“Binlerce, milyonlarca, milyarlarca yıl sonra olsa bile, insan soyu, bir gün, insana, hayvana, çevreye, doğaya yönelik insan şiddetini sonlandıracak, Dünya, yerin üstündeki gerçek cennet olacaktır. Haydi, melek kişilikli insanlar, kadın-erkek birlikte, dayanışma içinde. Haydi.”
Bu 32 kelimelik söz, ismi bilinen; bir düşünürün, bir bilim insanının, bir gazetecinin, bir hukukçunun, bir siyasetçinin, bir din insanının, çok kısa bir anlatımla, insanın yeryüzüne gelişinden sonra, Anadolu toprakları dışında yaşamış birisinin değil. Evet, bu söz bir insanın, Ankara’da, Rüzgarlı Sokağın yetiştirdiği usta gazeteci, melek yürekli basın yöneticisi Abdi Pehlivan’ın sahibi olduğu Sonsöz Gazetesi’nin ve Sonsöz İnternet Haber Sitesinin, “Dost Dili” köşesinde yazan Rıza Sümer’e ait.
Her saniye, ağır, hafif, biyolojik veya nükleer silah üreten, bu silahlarla; kadın-erkek, bebek-çocuk-genç-yaşlı, engelli-engelsiz, hayvan-doğa, hava-su-toprak, dağ-orman-yerleşim yeri demeden kıyımlar, katliamlar yapan, kan ve gözyaşından beslenen çılgın, vahşi, akıl ve vicdandan yoksun insanların yaşadığı bir Dünya’dayız. Dünya’da olmak ve yaşamak büyük bir talih, ancak, kan ve gözyaşından beslenen insanlarla (!) yerin üstünü paylaşmak çok büyük, anlatılamaz bir talihsizlik.
Geçmişte yaşamış veya bugün yaşayan, ancak çılgın, vahşi, akıl ve vicdandan yoksun insanlardan bile nefret etmeyen birisi (!) olarak söylüyorum, çok ağır, çok kanlı, milyarlarca insanın kanı, sayılamayacak kadar çok annenin, kadının gözyaşı ile dolu “İnsanın Tarihi“ bile umutlarımı yok edemiyor.
3 Ocak 2026 Cumartesi. Dünya’nın büyük bölümü uykuda. Belki de büyük çoğunluk, güzel bir güne uyanmak dileği ve umudu ile yataklarında. Güney Amerika’nın kuzeyindeki Venezuela’da da çalışanlar ve eğlenenler dışında herkes uykuda iken Amerika Birleşik Devletleri çok sayıda uçak, helikopter ve silahlı askerleri ile Venezuela’nın Başkenti Caracas’a saldırdı. Amerika Birleşik Devletlerinin silahlı güçleri, 2 saat 28 dakika içinde, evlerinde uyuyan Devlet Başkanı Nikolas Maduro ile eşi Cilia Flores’i tutsak aldılar ve New York’a götürdüler. Dünya, birkaç saat sonra, Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun elleri kelepçeli, ancak sakin duruşunu televizyonlarda izledi. Hatta, uçaktan indikten sonra kendisine bakan insanlara İngilizce “İyi geceler…İyi yıllar” dedi.
Avrupalıların Amerika Kıtası’na ilk gidişleri, Kuzey Amerika’nın yerli halkları olan Kızılderililere karşı yürütülen silahlı kıyımlar, tarihsel süreç içinde Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) kuruluşu, Meksika topraklarına yapılan ve savaşlara dönüşen saldırılar, ele geçirilen Meksika toprakları, kentleri, iç çatışmalar, Kuzey-Güney savaşları ve çok sayıda şiddet türü, sadece o Kıta’nın veya Kuzey Amerika’nın değil Dünya tarihinin kan ve gözyaşı dolu sayfalarına eklendi.
Bugün de farklı coğrafyalarda şunları görüyoruz. Çoğunluğu giyimleri şık, kravatlı, kimilerinin gözleri ve yüz ifadeleri kin ve nefret dolu, önlerinde kürsü ve mikrofon, elleri silahlı, elbette kanlı, kimilerinin ellerinde kalem, önlerinde imzalayacakları metinler, bakışları, sesleri, yalanları, iftiraları, hakaretleri ve tehditleri ile başka çocukların, gençlerin kanlarını, annelerin, kadınların gözyaşlarını hedeflenmişler sanki. Bir de, bu tür insanlar(!) ne yazık ki her kıtada ve her kültürde doğuyor, yaşıyor, ancak başkalarının, kendinden farklı olanların yaşamaması için insanlık anlamına aykırı her türlü girişimde bulunuyor veya girişimde bulunanlara destek veriyor.
