“Laik olmayan bir toplumda barış, huzur ve demokrasi sağlanamaz. Tüm dinleri tanıtan, felsefe ağırlıklı bir yöntem gerekli. Cumhuriyet; özgürlük, laiklik ve kadın hakları rejimidir. Türk Medeni Kanunu, kadın-erkek eşitliğidir. Toplum, Türk Medeni Kanununa ve Anayasa’daki laiklik ilkelerine sahip çıkmıştır.”
Bu sözler, 24 Şubat 2026 Salı günü, Ankara’da, Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlığı-Türk hukuk Kurumu iş birliğinde düzenlenen “Yürürlüğe Giriş Yıldönümlerinde Hilafetin Kaldırılması ve Türk Medeni Kanunu” konulu etkinlikte dile getirildi.
Türk Hukuk Kurumu Başkanı Av. Nail Gürman’ın yönettiği etkinlikte, Atılım Üniversitesi Öğretim üyeleri; Prof. Dr. Ahmet Kılıçoğlu ve Prof. Dr. Ahmet Saltık ile Cumhuriyet Gazetesi Yayın Kurulu üyesi-yazar Zülal Kalkandelen konuşmacı olarak yer aldılar.
Cumhuriyet Gazetesi yazarı Zülal Kalkandelen’in İstanbul’dan Ankara’ya, gönüllülük anlayışı ile gelip genç bilim insanları ve üniversite öğrencileri ile buluşması beni çok etkiledi. Spor kulüplerinin, Sporda Demokrasi yolunda, öncelikle illerinde federasyonlar, sonrasında da Türkiye genelinde Konfederasyon oluşturmaları hareketini 1970’lerin ilk yıllarında başlatmış, gece-gündüz, otobüs-tren demeden, ulaşım araçlarını evi, koltukları yatak yapmış, Türkiye Amatör Spor Kulüpleri Konfederasyonu’nun kurucu ve 1980-95 döneminde Genel Başkanlığını yapmış bir insan olarak bu etkilenme beni 45 yıl öncesine götürdü.
Gençliğin haklara ve demokrasiye uygun örgütlenmesi hedefine katkı koymak için, spor alanındaki kadar olmasa bile, yine Türkiye’nin farklı illerine giderek Türkiye Gençlik Federasyonu’nun kuruluşuna önderlik eden (1997-2014) ve Federasyon Genel Başkanlığına, benden çok daha genç yaştakilerin istemleri ve oyları ile seçilen bir insan olarak Atılım Üniversitesi’nde düzenlenen bu etkinliğin ve güzel bir yürek taşıyan bir toplum gönüllüsünün Ankara’ya gelişinin beni etkilemesi, beş kelime ile ilişkilidir.
Umut, inanç, kararlılık, özveri ve güç.
Salt Zülal Kalkandelen değil, umut, inanç, kararlılık, özveri ve güç arasında sağlam bağlar kurarak hareket eden. Başka yerlerde de kadın-erkek, milyonlarca insan var, karşılaştığımız veya göremediğimiz.
Atılım Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Serkan Eryılmaz, Yönetim Kurulu üyeleri, Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Esra Gül Dardağan Kibar, Fakülte Yönetim Kurulu üyeleri Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları tarafından yaşatılmış ve sonraki kuşaklara emanet edilmiş tarihsel ve duyarlı bir konuda böylesine bir etkinliğin düzenlenmesini elbette, bu beş kelimenin anlamına uygun, bilinçli ve yürekli olarak kararlaştırmışlardır.
Türk Hukuk Kurumu Başkanı Av. Nail Gürman ve arkadaşları, öğretim üyeleri; Prof. Dr. Ahmet Kılıçoğlu ve Prof. Dr. Ahmet Saltık ile akademisyenler ve katılan öğrencilerin de yaptıkları kesinlikle umuda, inanca, kararlılığa, özveriye ve güçlü olmaya dayalıdır.
Doğa, hayvan ve insan haklarının, demokrasinin yılmaz savunucusu Zülal Kalkandelen’in İstanbul’dan Ankara’ya gelişinin, Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlığı-Türk Hukuk Kurumu arasındaki iş birliğinin kattığı taze umutlarla söylüyorum, yazıda dile getirdiğim gönüllü kahramanların emekleri ve çabaları, acı, kan ve gözyaşı ile yönetebileceklerini sananları, özde kötüleri iyileştirecek, mutlaka ve mutlaka Dünya’ya, hatta silahlandırılmakta olan Uzayı, Evreni, gerçek cennet haline dönüştürecektir.
Önce ki yazımın başlığını anımsatmak istiyorum. “Laiklik İnsanlıktır.”
Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesindeki etkinlikte algılarıma göre öne çıkan görüşlerden bazılarını daha paylaşmak istiyorum.
“Türk Medeni Kanunu ve Cumhuriyetin sağladığı haklar, kadına seçme ve seçilme hakkının verilmesi, çağdaşlık tarihinin bu topraklarda üretilmiş onur belgeleridir. Kanun, kadın hakları açısından bir devrimdir. Cumhuriyet Devriminin odağı kadındır.
Türkiye, Cumhuriyetle birlikte, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’den (1948) çok önce insan hakları ve kadın-erkek eşitliğinde örnek gelişmeler sağlamıştır.
Bugünlerde laikliğin ve demokratik Cumhuriyetin ilkelerine çok daha fazla gerek var.
Dindarlık eşittir dincilik değil. Laiklik inanç özgürlüğüdür. Laiklik farklı inançları veya inanmayanları korur. Farklı inançta olan veya hiç inanmayan bir kişi kalsa bile laiklik onun güvencesidir.
Laik Türkiye Cumhuriyeti, ezilen kadınlara, insanca yaşama hakkı ve özgürlüğü getirmiştir.
Laiklikle ilgili Anayasa maddeleri uygulanmıyor.
Halifeliğin din ve siyasetle hiçbir ilgisi yoktur.”
Haydi, farklı inanç ve görüşlerin, sevgi, dostluk ve barış içinde yaşanabileceği bir Türkiye ve Dünya için, her yerde ve her zaman, kadın-erkek birlikte, dayanışma içinde. Haydi…
