DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Elif Esin: “TBMM’de tüm araştırma önergeleri reddediliyor, adeta çöpe atılıyor.”

Hacettepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Ahmet Sarper: “Mobbingle mücadeleye yönelik olarak, Üniversite mensupları arasında güçlü ve sürdürülebilir bağların kurulmasını başardığımız kanısındayım.”

Türk-İş Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar: “Çalışanların iş yerinde karşılaştıkları haksızlıklara karşı susmaları veya konuştukları takdirde işlerini kaybetmeleri şeklinde iki seçenekleri var. Sorun yapısaldır, uygulama eksikliğidir.”

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu: “Toplu iş sözleşmelerine şiddet ve tacizle ilgili maddeler konmalıdır. Şiddete karşı ortak hareket edilmelidir. İş yerlerindeki mobbing, emek sömürüsü ile toplumsal cinsiyet eşitsizliği olarak ortaya çıkıyor.”

Mobbing A

Mobbingle Mücadele Derneği Genel Başkanı İlhan İşman: “Çalışma hayatında insan onuru korunmalıdır. Hedef, mağduriyetleri önlemek değil, mağduriyetlerin yaşanmaması olmalıdır. Vicdan ile aklı karıştırıyoruz. Şiddetten ve tacizden uzak, mobbing suçunun işlenmeyeceği bir hayatın sağlanması mümkündür. Mobbingle Mücadele Kanunu’nu öneriyoruz.”

Mobbingle Mücadele Derneği Genel Sekreteri Mehmet Kürşat Aldemir: “İş yerleri başta olmak üzere her yerde empatik iletişim yaşanmalıdır.”

Ortak ses ise şunları söylüyor.

“Türkiye’de sessizlik ve cezasızlık kültürü egemen. Eğitim sistemimiz dersleri işlerken insan olmayı, insancıl davranmayı öğretmiyor.

Türkiye, Uluslararası Çalışma Örgütünün 2019 yılında kabul ettiği ve kısaca İLO 190 diye sayılı bilinen Uluslararası Sözleşmeyi onaylamalıdır.”

Bu sözler, Hacettepe Üniversitesi ve Mobbingle Mücadele Derneği iş birliğinde 15 Nisan 2026 Çarşamba günü Ankara’da düzenlenen “Çalışma Hayatında ŞİDDET VE TACİZLE MÜCADELE, Hukuk, Sosyal Diyalog, Toplu Pazarlık, Uygulama Mekanizmaları” konulu Sempozyumunda dile getirildi.

Mobbing B

Türkiye’nin de imzalaması istenen 190 Sayılı İLO Sözleşmesi ile ilgili kısa bilgiler vermek istiyorum.

“190 Sayılı ILO Sözleşmesi, işyerinde şiddet ve taciz ile mücadele etmek amacıyla oluşturulmuş bir uluslararası düzenlemedir.

Sözleşme, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından 2019 yılında kabul edilmiştir.

Bu sözleşme, iş yerlerinde şiddeti ve tacizi önlemek için kapsamlı bir çerçeve sunmaktadır. Sözleşmenin 1. maddesi, işyerinde şiddet ve tacizin ne olduğu konusunda tanım getirmektedir. Buna göre, işyerinde meydana gelen fiziksel, psikolojik veya cinsel şiddet, çalışanların iş güvencesini tehdit eden durumlar olarak değerlendirilir.

Bu sözleşme, çalışanların güvenliğini ve sağlığını koruma amacını taşıyor. İşyerlerinde meydana gelen şiddet ve taciz olayları, sadece bireylerin psikolojik ve bedensel sağlıklarını etkilemekle kalmaz, aynı zamanda iş verimliliğini ve genel çalışma ortamını da olumsuz yönde etkiler.

190 Sayılı ILO Sözleşmesi, tüm çalışanları, işverenleri ve işyeri sahiplerini kapsar. Sözleşme, iş yerinde herhangi bir türden şiddet ve tacize maruz kalan bireylerin haklarını koruma amacı taşımaktadır.

Bu kapsamda, iş yerinde meydana gelen tüm şiddet ve taciz durumları, cinsiyet, yaş, etnik köken veya diğer ayrımcı unsurlardan bağımsız olarak ele alınmaktadır. Sözleşme, işverenlerin ve yöneticilerin, iş yerlerinde bu tür olayları önlemek amacıyla gerekli önlemleri almaları zorunluluğunu getirmiştir.”

Gelecek sayıda bu Sempozyumla ilgili ek bilgiler vermeye çalışacağım.

Şimdilik, yazıma şöyle son veriyorum.

Hukukun uygulanması elbette çok çok önemli, ancak öncelik insana yakışan iletişim yöntemlerine gerek var. Kamu kuruluşları, üniversiteler, yerel yönetimler ve özel iş yerlerinde, şiddetin her çeşidinin önlenmesi için gönüllülüğe ve cinsiyet eşitliğine dayalı “İletişim Kurulları” oluşturulmalıdır. Bu kurulların, yöneticiler, çalışanlar ve hedef kitle arasındaki sevgi, dostluk ve güven düzeyini artıracağına inanılmalıdır.

Haydi, her yerde ve her zaman kadın-erkek birlikte, dayanışma içinde, şiddetin hiçbir türünün yaşanmayacağı Türkiye ve Dünya için, haydi…