İyi Parti Genel Başkanı Musavat Dervişoğlu partisinin grup toplantısında, Mutlak butlan ve CHP’ye yapılan polis baskınlarını anlatarak başladı.

Dervişoğlu daha önce, gücünü halktan almayan, atanmışları muhatap kabul etmeyeceğini tekrarladı. Dervişoğlu, Siyaseti mahkeme kararlarıyla, yasaklarla, Bir takım demokrasi dışı müdahaleler ile dizayn etmeye çalışanların geçici başarılar elde edebileceğini, ama milletin iradesine rağmen kalıcı sonuçlar alamayacaklarını ifade etti.

Whatsapp Image 2026 06 03 At 12.09.23

“ATANMIŞLARLA UĞRAŞMAM”

Sandığın çözeceği meseleleri, başka yollarla çözmeye çalışmanın, Türkiye’ye sadece yeni krizler üreteceğini belirten Dervişoğlu Bir kez daha tekrar ediyorum ki; Bizim durduğumuz yerde “Meşruiyetin tek kaynağı milletin hür iradesidir.” “Ben gücünü milletten almayan hiç kimseyi, Siyasi muhatap kabul etmem, atanmışlarla da uğraşmam.” dedi.

Dervişoğlu’nun konuşmasından satır başları şöyle :

“CHP’NİN İÇ MESELESİ DEĞİL”

“Yaşananları ilk günden itibaren dikkatle takip ediyoruz. Gelinen noktanın, CHP’nin iç meselesi olmadığını, Başından beri Türkiye’de siyasetin nasıl şekilleneceğine ilişkin Daha büyük bir arayışın adımı olarak kurgulandığını görüyoruz. İmralı ile yapılan ihanet pazarlığına, Nasıl ki gafiller ve ahmaklar gibi barış deyip geçmiyorsak, CHP’ye cebren, kapılar kırılarak girilmesine de,
Başına kayyım atanmasına da, Bir yargı kararıdır deyip geçmiyoruz.

Çünkü biliyoruz, hatırlıyoruz. Yargının siyasete yol açması, ona ram olması, Her zaman lanetle hatırlanan dönemlerin ürünüdür. Ve bu kararlar, Vicdanlarda yaralar açmış, Milletimiz arasına her zaman nifak tohumları saçmıştır.

“SALTANAT DEĞİL CUMHURİYET İSTİYOPRUZ

Unutmayalım, 1960’daki Yassıada’da verilenler de yargı kararıdır. Yaraları halen kapanmamıştır.
1971 muhtırasının kırdığı kalemler de yargı kararıdır. 1980 sonrası yapılanlar, Kapatılan partiler, hapisler, davalar, yasaklar, zindanlar, Hepsi birer yargı kararıdır.

Ve hepsinin açtığı yaraların izleri, Bedenlerimizde, ruhlarımızda durmaktadır.

Bu sebeple İYİ Parti olarak, Tarafımız da duruşumuz da nettir, bellidir… Biz bir kayyım cumhuriyeti istemiyoruz! Biz bir vesayet demokrasisi istemiyoruz! Biz, bir kişiye biat etmişlerin; Birkaç hâkimin, bürokratın, danışmanın değil, Milletin sözü üstün olsun istiyoruz.

Siyaseti mahkemelerin değil, Sandığın belirlediği bir Türkiye istiyoruz. Biz saltanat değil,
Cumhuriyet istiyoruz!
“TEHLİKELİ BİR KAVRAM”

“Bugün Türkiye’de çok tehlikeli bir kavram istismarıyla karşı karşıyayız. İktidarın aldığı her kararın üzerine bir mühür basılıyor: Devlet aklı. Hukuk geriye itilince, devlet aklı deniliyor. Kurumlar etkisizleştirilince, devlet aklı deniliyor. Liyakat yerine sadakat yerleştirilince, devlet aklı deniliyor.
Milletin kaderini ilgilendiren meseleler şeffaflıktan kaçırılınca, devlet aklı deniliyor.

CHP Grubuna yoğun ilgi!
CHP Grubuna yoğun ilgi!
İçeriği Görüntüle

Terör örgütünün kurucusuna siyasal rol yükleyen bir süreç işletilince, yine devlet aklı deniliyor.
Hatta bir siyasi partinin iç tartışmaları üzerinde yürütülen hesaplar bile, Devlet aklı diye pazarlanabiliyor.

Hayır! Devlet aklı, iktidarın her yaptığına sonradan giydirilen dokunulmazlık zırhı değildir. Devlet aklı, bir partinin menfaatini devletin menfaati gibi sunma kurnazlığı değildir. Devlet aklı, yanlışların sorgulanmasını engelleyen sis perdesi hiç değildir. Devlet aklı; devletin varlığını, milletin birliğini, hukukun üstünlüğünü, adaleti, bağımsızlığı ve geleceği birlikte koruyabilme kabiliyetidir. Devlet aklı, milletin tarih içinden süzülüp gelen ortak aklıdır.”

Whatsapp Image 2026 06 03 At 12.09.28

Muhabir: Abbas Satır