Bir bilim insanı, tıp doktoru ve psikolog değilseniz, sağlık ve hastalıklar konusunda yazı yazmakta zorlanabilirsiniz.

Ancak, deneyimli gazetecilerin, yazarların, şiddetin her çeşidi ile uğraşan toplum gönüllülerinin, konunun tıp ve bilimsel derinliğine inmeden, halkı ve hastaları bilgilendirmede hiç zorlanmayacakları kanısındayım.

Üstelik, benim gibi 80’li yaşları geride bırakmış ve Parkinson dahil çeşitli hastalıklara yakalanabilecek adaylardan biri iseniz.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ayşe Bora Tokçaer’in başkanlığını yaptığı, Yönetim Kurulunda Prof. Dr. Hakan Kaleağası, Prof. Dr. Sevda Erer Özbek, Prof. Gençer Genç ve Prof. Dr. Gül Yalçın Çakmaklı’nın görev aldığı Parkinson Hastalığı Derneği 11 Nisan 2026 Cumartesi günü, Ankara Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Daire Başkanlığı ile iş birliği içinde, “Eğrisiyle Doğrusuyla PARKİNSON’U KONUŞALIM” etkinliği düzenledi.

Bu etkinliği gelecek yazımda paylaşacağım. Ancak, şu yorumu yapmalıyım, kendi çapında değerli bir belge olduğuna inandığım bu yazımda. Harika başlayan, sürdürülen ve tamamlanan bir etkinliği yaşadık.

Dikkatimi çeken bir durumu da paylaşmak isterim.

Türk Tabipler Birliği, illerde Tabip Odaları gibi çok saygı duyduğum ve varlıklarına inandığım üst birliklere karşın, tıp doktorları başta, sağlık çalışanlarının ayrıca dernekler ve vakıflar şeklinde örgütlenmelerini, mesleklerinin ağırlığına ve zorluğuna karşın gönüllü çalışmalara zaman ve emek katmalarını, içinde şiddet barındırmayan örgütlü, iletişim ve dayanışma içinde yaşanması gereken toplumları, devletleri ve uluslararası tüzel kişilikli yapıları savunan bir gönüllü olarak takdirle ve alkışlarla karşılıyorum.

Parkinson Hastalığı Derneği’nin basılı kaynaklarından aldığım bazı bilgileri paylaşmk istiyorum.

Parkinson Hastalığı, ilk kez 1817 yılında Londra’da Dr. James Parkinson tarafından tanımlandı. Hastalık, beyinde, hareketlerden sorumlu olan hücrelerin küçük bir bölümünün hasara uğraması ve kaybı ile ortaya çıkıyor. Bu hücreler, bilgileri bir sinir hücresinden diğerine ulaştıran dopamin adı verilen kimyasal bir madde salgılıyor.

Parkinson Hastalığına tanı koymak için bir laboratuvar veya röntgen incelemesi yoktur. Tanı, hasta veya ailesinden alınan bilgi ve hekimin muayene bulgularına dayanarak konulur.

Hastalık genç yaşlarda başlayabilir. Yapılan çalışmalar, hastalığın kadınlara göre erkeklerde daha sık görüldüğünü göstermektedir.

Hastalığın başlıca belirtileri şöyle.

Dinlenme halinde iken ortaya çıkan titreme, hareketlerde yavaşlama, bir veya daha fazla organda sertleşme, yürürken kolları sallamama, konuşurken mimikler ve jestler gibi hareketlerin azalması, yavaş, küçük adımla, ayak sürüyerek yürüme, beden duruşunun öne eğik şekil alması, yumuşak ve düşük sesle konuşulması, el yazısının küçülmesi, yazının okunaksız olması, ağızdan salya akması, halsizlik, yorgunluk, ruh hali değişiklikleri, ruhsal çöküntü durumu (depresyon), nedensiz sıkıntılar, kabızlık, aşırı terleme, tansiyon düşmesi, ağrı, kas spazmları.

Hastalık, orta ve ileri yaşın hastalığı ve ortalama 60 yaş civarında başlıyor. Hastaların çoğun, düzenli tedavi ile uzun yıllar, normal sınırlarda yaşıyor. Hastalık, bulaşıcı ve damar sertliğine bağlı değil. Dünya’da ve Türkiye’de her 100 kişiden biri bu hastalığa yakalanıyor. Hastalığın yüzde 5-10 civarı kalıtımla ilgili.

Parkinson hastalarının bir bölümünde titreme görülmeyebilir. Ancak, yüzde 50-75 kadarında titreme başlangıç bulgusudur.

Hastalığı tamamen iyileştirici, kesin bir tedavi henüz bulunmamasına karşın kullanılan ilaçlar, belirtileri büyük ölçüde düzeltiyor, hastaların çoğunluğu hareketli ve üretken yaşantısını sürdürebiliyor.

Hastalığın özel bir diyeti yoktur. Tahıl, sebze, meyve ağırlıklı, orta miktarda protein ve düşük yağ içeren beslenme öneriliyor.

Hastaların çoğu kabızlık sorunu yaşayabilir. Egzersiz yapmak, günde en az sekiz bardak sıvı tüketmek, öğünlere çiğ sebze, meyve ve yulaf gevreği gibi bol lifli gıdalar eklemek, hastalığa karşı direnci güçlendiriyor.

Parkinson Hastalığı Derneği, evdeki yaşamla ilgili şu önerileri yapıyor.

Evde serbest kablo bırakılmamalı, duvara sabitlemeli. Halılar sabit olmalı, kaymamalı. Banyoda küvet veya duş kabininin dış ve iç kısmında tutunma yerleri hazırlanmalı, zemine kaydırmaz bantlar yapıştırılmalı. Mutfakta lavabo ve fırın önünde kaymaz paspas bulundurulmalı, yere dökülen damlalar hemen silinmeli. Ev ortamı gündüz ve gece yeterli derecede aydınlanmış olmalı, gerekirse koridorlar ve banyoda kendiliğinden açılan ışıklandırma sağlanmalı. Eşyalar, birbirlerinden mesafeli olarak yerleştirilmeli.

Derneğin, hastaların dengelerini koruyabilmelerine ilişkin önerileri de şöyle.

Ayakta dururken ayaklar yan yana değil, omuz açıklığı kadar aralık tutulmalı. İki elde birer nesne taşınmamalı, bir el serbest olmalı. 5 kg’dan fazla ağır yük kaldırılmamalı. Parkinson hastalığında yürürken kol salınımı azalmış olduğundan, kolları, bilinçli olarak öne ve arkaya doğru sallandırarak yürünmelidir. Bu durum, dengeyi artırır. Yürürken adımlara odaklanılması, öne değil ileri doğru bakılması ve çevrenin incelenmemesi düşmeyi önler. Dengenin korunmasında zorlanma olduğu takdirde doktora danışarak baston veya sorun arttığında yürüteç kullanmaya başlanmalıdır.

Haydi, herkesin kolay erişebildiği, eşit ve ücretsiz yararlanabildiği, sağlık çalışanlarının yönetim, karar, denetleme ve değerlendirme süreçlerine tam katılabildiği, hiçbir nedenle ve hiçbir şekilde ayırımcılığın yapılamadığı eğitim ve sağlık politikaları hedefine doğru; sağlıklı doğmak, sağlıklı yaşamak ve uzun yaşantının sonunda doğal olarak yerin üstüne veda etmek için, her yerde ve her zaman kadın-erkek birlikte, dayanışma içinde, haydi…