu adam sadece cahil değil aynı zamanda Amerika'nın Kurucu Babalarına, Amerikan Değerlerine ve Amerikan Demokrasisine ihanet eden bir zavallıdır.

Barrack’a cahil dedim çünkü Mülkiye'de siyaset bilimi okumuş bir aydın olarak iyiliksever monarşi diye bir kavramı hiç duymadım, bunun da bu söylemi neresinden uydurduğunu anlamadım.

Muhtemelen iyi ilişkileri olan körfez monarşilerine yağ yakmak için böyle bir tabir uydurup bir taraftan onlara şirin görünürken diğer taraftan da körfez monarşilerine meşruiyet kazandırmak derdindedir.

Barrack’ın kullandığı bu kavram sadece siyaset bilimine aykırı değildir tarihi gerçeklere de uymamaktadır. Ben siyasi tarihi incelediğimde herhangi bir monarşinin iyiliksever bir nitelik taşıdığını görmedim, gerçekte tarihi gerçekler tüm monarşilerin zalim ve sömürgeci olduğunu göstermektedir.

Anladığım kadarıyla Tom Barrack aslında tasmasını elinde tutacağı her dediğini yapacak ona bağımlı yönetimler kurabilmek için bu kavramları kullanıp orta doğu monarşileri ve diktatörlüklerine meşruiyet kazandırmak derdindedir.

Gelelim güçlü liderlik meselesine:

Tom Barrack güçlü liderlerin sorunları çözebileceğini iddia ediyor o zaman kendisine sorayım:

Saddam, Kaddafi ve Esad güçsüz müydü?

Bugün İran’da hüküm süren molla cuntası güçsüz mü?

Bölgemizde sorunları güç çözebilse bu ülkeler kan gölüne dönüşüp, param pinçik olur muydu?

Bak Barrack efendi Orta Doğu'da eksik olan güçlü liderlik değil, demokrasidir, güçlü liderlerin herhangi bir sorunu çözemediği ortadadır.

Aslında Türkiye örneğinin başarısı da açıkça ortadadır! Türkiye bir demokrasidir ve bölgedeki tek istikrar adasıdır.

Barrack’ın pek beğendiği Osmanlı bir monarşiydi ve 600 yıllık süreçte tek bir istikrarlı ana bile sahip olamamış, gerek iç savaşlar gerek diğer ülkelerle savaşlar ve saray darbeleri ile boğuşup durmuştur.

Anadolu’ya istikrar, barış ve refah Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyetini kurması ile gelmiş ve 100 yıldan uzun bir süredir bozulmamıştır.

Türkiye’de istikrarın bozulduğu kısa darbe dönemlerinin ise Amerika’nın eseri olduğu ortadadır...

Cem Toker’in bu konu ile ilgili yaptığı bir X paylaşımını çok beğendim, size de aktarayım, Cem Bey bahse konu paylaşımında: “Amerikalı dün neden yemişim Ortadoğu’da demokrasiyi, insan hakkını, hukuk devletini. Buraya güçlü monarşiler, otokratlar yani diktatörler lazım” dedi biliyor musunuz? Bizi Washington’dan yok Meclis onayıymış, yok Anayasa Mahkemesiymiş, yok kuvvetler ayrımıymış uğraştırmayın kardeşim. Bize, tak diye emredince, şak diye yapacak, söz dinleyen adamlar lazım. Bak Sisi’ye ‘Gazze katliamında Refah kapısını açma, yardım geçmeyecek’ diyoruz. Açmıyor!! El Şara’ya ‘haydi yallah, istikamet Halep, Şam, devir Esad’ı’ diyoruz. ‘Emrin olur’ diyor. Kral Hüseyin’e ‘hava sahanı bize, İsrail’e aç’ diyoruz. Sıkıysa itiraz etsin!! Bak Kral Selman’a.. ‘Biz olmasak o koltukta 2 hafta ömrün kalır’ dedik. Bastı imzayı Abraham Antlaşmasına. Şimdi Trump 'ardımı da öpeceksin’ diyor. Adamdan tık yok!!! Onun için yemişim Ortadoğu’da demokrasiyi!! Ne demişti Bush? ‘Boğayı hayalarından kavrarsan, beyniyle kalbi de seninle hareket eder.’ Demiş...''