Bu insanları (!) kim ve nasıl yetiştirdi, benimle ve benim gibilerle neden hiçbir benzer yanları yok. Soru işareti konmasına gerek bulunmayan, aslında soru olmayan sorular.
Sadece kan ve gözyaşı değil, utanç kelimesi de kullanılarak anlatılması gereken ve bu anlamda, hemen hemen hiç kirlenmemiş toprak parçası bulunmayan Yeryüzünde, en vahşi, hatta tek vahşi canlı olan insanın ürettiği şiddet türlerine karşın sevgi, dostluk ve barış içinde yaşanacak yıllar, melek kişilikli insanların katkıları ile mutlaka sağlanacaktır.
Bugün, ürettikleri kan ve gözyaşını, şık giyimleriyle kameraların karşısına geçerek, sanırım milyarları bulan insanların gözlerine içine bakarak anlatmaya çalışan, çoğunlukla da boş konuşan insanlar, yeryüzünün sevgi, dostluk ve barış içinde yaşanan büyük bir cennet olması hedefinde en büyük engel, en büyük talihsizlik, en büyük utanç ve en zayıf tarafımızdır.
Yeryüzünün bu engeli, bu talihsizliği, bu utancı ve bu zayıf tarafı, sadece daha çok kan, daha çok gözyaşı dökülmesine ve daha çok zaman kaybına neden olmaktadır. O kadar.
Uygarlık içinde görünüp barbarlık yapanlar, ağır silahlara ve bu silahları kullanan vicdansız canlılara (!) güvenip ”terörü, şiddeti önlüyoruz “ diyerek halkların karşısına çıkanlar, daha ağır şiddet veya onların deyimi ile terör örnekleri üretiyorlar.
Halkların oyları veya silahlı güçlerin kan ve gözyaşı döken vahşetleri ile iktidara gelen, ancak, insan, hayvan ve doğa haklarını yok edenlerin “iyi”leştirilmeleri için şiddetin her türlü yönteminden uzak, önce her ülkede, ardından çok hızlı bir şekilde uluslararası alanlarda kadın-erkek birlikte, örgütlü ve dayanışma içinde hareket edilmelidir.
Gönüllü çalışmalarımda ve yazılarımda Türkiye’nin annelerine, gönül anneleri olan kadınlarına umutla sesleniyor, bu konuda önderlik yapacak kadınların bu topraklardan çıkmasını öneriyorum. Sonra, bu topraklarda, vatanım Türkiye’de, “Ben varım, biz varız” diyecek annelerin, gönül annelerinin, kadınların yanında yer alacak ilk erkek olacağıma söz veriyorum.
Dağları, ovaları, kentleri, denizleri ve okyanusları savaş gemileri, savaş uçakları ve silahlı güçler tarafından doldurulmuş, kirletilmiş bir Dünya’da yaşıyoruz. Hatta, uzayı da, gezegenleri de kirletmeye başlayan, kendi vahşi yanı yetmezmiş gibi yapay zeka diyerek vahşeti artıracak robotlar üreten insanlarla (!) neredeyse yan yanayız.
ABD’nin, Birleşmiş Miller Örgütünü ve Avrupa Birliğini çok zor durumda bırakan, çok daha geniş alanları kapsayacak büyük bir savaşı göze alarak Venezuıela’ya yaptığı saldırı ile ilgili algılarımı, görüşlerimi önümüzdeki yazımda paylaşmaya çalışacağım.
Haydi, Dünya’nın anneleri, babaları, kadınları, erkekleri, “Dünya mı, Cehennem mi” sorusuna aşağıdaki yanıtı vermek için her ülkede, her yerde ve her zaman birlikte ve dayanışma içinde olmalıyız.
Hedef; sevgi, dostluk ve barış içinde Güneş’in çevresinde dönen ve üstünde melek kişilikli insanların yaşadığı bir Cennet Dünya.
v